9 Aralık 2013 Pazartesi

Sensiz ev, festival filmleri ya da çevirisi iyi yapılmamış senetle satılan dünya klasikleri seti gibi be Alazkız


Eskiden
:)
(evet ,tamam kabul ediyorum
eskiden diye başlayan cümleler kuruyorum artık ,ama bu benim yaşlandığım anlamına gelmez:))
Nerde kalmıştık Alazcığım evet eskiden hani şu koca koca televizyonların olmadığı zamanlarda
Evet   bi televizyonumuz vardı ama kanallar beğen beğenebildiğin kadar değildi
1 tane vardı:)
2.sini ben 4.sınıfa giderken açılmıştı sanırım
bulduğumuz günü hatırlıyorum  da
Deden antenle uğraşırken biz kargacık burgacık ekrana gözlerimizi pörtleterek açmış bakıyorduk birşey görürmüyüz acaba diye
Ne bekliyorsam?
 Karıncalanan ekrandan zar zor seçilen ,köprüden atlamaktan vazgeçmiş bir kadın ,onu ikna etmiş adama bakıp ağlayarak ,korkuluklardan inip ayakkabılarını giyiyordu da , pek hoşuma gitmemişti.
 ''Bu ne ya 2.kanalda bunlar mı varmış''diye söylene söylene  memnuniyetsiz yüz ifademde  benle aynı görüşte ,kalkmıştım ekranın başından
İşte o gözümüzü ekrana kilitleyip bakabildiğimiz çizgi film sayısının 2-3 ü geçmediği, o 2-3 ünde Cumartesi günü saat 10'da  İşitme Engelliler Haber Bülteni'nden sonra olduğu zamanlarda
Gülme çocuk !
Pazar gününü dinle  bir de sen  :) o gün hiç bişey yoktu Bu Toprağın Sesi'ndeki Kanber ağaya mum oluyorduk .
İşte o zamanlar da hele bir de elektrik kesildi mi...
En büyük eğlencemizdi bizim
Anneannen ve dedenden bebekliğimize dair anıları dinlemek
en çok da ona ne nederdim,buna ne derdimleri sorup
anneannenin ''pilava pi pi piyavvv derdin'' demesine kahkahalarla gülüp defalarca tekrar ettirmek ,ettirip yine gülmekti.

Şimdi ben işimi sağlama alıp ne olur ne olmaz diye yazayım buraya da unuturum ,sana gülecek anılar biriktiremeyiz sonra

Kitaba      -Pikat
domatese  -obotüs(üzülme bu domatesi her çocuk saçma sapan söyler)
çoraba      -poçak
Alaza        -ayazssş gibi bi ses çıkıyor ama :)sanırım yazılışı en yakın bu
Asyaya    -Attaaa
babaanne  -babayya
araba       -ababa
muz         -muşşş
öpücük    -öppük
tamam      -mamam
saç           -çaç

diyorsun .
Daha nelere ne diyorsun da ,aklıma geldikçe dönüp yazayım o zaman

Takıntılı bir tipsin bu arada
rutinlerinden kolay kolay vazgeçmiyorsun
mor bir ayakkabın var mesela kışlık olmasına rağmen yaz ortasına kadar o mor ayakkabından başka bir ayakkabı giymedin
Ha bir de polar bi ceketin vardı onu da yaz sıcağında giydin
sanırım gezme ve o ikisini özdeşleştirdin
dışarı çıkılacağı zaman o ikisi giyilmezse gidilmeyekcemiş gibi klasik koşullandın
Bu sıralarda da kot pantolon giyilmeden dışarı çıkılmayacak gibi bir yargıya varmışsın du bakalım nereye kadar
Ha bir de şu aralar anneannende kalıyorsun bir kaç gün sınava çalışmama müsade etmediğin için
ve bir kez bile bizi arayıp sormuyorsun
tamam kendine güven bağımlı bir tip olma filan ama
insan bi anne baba der yahu buna bozuğum haberin ola :)

Şaka bir yana da özledik be Alazkız  seni
evin komedisi,aksiyonuymuşsun hani
sensiz ev festival filmleri gibi
çevirisi kötü yapılmış senetle satılan dünya klasikleri gibi
Anadolu Efes oyuncularının klasik müzik konserine gittiklerini düşündükleri  halleri gibi(o ne? deme aç bak youtubeye)

O kadar yani:)
Hadi öppük öppük kocaman öppük çok özledim seni...




