25 Şubat 2012 Cumartesi

ASYA

''Dileğim'' demiştim poğaça ayakların yandığında
Dileğim yalnız hasta olmayasın,
bir kase çorba yapanın ya da bir bardak su getirenin olsun hep yanında.
Şimdi ikinci bir dilek daha
''Hep yanında olacağım.
Ne birinde kalabileceksin,
ne gece gezmelerin olacak
ne de uzaklara okumaya gönderirim seni
yanıbaşımdan ayırmadan koruyacağım. ''diyemem
Olacak hepsi ben ne kadar seni sakınsamda yanacak canın
Dileğim;
Şu serum iğnesinin battığında acıdığından fazla acımasın canın
onun açtığı yaradan büyük olmasın içinde açılan hiçbir yara
ve hep iyi insanlarla karşılaşasın
merhametli
sabırlı
içinde insan sevgisi olan insanlar olsun yürüdüğün yolda...

17 Şubat 2012 Cuma

Matematiği sevdiren dokunuşlar

Babam öğretmen olduğu için akşam gezmelerimiz de öğretmen evlerine olurdu.
Ve orada hep,
mevcut çocuklar yan yana oturtulup''Gelin bakalımmmm 5 kere 7 ?''diye başlayan soru
cümleleri kuran ev sahipleri
ve bu benim en sevmediğim sahneydi.
Aslında matematik ruhum yok değildi öğretmen olunca anladım ki şu temel denen şeyde vardı
bir eksiklik.
Öğretmeniniz anlamadıkça batılan ,batıldığını gördükçe ''Nasıl olsa batıcam ,en iyisi hiç yaklaşmayayım''diye uzak durulan bir bataklık değil de ,
bir sayı oyunundan ibaretmiş gibi öğretirse seversiniz.
Asya'nın sayılarla arasını şimdiden iyi tutmak için .
10 'a kadar sayılar ve 10 adet matematiğe sevgi kalpcikleri iliştirdim tşörtüne keçelerden.
Sever mi sevmez mi bilmem ilerde
ama
temeline küçücük bir kum tanesi benden:)
(((Şurada da oyunla kolay çarpım tablosunu öğrenme yollarını anlatmıştım. Asya için erken ama bu dertten muzdarip olan varsa deneyebilir :))))

14 Şubat 2012 Salı

...

Öyle büyük büyük şeyler değildir aslında beklenen
Ne olduğu değil,
nasıl düşünüldüğü ve nasıl sunulduğudur ona değerini veren.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Komşum

Bir komşum var benim
kapısını her saat çekinmeden çalabildiğim
tuz,şeker,kahve hatta patates bile isteyebildiğim
kızları emanet ettiğim
''Ben yemek yapmadım sizde ne var?''diyebildiğim
Ne der diye düşünmeden ne derdim varsa anlatabildiğim
yanında çekinmeden gülebildiğim,ağlayabildiğim
Bir komşum var benim çooooooook sevdiğim seslenirken ''anne'' dediğim:)
Canım annem Allah seni yanımızdan ,yamacımızdan,hayatımızdan eksik etmesin.
Bu da geçen gün anneannenin Asya'nın oyun hamurlarıyla yaptıkları
Asya kıskandı yaptığı şekilleri sessiz sessiz gelip el ucuyla bozuyordu yaptıklarını
Ama anneanne çocukluğunda çamurdan az yapmamış böyle şekilleri hemen yenisini yapıyordu
Asya çıldırıyordu tabi:)

