28 Şubat 2011 Pazartesi

Eşyaların sesini dinle!

-Asya yemek yemek ister misin?
-Hayır
-Asya yemeğini mutfağa götürüyorum o zaman.
-Hayıııı götürme
-Yaaa hadi ye o zaman
-Hayııııı yemek istemiyom.
-Tamam götüreyim yeme o zaman
-Hayııııı götüme burda kalsın
-Asya sen herşeye hayır mı diyeceksin böyle
-Hayıııııı
-Tamam ben sana soru sorayım sen hep hayır de tamam mı?
-Evet:):):)
Gün içerisinde hangi soruya ya da isteğe evet cevabını verdiğini tahmin etmek hiç zor değil
Tabi ki bir elin beş parmağından az sayıda
Hayır mı?
Yüzlerce defa.
En sıkıtı çektiğim durumlar:
çorap giydirme,
kıyafet değiştirme,
dışarı çıkmaya ikna etme,
Ergen gibi hiç ama hiç dışarı çıkmak istemiyor.Park,oyun ,bisiklet ne olursa olsun dışarı çıkmak istemiyor.
-Asya pencereden bir bak yağmur durmuşsa dışarı çıkalım
-uuuuuvvvv çok yağmur yağıyor çıkamayız(hiç yağmur yağmıyor bu arada)
-Asya çok sıkıldın hadi çıkalım biraz
-Hayıııl sıkılmadım ,ben çok mutluyum bak hihi hiiiiiiii.....
Ama bu günlerde eğer uyku mızmızlığı anlarında değilsek çok işe yarayan bir yöntem buldum
''Eşyaların Sesi''(Ben orta okula gidene kadar dinledim seslerini ,hep onlarında konuştuklarını hayal ederdim aramızda kalsın:)
Çorabını giymek istemediğinde;
--A aaaa Asya bak çorabın ne diyor dinle
--Ne diyor?
--Dinle
--Duymadımmmmm
O dinlerken ses değiştirip çorap konuşturluyor
--Ben Asya'nın ayaklarını çooook seviyorum ve onları çok özledim beni ayaklarına giyer mi acaba?ağlama efekti büzüşmüş bir çorap ifadesi.
--Yaaaa tabiki giyelim:)
Oyuncaklarını kaldırmak istemediğinde;
--Asya bak kulelerin sesini dinle
--Ne diyor
--Asya böyle üst üste çok sıkıldık odamızı özledik bizi oyuncak raflarına götürürmüsün?
Orda uyumak istiyoruz.
--Tamam onları götürüp uyutayım
Ve buna benzer bir çok cevabı normal şartlarda ''Hayır!''olan bir isteği ,eşyaların seslerini dinle diyerek yerine getirmesini sağlayabiliyorum:)
Tabi geçen gün kendi kazdığım kuyuya düştüm
Baş ağrısından duramazken
--Anne bak şekelin (bebeğinin)sesini dinle ne diyol
--Ne diyor kızım
--''Hadi kalk benimle oyna''diyol
--Duymuyorum
Sesini değiştirip incelterek''Hadiiiii kalk benimle oyna bak çok üzülüyolummmm...
E kendi düşen ağlamaz mecbur oynuyorum:):):)
Eşyaların sesi döndü dolaştı bana geri geldi:P

24 Şubat 2011 Perşembe

Kısa bir hikaye ama benden değil

video

Ters tutulmuş alakasız bir kitap,ve ''Nina'nın emziği'' nin Asya ca anlatımı

Biraz gülümsemek için.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Çocuklar banyo yapmayı neden sevmezler?

Kayboldummmmm kayboldummmmm diye bağırdığında anladım banyoyu sevmemesinin nedenini.
su ılık,
şampuan göz yakmaz,
üşümüyor,
yanmıyor,
e neydi sorun?
Çocukların sorunu ne bilmeme ama Asya'nın korkması ve sevmemesinin nedeni,
Gözlerini kapattığında kaybolduğunu sanması.
Evet.
''Kayboldum anne beni bullll:( Seni kaybettim anne''diye ağlayınca anladık banyodan değil kaybolmaktan korktuğunu.
Hiç aklıma gelmemişti. Aylardır neden banyodan nefret ettiğini anlayamamıştım.
Anladım.:)

19 Şubat 2011 Cumartesi

Utandım da utandım çok utandım da utandım.