2 Aralık 2013 Pazartesi

Bir yumruktan daha büyük olmalı kalbiniz küçük bayan


-Anne dur kapatma
-Reklam ama
-İşte reklamı kapatma
-Neden
biraz duraklayıp reklamı sonuna kadar izledikten sonra
-Ben çok üzülüyorum, her izlediğimde bir anne baba bulmak istiyorum bu çocuklara 
derken ses tonun değişti 
kaçırdın gözlerini benden ya
Kendi yumruğu kadar olurmuş derler  insanların kalbi 
Hadi canım !
Sen basbayağı kocaman kocaman  bi kalp taşıyormuşsun o yumruğun içinde  
anladım,
gurur duydum. 
Evet odanı toplarken hala mızmızlanıyorsun.
Kapıdan içeri girdiğinde fırlatıp çantanı gelişigüzel koltuğa yayılıyorsun.
Çok kibar olduğunda söylenemez.
Ama inan zerre kadar umrumda değil
Oldu ,
olmuş,
işte.
Bir reklamdan duygulanacak kadar naifsin
duygulanıp onlara nasıl yardım edebilirmi düşünecek kadar iyi kalpli
Para biriktirme huyun hiç yokken onlar için kumbaranda para birirktirmeyi ve onlara vermeyi isteyecek  kadar zengin
olmuşsun
iyi bir insan olmuşsun 
sadece kendini düşünmeyen etrafına da duyarlı bir insan
 daha ne isterim ki
Onlara anne baba alamadık ama ufacık da olsa yardımımız dokundu
 rahat olsun o kocaman kalbin
O buğulanan gözlerin 
O titreyen sesin

Sen  mutlu, 
ben mutlu,
onlar mutlu,
eminim:)




Yeni yıl geliyor siz de sevdiklerinize kartlarınızı  buradan alıp ulaştırabilirsiniz.
Ya da sadece bağış yapabilirsiniz
Uzun zamandır sevdiklerime hediye almak istediğmde  Lösev'in http://www.lsvdukkan.com/ sitesini tercih ediyorum .
Bu hem beni,
hem hediye aldığım insanı
hem ufacıkda olsa katkıda bulunduğum çocukları mutlu ediyor.
Yapın
Kocaman kocaman pahalı hediyeleri bi kenara bırakın
Biz bıraktık...



















20 Kasım 2013 Çarşamba

Tütün Kokan Sonbahar...

Sonbahardı...
(fotoğraf Ümit Arslan)

‘’Buraya ne yazmam gerekiyor? ‘’diyerek uzattığım kağıdın bir ucunu bırakmadığımda ,yaklaşmıştı  hiç olmadığı  kadar dudaklarıma  tütün kokan boynun
İçime çektiğimde kapalıymış ki gözlerim sonradan fark ettim şakaklarındaki tek tük ve oralara  çok yakışan beyazları.
 Sen neler yazmam gerektiğini anlatırken ,ben boynunda terk etmeye niyetli olduğum nefesimle vedalaşıyordum ki
Biraz daha yaklaştın ,yaklaştın da  nefessiz kaldım sanki
kağıttan kaldırıp göz bebeklerine kilitlediğinde yüzümü, yaramazlık yapan çocuğun hınzır gülümsemesi de kilitli gözbebeklerinden girdi içeri.
Bir asır kalmıştım
Kalmasam da kalabilirdim hiç sorun değil di
 Ki
 Kalkarken sen,  ayaklarının altında ezilen sarı sonbahar yapraklarının ‘’Şiiişt şapşal şapşal durma! ‘’sesiyle doğrulttum omuzlarımı ve geri çağırdım kaşlarımı çatarak nefesimi,
aceleyle geldiğinden mi,
 tütün kokunu boynuna bırakmayı unutup da onu  da alıp gelmişti de iyi etmişti.
 Rüzgarda savrulan saçlarım da gözlerinle aramıza girmişti de tam olmuştu ayrılığımız .
Saçlarımın arasından kısık gözlerle bakıp ,sadece ;
''Gidiyor musun?''diyebildim.
‘’Gerisini sen halledersin ,başka soracağın bişey olursa ara’’dedin
Ve yaparklarla ,ardında  öylece kalan benim dedikodumu haşur huşur yaparak gittin.
Bu yüzden sarı sonbahar yapraklarım  hep tütün kokar benim.
 .........................................................
…………………………………......

‘’Biliyordum’’ dedi  kalemimin üzerinden yazdıklarıma bakarken boynumu yukarı kaldırıp da tütün kokulu tenini  içime çekerken dudaklarıma da bulaştırdığımın  adamı
‘’Biliyordum,
 o gün gizlice kokumu içine çektiğini…’’