9 Şubat 2012 Perşembe

Bir taşla üç kuş

Kreşte ardı ardına yapılan doğum günleri iştahını kabartıp
kendi doğum günü için sabırsızlanırken.
''Benim doğum günüm ne zaman?''
''Yarı mı?''
''Bugün mü?''
''3 defa yatıp kalkıcaz ondan sonra mı?''
sorularını ardı ardına bıkıp usanmadan hergün sorarken.
tam yerinde tam zamanında bir ödev oldu
''Dünya hakkında bilgiler toplayıp,konuşunuz''
Aklıma ''Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir''kitabındaki etkinlik geldi
Önce ardışık yaşlardaki üç çocuk fotoğrafı bulunup kesildi dergilerden.
Sonra yaşları tahmin edilip yazıldı ,boyandı en renklisinden
İki top en uygun malzemeydi Dünya ve Güneş'e ,
onlarda kaplandı grapon kağıdının turuncu ve mavisiyle
Misafir arkadaşımız da olunca tesadüfen,
biri Güneş oldu biri Dünya büyüdü bebekleri her dönüşünde Dünyanın, Güneş'in etrafında

1

2

3

dönüş tamamlandığında doğum günü kutlandı

Kutlamada vazgeçilmez ise tüllü elbise ve vişneli pastaydı

Bi taşla üç kuş bu olsa gerek

Bir oyunla,

Doğum günü sorularından,

ödevimizden

ve

''üç çocukla evde ne yapacağım şimdi ben''derdinden kurtulmuş olundu.

6 Şubat 2012 Pazartesi

Siyah Önlüklü Alaz

Ne güzeldi değil mi?
Şu siyah önlüklü,
dantel yakalı,
kırmızı kurdelalı ,
zamanlarımız.
Kızım bundan bi haber olmasın diye
işte kırmızı kurdelalı,
beyaz yakalı,
siyah önlüklü ,
Alaz:)

2 Şubat 2012 Perşembe

Kendin Yap, Kendin Oku:)

Rutine bağlayınca bazı şeyleri çok daha kolay geliyor gerisi.
Çocuklar sevmiyorlar neler yaşayacaklarının,
ne yapacaklarının iki dakika önce söylenmesini.
Giyinmesi gerektiği an,
''Hadi giyineceksin ''dediğinizde elinizde çorap,önünüzde çıplak bir çocuk kovalıyorsunuz peşinden muhtemelen benim gibi.
Ya da
'' Hadi yemek yiyeceğiz'' dediğinizde ,
''Ben yemem onuuuuu '' e cevap belli.
Bahanelerin dizi dizi önünüze geldiği an ise uyku vakti.
''Uykum yok benim,
saat daha 5 uyku vakti değil''(oysa ne 5'i vakit çoktannnnn yatmış olma vakti)
Zar zor ikna olup yatağa girse bile...
''Acıktım''
''Susadım''
''Çişim geldiii''
Buna çözüm düzenli bir rutin oluşturmakta gizli.
Biraz uzun zaman alsa da
artık ne yapacağı ona iki dakika önce sürpriz değil.
Biliyor ''Asyaaa saat 9 a geliyor'' diye son çağrı yapıldığında başına ne geleceğini
Ve ben söylemeden sayıyor kendisi
''Önce süt içicez,
dişimizi fırçalıycazz,
çişimizi yapıcaz,
sonra hikaye okuyacazzzz (''iki,yok üç,ya bugün dört hikaye olsa olmaz mı?'' pazarlığıyla )
koyunları çitten atlatıp uyuycazzzzz:)''
Bunu iki üç gün istikrarlı bir şekilde yapınca daha kolay oluyor uyku saatleri krizi.
Ne söyleyecektim yazı nerelere gitti
Dün akşam kendi hikayesini
kendi uydurdu,
kendi çizdi,
kendi ciltledi.
Bir Dolap Kitap'ın minik kitabını kazanamayacağımızı anlayınca biz de kendimiz yapalım dedik.
Emek vererek yaptığı hikaye okunacağı için
uyku zamanı onun için ayrı bir heyecan ve keyifti:)
İki çöp adam çiziyorsa ,kesiyorsa resimleri,hayal dünyasının büyüklüğüyle başedilemez zaten çocukların,uydursun bir iki .
E öyleyse ne duruyorsunuz uyku vaktinden önce yapsın ,yapıştırsın,çizsin,okusun kendi hikayesini.
Emin olun bu iş onun için çok özel ve zevkli.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...