Dün,
O anki fotoğrafım çekilmiş olsaydı Kars'da ki bu fotoğrafıma yakın bir şeyler olurdu.
Bir tek kırmızı eşofman altı yerine sabah sobayla uğraşırken sağ paçasında soba karası izi bulunan gri kumaş pantolonum,
su bidonlu el arabası yerine kırılmasın diye saman içine saklanmış köy yumurtalarım,
saçlar ,günde üç defa sınıf süpürmekten toz beyazı,
yüz, yansın diye sobaya üflemekten is karası,
göz altları ,yorgunluk moru,
omuzlar, yorgunluk düşüğü,
Minübüsten inip 600 metrelik ev yolunda ilerlerken karşıdan gelen araba yavaşladı.
Ben kim acaba diye kısık gözlerle bakarken.
Güneş gözlüklü,şıkır şıkır küpeli,dudakları rujlu, bi öğretmen arkadaşım ''Kısssss Seldoşşş''diye seslendi.
Arabanın yanına yaklaştığımda dizde eteğini,çizmelerini görüp missss gibi parfüm kokularını da duyunca pencereden aşağı elimde samanlı yumurtalarım kayboldum gittim.
Arkadaşımı çok severim çok mütevazıdır ama bir ona bir kendime baktım da çok utandım o da öğretmen di ben de.
''Aaaa saçmalama ne utanması,akşama kadar öğretmenlik dışında herşeyi yapıyor is ve toz bulutu içinde yüzüyorsun '' dedim içimden ama hoşça kallaşırken bile benim yüzüm kıpkırmızıydı.
Nasıl etkilendiysem rüyamda eşim beni Yahşi Cazibe'nin Simge'siyle aldatıyordu.
''Ya ne buluyorsun o kadında,çok salak '' diye sorduğumda.
''Tamam öyle ama bi bak ne kadar bakımlı ve güzel ''dedi.
Sabah yaşadığım utancı akşam bir de rüyama taşıdım.
Ama bugün iyiyim tatil ,tertemiz ve bakımlıyım:):):):)

15 Şubat 2011 Salı

EMZİK AŞKI

Bir kitap aldım
Bu konudaki tüm düşünceleri değişmese de,bir mucize beklemesem de,hani azıcık miniminnacık bir esneklik olur sandım.Sandığımla kaldım.
Konumuz şu:
Nina emzik bağımlısı ,havuza,işe,hatta düğününe bile onula gitmekte ısrarcı .
Tam emziğinden vazgeçmemiş güzel güzel oynarken kurt gelip onu yemek istiyor.
Onu sinirli gören Nina ona emziğini verip sakinleştirip kuzu gibi yapıyor.
Emziğini soran annesine ise'' Benden daha çok ihtiyacı olan birine verdim ''diyor.
Böylece emzik sorunsalı ortadan kalkıyor.
Yok canım kalkmıyor,öyle kolay değil.
Kitabın Nina'sı olacağına emziğin yeni sahibi kurt olmayı seçen cimcime
Tüm düşünceleri altüst ediyor.
Her akşam Nina ve emziği tiyatrosu oynanıp emziğin son sahibi kurt rolünden hiç vazgeçmiyor.
Çok mu sorun emzikten vazgeçmemesi?
Değil :)
Vazgeçtim ,canı ne zaman isterse o zaman bıraksın:):):)
Emziğiyle olan aşkına engel olmamaya karar verdim.
Anlaşarak ayrılmalarından yanayım:)
Kitaba gelirsek eğlenceli ve esprili bir kitap:)
Fransız yazar Christine Naumann-Villemin yazmış,Kır Çiçeği Yayınları'nın bir kitabı ve bu yayınevine ait hangi kitabını aldıysam Asya çok ilgilendi ve eğlendi.
Emzik bıraktırmaya yardım için hayır ama eğlensin esprili bir kitap okusun, okuyayım diyorsanız:)tavsiye edilir:)