22 Ekim 2013 Salı

Kandım Gecenin Karasına

‘’Kandım gecenin karasına
Artık kimse kıramaz beniii’’
diye usulca aktı kulaklarından boğazına, oradan da sol yanında bi yerlere ılık ılık.
--Ilık ılık mı dedin?Hadi canım sende ılıksa niye  kendini buna inandırmaya çalışırcasına tekrar tekrar tekrarladığın  bu iki cümleden , artık kimseler  battı boğazına ve kıramaz benileri paramaparça edip ,her bir hecesi  moloz yığınına dönüştürdü sol yanında bi yerleri ?hı
--Susss 
dedi içindeki  çatık kaşlı sese
--Sussssssss
derken dudaklarına akan  damla buz kesti
Elleri cebindeydi uzun siyah paltosunun,çıkarıp da silemedi,silmedi
Üşüyordu parmak uçları,
--Parmak uçları olan bi eldiven giyseydim keşke.
--Ellerin eldiveninden mi üşüyor sanki,parmak uçların dokunmadıkça ona hep üşür bilirsin.Şimdi niye eldivenlere bahane bulup kandırıyorsun kendini’’
--Sussss
 dedi  içindeki çatık kaşlı sese kafasını ,sardığı uzun siyah atkının içine daha da fazla gömerek
Derken daha da ağırlaşıp gözbebeklerinden  ,küçük patikalar oluşturdu dudaklarına gözyaşları
Adımlarını hızlandırdı,çatık kaşlı sesinden kaçıyordu 
yürüdüğü düz yoldan ara sokaklara saptı ayakları
Zira beyninde hala  Artık kimse kıramaz beniler çığlık çığlığaydı 
 dayanamadı  bulduğu ilk banka  oturmadı adeta yığıldı 
Çıkardı ellerini cebinden ,parmak uçları kesik eldivenlerinin uçlarından çıkan parmakları yetmedi silmeye hıçkıran gözyaşlarını
Avuçlarını sımsıkı dayadı gözlerine,hıçkırıkları taştı avuçlarından
Ayak ucundan gelen geçene aldırmadan

O kül gibi deniz o sessiz kız

Kayıp bir sandala binip gitti… o an

.......

 --Geçecek!!!
çatık kaşlı sesinden beklenen bir cümle değil di bu 
çekerek burnunu sildi gözyaşlarını, sustu hıçkırıkları 
Sadece ses değildi 
Bu omzundaki el ?
Omzuna değen elini kaldırmadan yanıbaşına oturdu,başını kaldırıp yüzüne bakmasına fırsat vermeden, ses
siyah uzun saçlarıyla gülümsedi ve 
--Geçecek,inan bana geçecek ,hatırladığında  bi gün, beni de bu günü de o kızarmış gözlerinin içi gülümseyecek.
Geçecek...








21 Ekim 2013 Pazartesi

Hani Bugün...

Sen doğalı 2 sene oldu ya
 Ben 2. defa anne oldum ya
Herşeyi silbaştan 2.defa yaşamaya cesaret edişimin getirdiklerini izledim 
2. defa 25 kilocuk kadar  almaya razı oldum mesela 
2. defa ağladım gördüğümde o kırmızı buruşuk suratı
2.defa gecelerce uykusuz kaldım 
2.defa her öptüğümde bal yedi zannetti dudaklarım
2.defa ''Yav tüm çocuklar güzel de benim kızım sanki daha bi güzel''dedim.
gece 2 kıza hikaye okumaya başladım 
ardından gelen 
süt bardakları ikilendi 
müzik çıktığında koşa koşa iki kız getirdi tüllü etekleri
evdeki maç izleme saatlerinin kısalmasında yardımcılarım çoğalıverdi
Evin büyük kızı seninle''Ben dünyanın en şanslı ablasıyım,böyle tatlı bir kardeşim olduğu için''cümlesini kuruverdi
''Kardeşim diyordur ki içinden şimdi,iyi ki böyle bir ablam varmış ne şanslıyım ben'' diye ardından ekledi.
Kısaca hayatımız seninle iki kat daha güzelleşti Alaz kız
İyi ki doğmuşsun 
İyi ki hayatımızdasın 
Seviyoruz hem de çok seviyoruz kız seni:)

18 Eylül 2013 Çarşamba

Alazkızım


Sütünü eline verip iç uyuyacağız tamam mı dediğimde
Mamaaaam dedin o sevimli sesinle ki olmasa bile bana sevimli gelir ya o ayrı
Niye mi öyle,İşteeee öyle .
Anne olunca anlarsın gibi baba bir laf edeyim miJ
Tamam tamam sustum.
 Öyle işte çocuklarının herşeyi annelere hep çok güzel gelir,sevimli gelir,
Kimseye göstermediği sabrı gösterir ki bende öyleyim
Mesela birisi üzerime bi ağız dolusu kustuğunda ona ‘’oyyy kuzum kuzum nasıl hastalandın böyle sen’’demem
Ya da biri beni sabahın 5inde uyandırsa ,tek gözüm açık kucaklayıp öpmem
Gece beni kaldırıp su istese ‘’hay zıkkımın pekini iç bunun için uyandırılır mı ‘’derim muhtemelen
koşarak mutfağa su getirmem.
Yatmadan önce yarım saat masaj yapmam, kaşımam kolunu bacağını ki seni bi kaşıyıp bi öpüyorum
Öyle işte seviyorum kız seni valla bak çok  seviyorumJ
Hah nerde kalmıştım sütünü içtikten sonra popona şöyle bir ,hadi bakalım yatağa vuruşu yapıp gönderdim.
Bardağı mutfağa bırakıp arkandan gelip yarım saat maaj,kaşıma faslından sonra uyutmaktı niyetim
İçerden bebeklikten çıkmış sesin geldi.Baya baya el ele tutuşup halaya duracak çoklukta bir araya gelip  cümle oluşturmuştu kelimelerin .
‘’Anneeeeee del pikat oku men nenneeeee ‘’ senden çıksada bu kelimeler büyüyüp okuyunca anlamlandıramaya bilirsin   ben tercüme edeyim
‘’Anneeeeee gel kitap oku ben uyuyacağım’’ JJJJ
Bendeki uçarak koridordan gelişi , yatağa oturup pikeyi üzerine çekip elin iki dizinin üstünde romatizması tutumuş nineler gibi beni bekleyişini görmeliydin J
‘’Oyyyyyy dedim okumammı okumammı okurum tabi meleğim’’
Dedim  ve ‘’Uykusuz Bir Gece ‘’kitabını sanırım 6 defa okudum J
Bak buraya yazıyorum yaşlanıp gözü az gören,kulağı az duyan bir nine olduğumda bana kitap okurken duymayıp tekrar ettirdiğimde üfleyip püfleme emi 
Şaka bi yana da karşılık beklemek için yapmaz bi anne çocuğuna yaptıklarını ama
 hani diyorum ki olma nankör,kıymet bilmez biri

Ben çok seviyorum seni güzel kızım e sen de az biraz sev bizi emi J

5 Eylül 2013 Perşembe

Bakıcı süreci

Hızla akıp geçiyor zaman ki bundan şikayetçi olup olmama arasında kararsızım hani.
Bir yandan büyüdüklerine sevinirken hayatımız daha da kolaylaşıyorken 
Bir yandan da ya durun ne çabuk büyüyorsunuz yeterince tadını alamadım diyorum.
Bu gün ilkokul 1.sınıfa kaydının çıktığın öğrendik Asya'nın .
O ekranda onu görünce ağlamaklı bile oldum hani ama tabiki daha çok erken olduğunu düşünenlerdenim hem öğretmen hem veli olarak.Seneye başladığında 79 aylık daha mutlu olucaz ve ben o şaşkın gözyaşımı o zaman saklayacağım.
Şimdi anaokulu heyecanıyla idare edeceğim artık ama memnuniyetle tabi.
Tek telaş Asya da değil ,Alaz kız da bu sene yeni tecrübeler yaşayacak biraz endişeli,biraz tedirgin bakımı anneanneden bakıcıya geçti .Korktuğum gibi de olmadı hani.Umarım karşımıza hep iyi insanlar çıkar duası dilimde  ,ha birde balık olmanın 6.hisinin kuvvetine  güvenerek içim de rahat gibi.
Koca koca şehirlerde yaşamamanında avantajı var tabi hemen kim nedir, nasıldır, nasıl insanlardır bir çırpıda öğreniveriyor,bir anda onlarca o insanları yakınen tanıyan birileriyle rastlaşıyorsunuz .
Bakalım ,zaman herşeyi gösterecek.
Umarım gösterdiği şeyler çok mutlu eder bizi.






29 Haziran 2013 Cumartesi

parmak uçlarında bir kadın...

"Kurumuş"dedi avuçlayıp bıraktığı toprağın tozlarını ayağa kalkarken etekleri uçuşan beyaz elbisesine silerek kadın.
 Sulayacak birşeylere bakındı.Armut ağacının altındaki tahta sandalye üzerinde duran sürahiye ilişti gözleri sonra.
 ışıl ışıl oldu gözleri sonra.
 "Buldum" dedi gözleri kıkırdayarak küçük bir kız çocuğunun gözleri oluverdi sonra. 