11 Şubat 2011 Cuma

Asya keçisi

Keçi derler köprüde karşılaşıp da yol vermeyerek birbirlerine ,dereye düşenlere.
İnatçı derler ,keçi inadı.
Eminim o keçilerde 2,5-3 yaşlarındaydı.
Tüm keçilerin adını çıkardı.
Oysa yaş ilerledikçe inatçılıkları yok olacaktı.
Malta mı?
Tİftik mi?
Kaşmir mi?
Kıl mı?
Bilmem ama bizdeki keçinin türü Asya keçisi.
Hem de en inatçısından.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Eve iş getir-me-

Eve çok iş getirdim bu yıl.
Materyaller,harfli resimler,metin kartonları ıvır zıvır harf öğretimi ile ilgili bir çok şey.
Bu sebeptendir ki harfler, harflerin telaffuzu dilimizde çok dolaştı
Ve yine bu sebeptendir ki,
Televizyonda ''Şimdi limonumuzu sıkalım''diyen aşçıya bakıp,
''Anne limon llllll sesiyle başlar.''dedi.
Şaşırdım ama bu sadece ,heralde bir ezberdi.
Bu gün kahvaltıda eline aldığı bir dilim ekmeği ,bize bir şeyler anlatan babasının kolundan çekiştirerek,
''Baba baba bak senin B'sin''
Anlamadık ilk başta yine tekrarladı.
''Bak babanın b'si'
' Gittiğ yer okul,ilerde olacağı öletmen,oyunları öğretmencilik,öğrencileri var ,ya da kendisi öğrenci
Bu durum bir anlık hoşumuza gitse de , bizi güldürse de
Bu durumun ve harflere ilginin fazlalaşması erken okuma yazma öğrenme durumuna yol açabilir.
Erken okuma yazmanın pek bir faydası olmadığını hatta çocuk için okul zamanında çok can sıkıcı durumlara yol açabileceğini bilen biri olarak,
artık evde harfler dile getirilmeyecek ,hatta hece hece bile konuşulmayıp uzuuuuuuun cümleler kurulacak:)
Okul oyunlarına bir süre ara verilecek.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Tam dört yıl olmuş dün,hiç bilmediğimiz yerlere hiç düşünmeden gittik:):):)geldik

Mutsuz kadın evi demiştim en son yazımda.Merak eden arkadaşlarım olmuş.
Endişelenmeyin o ev benim evim değil:)
Evet bir soğukluk oldu ama evimizde değil:)elimizde,bembeyaz ,buzzzz gibi
Tam dört yıl olmuş dün evleneli ve ben kar görmeyeli.
Hiç bilmediğimiz yerledeydik bir kaç gündür.
Hiç düşünmediğimiz bir anda çıktık.
Üzerimizde Adana iklimine uygun ince kazaklar,baharlık spor ayakkabılar.
Arabaya bindiğimizde nereye gideceğimizin planını yapamadan.
Kendimizi Niğde,Nevşehir,Ürgüp,Avanos'un soğuk ikliminde karların ortasında bulduk.
Güzel oldu ama bir tek bere,atkı takviyesi gerekti o kadar.
Gezdik gördük:)
Ama gördüklerimizden pek bişey anlamayamadık.:)
Olmadık yerlerde çişi gelen ,işine gelmediği durumlarda uykusu gelen,yoğun kaprisli,inatçı ve ilk defa kar görmenin sevinciyle biraz çıldırmış,kendini dünyanın merkezinde zanneden Asya kızın sayesinde.
Tamam zordu belki onunla gezmek soğukta tarihi turistik yerleri ama çok eğlendiğini görmek herşeyi unutturuyordu.Yüzündeki sevinci görmemek mümkün değil öyle değil mi:)
Ve dönüş yolunda ,Asya arka koltukta uyur vaziyette iken birden doğruldu ve ha ha haaaa diye gülmeye başladı:)
Gülerek ''Hangi balık fale yakalal?''dedi.
Anlamadım ilk başta yineledi''Hangi balık fale yakalal?''
Nerden duyduğunu bilmediğim ,onun uyuklarken hatırlayıp katıla katıla gülerek sorduğu zıpır bilmeceye,
''Bilmem kim?''dedim.
Cevap:)Pisi balığıııııı ha ha ha haaaa:):)::)
3 saatlik yol boyunca o kaç defa soru ve ben kaç defa yanıtladım ve biz kaç dakika güldük her defasında sıkılmadan bilmiyorum:)
ilk espirisini yapan kızınsa ,aynı espiriye defalarca gülüyormuşsun:)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...