 Koşarken suya,çimleri ezen çiplak ayaklarından mı
 yoksa rüzgarın boynunda başladığı,saçlarını savurarak etek uçlarında bitirdiği zarif dansından mı bilinmez ,üşüdü
sonra.
 Tahta masanın,tahta sandalyesi üzerindeki beyaz şalı aldı omuzlarina. 
 Tahta masadaki suyu aldı,
koşarak dizçöktü papatyalarının yanına 
 Suyu dökerken gülümsedi boynu bükük papatyalarına .
 Suyu dökerken gülümsemedi papatyalar  sanki ona.
 Fırlattı elindeki sürahiyi,düştü omuzlarındaki beyaz şalı
 Kızdı kendi kendine kadın "Geç kaldım "dedi usulca sonra. 
 Derken yesil beyazlı taş evin ,yeşil boyalı kapısında belirdi adam.
 Elinde bi sürahi su ,
ve gülümsedi kadın, gülümsedi adam,
 "Saçların"dedi kadın yüzündeki gülümsemeyi bi kenera itip  ''ne kadar da beyaz'',
 sustu adam.
 Yaklaştı kadina dogru diz çoktü yanına, adam bakmadı hiç kadına,
elindekileri bırakırken  ,parmak uçları değdi toprağa
adamın parmak uçları yumuşacıktı
gözlerini kapadı adam
gözlerini kapadı kadın
yüzü adamın parmak uçlarındaydı. 
 Eğildi adam papatyalarına "Kurumuşlar" dedi.
 kadının yüzündeydi parmak uçları,
  kopardı sonra kurumuş yaprakları,
 kadının yüzündeydi parmak uçları. 
 parmak uçları ıslandı adamın,
 ''Koparma'' dedi kadın .
 ''Üzülme ''dedi adam duymuş gibi kadını  '' Daha güzellerini ekeceğim benim küçük kadınım''.
 kapattı gözlerini kadın ,adam  pencere kenarındaki papatya tohumlarına uzandı .
'' Dur belini inciteceksin ben vereyim'' diyerek uzatti tohumları penceredeki diğer  kadın. 
 papatya tohumlarını parmaklarıyla eseledigi topraga ekti adam.
 kadının kapanmış gözlerinde ıslanıyordu, parmak uçları 
Topragı okşar gibi kapattı adam , kadının yüzü adamın avuçlarındaydı,
 adamın avuçları,kadınin yanakları sırılsıklamdı. 
 Usulca doğruldu  adam ,penceredeki kadın kapıdaydı. 
 Dönüp tekrar papatya gömülü topraga baktı adam ,
Dönüp tekrar kapıdaki kadına gitti adam
Kapıyı kapattı,ellerini yıkamalıydı yapamadı
 parmak uçlarını öptü adam ,
Papatya kokulu küçük kadın  adamın parmak uçlarından dudaklarına bulaştı.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Ben de seni...


Yorgundu,
Ama yine de asansör yerine merdivenlere yöneldi.Topukları kavga ediyordu sanki basamaklarla .
Oysa ne suçu vardı merdivenlerin,yoktu bilirdi,bilirdi bilmesine de bugünlerde biraz aksi,biraz lanet,fazlaca huysuz gibiydi.Bilirdi bilirdi bilmesine de yine de daha sert vurarak çıktı basmakların son ikisini
Kapıdaydı şimdi.Elini cebine attı .
Anahtarlar!!!
Söylendi kendi kendine ne zaman koyduğu yerdeydiler de şimdi olsunlar ki.Çantasının tüm gözlerinde gezdirdi elini ,en son baktığı gözdeydi,tıpkı tüm anahtarları deneyip de en son anahtarda kapıyı açanı bulduğu gibi.
Adımını atmasıyla içeri, buruk,nemli,küflü bir koku geldi burnuna ,yüzünü ekşitti.
Kapıyı kapatıp anahtarlarını,çizmelerini ve deri ceketini gelişigüzel kapı kenarına attı ve banyoya yöneldi.Bi duş alsa kendine gelecekti.Pantalonunu çıkarıp gömleğinin düğmelerini çözüyordu ki ,burnuna yine o koku geldi
Önce gömleğini kokladı. Yok, değildi kollarını çıkarırken kokladı tekrar  omuzlarnı ,ellerini aynı koku tenindeydi.
‘’Niye şaşırıyorum ki içimde biriktirip unuttuklarım küflenmiştir belki ,evim gibi bedenimde küflü yalnızlık kokuyor iyi mi ‘’dedi.
Bi an sendeledi düşecekti sanki lavaboya tutundu .Başını kaldırdığında ayna da kendi sureti.Baktı tanımamış gibi kısık gözlerle ,birazda iğrenir gibi.
Biraz esmerleşmişmiydi ne?
Yok canım bugün güneş altında fazlaca gezinmişti,ondandı bu kavruk kahve teni
Gülümsedi aynaya
‘’Kavruk kahve ha’’ dedi
Kavruk kahve ten sıfatını  kendine yapılmış bir iltifat sayar gibi
Sonra dikti tekrar aynaya gözlerini .
O da ne! gülümsediğinde gözlerinin kenarlarındaki çizgilerde neyin nesiydi.
1 tane ı ıh   2,3,4,5… yo yo daha fazlaydı sanki.Korkmuş gib geri çekildi.
Sonra tekrar yavaşça yaklaştı geri.
Şaşkın bir ifade takındı şimdi de, açtı gözlerini evet evet şimdi oldu işte çizgiler bir bir gitti.
Güldü bu şapşal haline o güldükçe çizgileri bir bir belirip ona ''merhaba'' dedi.
Çattı kaşlarını onlar selam verdikçe
Çizgileri:Heyyy ne oldu, kızma bize,korkma da ,sıkmada ayrıca o tatlı canını .Yaklaş ,yaklaş bak, bak bi yakından ,yaşadığın her anın cümleleri bizde gizli.Yaklaş ,yaklaş bak hadi yaşadığın güzel kelimelerin satırlarıyız biz  bir nevi.
Tam yaklaşıyordu ki geri çekildi.
‘’Hıh saçma ,çizgisiniz işte bas bayağı koca karı kırışığı işte ‘’diyordu ki bir çizgiye ilişti gözleri
…………….
-Nasıl?
--Çooooook güzel,ama bu bana benzememiş sanki
--Seni çizmedim zaten.Bu senin 20 sene sonraki halin.Sen şimdi küçük kadınımsın benim.Oysa buradaki sen büyümüş,yüzündeki çizgilerle olgunlaşmış,daha da güzelleşmiş bir kadın sanki.
--Evet ya sahi sanki 20 sene sonraki ben gibi.Ne yani 20 sene sonra da yaşlansamda ,yüzümde çizgiler olsa da yine güzel bulacaksın ve hala çok seveceksin beni öyle mi?
--Öyle ya seneler sonra da hala çok seviyor olacağım seni,sen….
Göz yaşları silerken çizgilerin üzerindeki diğer  kelimeleri,dudaklarından süzülen damlalara karıştı dudaklarından çıkan ,
--Ben de seni ….
''Ben de seni'' aynada bir buğu oldu ve sonra yok olup gitti,
Tıpkı onun gibi.
''Haklısınız ''dedi bu defa ,gülümserken çizgilerine
 ''Haklısınız, kalın,kalın  hiç gitmeyin bu gece unutmuşumdur belki ,hatırlatın bana küflü,buruk  masalımı  satırlarınıza gizli cümlelerinizle.

4 Nisan 2013 Perşembe

sence 6 bence 5:)

Evet bugün 6 oldun aslında 5 bitti ama sen yaşını büyütmek konusunda ısrarcısın
30 larından sonra seninle bu yaş büyütme konularını bir daha konuşuruz. Eminim tam tersi bir fikre sahip olacaksın.
Artık senle vakit geçirmek geçen senden bu yana daha da zevkli ,sohbet ediyoruz ,şakalaşıyoruz hatta beni bozduğun bile oluyor.
''Aman anneeee abartma''
''Aaaaa anne dalga mı geçiyorsun benimle sen''
gibi cümlelerinle ya da artık açıklama istediğinde geçiştiremiyorum bir kaç cümle ile cümlelerimi sorguluyor açık buluyorsun kem kümlerle açığımı kapatamıyorum.
''O öyle yapılmaz kızııııım'' dediğinde
''Aaaa Asyacım kızım dememelisin büyüklerine''
''Ama neden?''
''Çünkü ben senin kızın değil annenim''
''E ben babamın babası mıyım peki''
''O da nerden çıktı ''
''E babam bana babacım diyor ,ben onun babasımızyım o da kötü bi öz söylüyor o zaman!!!!''
Özellikle amaçsız, marketsiz,kalabalık parksız boş boş gezmelerimizi seviyorsun-seviyorum
küçük bir kız çocuğunu zoraki gezdiriyormuş gibi değil artık çok sevdiğim bi arkadaşımla sohbet ederek yürür  gibi.
Nasıl desem ki anlarsın sanırım arkadaşlarınla gezme zevkini yaşadığın yaşlarda beni
böyle işte seviyorum seni hem de çok
A bu arada  6 yaşınla ilgili bi anket yaptık senle bakalım bu sene neler out neler in de:)
En sevdiğin yemek:Sabah kahvaltısı
En sevdiğin oyun yal satarım bal satarım
Benimle yapmaktan hoşlandığın şey:Bu aralar favorin ,sinema keyfi:)
Babanla yapamaktan hoşlandığın şey:Koridorda voleybol oynamak ve onu uyurken korkutmak:):)
Kardeşinle yapmaktan hoşlandığın şey:Ona komiklik yapıp gülmek
En sevdiğin şarkı:Hadise Visal
Çizmeyi en sevdiğin şey :Deniz kızları
En sevdiğin kitabın:Şiir kitabım dediğin Pablo Neruda'nın  Bir Yıldıza Övgü'sü
En sevdiği oyuncağın ise Hello Kitty
En sevdiğin film ise ''Karmakarışık''
Herşey böyle süt liman değil tabi

Ani ağlamaların yok zaten pek de yoktu ama kısk kısık dudak büzüp,konuşurken sesin gittikten sonra başlıyorsun dökmeye gözündeki yaşları
e bazen de yerler yumruklanmıyor da değil hani
çocuksun ağla,şımar
çocuksun sen çocuk gibi oluşun sevdiriyor seni:)
küçük insan kılığına girmiş bilmiş bilmiş çocuklar gibi değil yani çocuksun işte burnunu karıştıran,dışardan geldiğinde ceketini fırlatıp ellerini yıkamadan koltuğa yayılan,pamuk şekeri ağzına yüzüne bulaştıran ,salıncakta ayakata sallanan, kaydıraktan kafası üstü kayan ,kitapları seven,çiçeği böceği seven,çocuksun işte

Ve biz seni çok seviyoruz meleğim:)
İyi ki doğurmuşum seni:)



not:yazmadan geçemeyeceğim artık ufaklıkla aynı giyinebiliyorsunuz ve çok tatlı oluyorsunuz :):):):)




28 Mart 2013 Perşembe

sürprizzzzz


''Sana bir sürprizim var''dedim 
gelip giden misafiri sonrası odasını toplamaya üşenip de ben odasını topladığımda .
Heyecanla odasına gidip,asık suratla geri döndüğünde anladım  
sürprizimden pek hoşlanmadığını ve şu sözleriydi onun  itirafı
''Sürprizini sevdim ama keşke şöyle kutu içinde kurdelalı bir hediye verseydin daha iyi olurdu''
Anladım ki o istemeden aldıklarımız,sürprizlerin boyutları arttıkça beklentinin de boyutları artıyor
O zaman süprizlere maddi anlamlar yüklemeden boyutunu küçülterek ama gerşekten hoşlanacağı şekilde güncellemek gerektiğini farkettim
ve ortaya her sabah ben işe giderken uykuda olan Asya için buzdolabi üzerine bıraktığım bu küçük notlar ve kartlar çıktı.
Ve uzun bir sürede kutuda büyük büyük sürprizler rafa kalktı.




11 Mart 2013 Pazartesi

İse bulanan hayaller...


                     Hani aldım zannedersinde  nefesi alamazsın
                        tıkanır kalır da sol tarafında bi yerde döner gerisingeriye de ''offfff''larla dışarı atarsın
          atarsın atmasına da oturur kalır dışarı attığının ağırlaşmış diğer yarısı göğüs kafesinin tam ortasında ya
                  konuşamazsın,ağlayamazsın ,öyle kalakalırsın.
İşte tam da öyle oldum bugün
 is kokan küçücük ellerini,
is karası kenarı yanmış battaniye içindeki küçücük bedenini
O yorgun, bıkmış gözlerini gördüğümde
Zaten olmamıştı bir beşiği bebeğinin ,ya da olmamıştı ders çalışacak bir masası onun abisinin ,kardeş kavgasına neden olan oyuncak arabaları,bebekleri,
kabın kacağın,komşu kahvesi yaptığın bir tepsin,bir fincanın ,
bunlar da ne ki dersin bilirim .
 İçeri gün şığı alan bir penceren,pencerene perden
daha bilmediğim nelerin 
elle tutlur gözle görülürler bir yana
Senin yaşlarındaki kadınların yaşadığı ama senin bırak yaşamayı hayal bile etmeye niyetlenemediklerin olmamıştı zaten 
Olmamıştı ya olan iki döşeğin,minderin,giydiğin çorabın,tek şalvarın,bebeğini sardığın battaniyen de kül oldu .
Şimdi yerde komşu halın,köşede komşu döşeğin yorganın
üzerindekiler
ha bir de arkadaşları aldıp da onun boynu bükülmesin  diye  aldığın kızının okul fotoğrafı 
ve 
ucu yanık bebek battaniyen kaldı elinde 
Hayallerin???
yoktu 
olanı da
kül oldu
   dün gece...

                Kızların sobasını yaktım uyuyorlar içim rahat mı hayır  aklımda hep o soru '' ya o,ya onlar?''
                     


13 Şubat 2013 Çarşamba

Ev yapımı ''Cumulo''

Asya hasta olunca
Hasta olup kreşe gidemeyince
Kreşe gidemeyip ev de oturunca
Ev de oturup sıkıntıdan patlayınca
Sıkıntıdan televizyona sarıyorsa
İmdada yetişir uydurma oyunlar,oyuncaklar


 Öyle gezinirken internette Pal Oyuncak’a rastladım zeka oyunları hoşuma gitti
Hem eğlenceli,hem heyecanlı,hem de eğitici
Aynı zamanda Montessori materyalleri fiyatlarıyla boy ölçüsemese de pahalı
Bu tarz oyunlar da çocuklar en azından Asya  belli bir süre oynayınca sıkılınıyor küçük parçalar kaybolunca oyunun anlamı kalmıyor.
 Bu yüzden Pal Oyuncak ‘daki ‘’Cumulo’’adlı oyunu evde biz yaptık.
Oyun hakkında site de şu yazıyor
‘’CUMULO’’
Hayal gücü, Şekil tanıma ve el-becerisi için yapılmış eğlenceli bir beceri oyunu

Bu oyun el – göz koordinasyonu, hayal gücü ve şekil tanıma üzerine kurgulanmıştır. 


İçindekiler:
24 adet ahşap kart, 24 adet karton, 1 adet kart tutucu ve 1 beyaz zincir.
Genişliği: 310x310x60mm
Yaş grubu: 4+
Oyuncu sayısı:2 – 8 kişi


 Ben  ahşap kartlar yerine şekilli kartonları mukavvaya yapıştırarak  oluşturdum kartları
Kart tutucu olmazsa olmaz değildi zaten yapmadım.Beyaz zincir yerine de eski bir kolye zinciri kullandım 


 oyun,
Ahşap parçaların üzerine yapılan resimlere bakılarak beyaz zincirle o resimler tekrar yapılır. Oyuncular eşleştirmek için aynı motife sahip ahşap kartları bulmaya çalışırlar. Kim ilk önce kartı bulursa kartı alır. Oyun sonunda en fazla karta sahip olan oyunun galibi olur. Oyunun farklı versiyonlarda da oynanabilir.

e olmamaış mı olmuş
 Cumulo 50 tl 
biz de 2tl:):):)


12 Şubat 2013 Salı

Sen anne olduğunda ben...

Sormasaydın 
''Ben ne zaman büyüyeceğim?''
''Ben büyüdüğümde sen anneanne mi olacaksın?''
''E ben nerde olacağım evlendiğimde?''
''Sen nerde olacaksın?''
''Peki bana kim öğretecek?''
 ''Neyi''
 diye ben sormasaydım
Sen söylemeseydin
Neyi olacak omletten Mickey Mause yapmayı



ya da Marsu Pilami

Ve de sahne kurmayı.
Ben bunları nasıl öğreteceğim sen olmazsan 
Ben yapamam ki çocuklarım isterse bunları

                                                                           demeseydin 
                                              Ben hiç aklıma getirmeyecektim büyüyeceğini ,anne olacağını
                                               Seninle birlikte benim de büyüyeceğimi, anneanne olacağımı
                                                            Büyürken yanında olup olamayacağımı
                                              ve bilmeyecektim benim, senin gözünde herşeyi bilen olduğumu
                                                     e şimdi iyi mi yaptın gece gece kötü mü bilemedim:)
                                                       Ama ben gece gece bir kez daha şükrettim 
                                                     yanımda olduğunuz ve yanınızda olduğumuz için
                                                     Ve dua ettim zamansız yanından ayrılmamak için
                               En azından çocuklarına omlatten Mickey Mause yapmayı sana öğretmeden:):):):):)

3 Ocak 2013 Perşembe

SON DAKİKA!!!


Son dakika
Yurt genelinde yapılan operasyonlarda toplum ahlakını hiçe saydığı gerekçesiyle bir çok masal kahramanı göz altna alındı.
Uzun zamandır yapılan takip ve dinlemeler sonucu
Aynı evde yedi erkekle nikahsız yaşadığı ara sırada evden kaçıp prensle üvey anne lakaplı torbacıdan uyuşturucu elma alıp kafayı bulduğu sabahlara kadar öpüştüğü tesbit edilen pamuk prenses adlı kadın yakalandı.
Göz altına alınırken yüzünü saklayan pamuk prenses cücelerle işim olmaz prenside uykuluydum hatırlamıyorum dedi.
Aşağı mahalle de ise her gece evden kaçıp 12 ye kadar gelmeyen Sindirella’nın annesinin şikayeti üzerine ‘’Kız kısmı 12 ye kadar sokakta kalır mı tüü sana yasasının bir de elin adamıyla dans ediyorsun utanmaz maddesine göre apar topar gözaltına alındı.Daha önce de Sindirella denilen kzın geceleri  parti parti gezip elin oğlanlarıyla dans etmekten bir çok sabıkası bulunduğu tesbit edildi.
Bu sırada kadın kıyafeti giyip eşcinselliğe özendirdiği iddaa edilen kurt halk tarafından ‘’Erkek çocuklarımızın ahlakını bozuyor  vurun kurtpeye ‘’nidalarıyla linç edilmekten son anda polis tarafından kurtarıldı.Mahkemeye çıkarılmak üzere orman cezaevine gönderilen kurt ‘’Pişmanım amacım sadece karnımı doyurmaktı ‘’dedi.
Cezaevine gönderilen kurdun dart tayt giyip ‘’Erkek adam tayt giyermi maddesiyle daha önce hapse atılan Peter Pan ile aynı koğuşta olduğu alınan duyumlar arasındaydı.
Uzun zamandır aramızda yaşayan ve bir türlü bulunamayan edepsiz Zeze ise dün nihayet  duyarlı bir öğrenci velimizin ihbarıyla yakalandı.Tüm soruları cevapsız bırakan Zeze mahkemeye sevk edilirken babası Jose Mauro’nun  gözünde iki damla yaş vardı.

Tüm yurt  Zeze’nin de yakalanmasıyla derin bir nefes aldı
Maazallah yakalanmasa arsız,edepsiz,namussuz bir neslin yetişmesine sebep olacaktı.

Haberler bitti şimdi izlenme rekorları kıran eğitici öğretici  güzide aile dizimiz   ‘’Alemin Kralı’’ ekranlarınıza gelecek.
İyi eğlenceler Türkiye
İyi geceler!!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...