20 Ekim 2010 Çarşamba

Yine duvar çizimi biri Asya biri okul için.

Ohhhhh 3 ay tatilim var diye nispet yapan sen misin?
Şimdi başımı kaşıyacak vaktim yok
Ve öğretmenlerin çok tatil yapmasının sebebi o çocuk sesinin kulaklarda ve beyinde yaptığı kimi zaman kalıcı da olabilen hasarları en hafife indirmek.
Yoksa emekli olamadan tımarhenelik olmak kaçınılmaz.
En çok üzüldüğüm de akşama kadar onlarca çocukla uğraşıp evde bir çocuğun sesine tahammül edemez duruma gelmek.
Sevmem işinden yakınmayı aslında bu kadar işsiz insanın olduğu şu zamanda.
Ama bazen ses dayanılmaz oluyor ki yapılan sadece öğretmenlik olsa ,
müfettiş,istenen bir sürü kağıt israfı belge......
Bir tek ,
hatırlarsınız sınıflardaki mevsim şeritlerini işte onları yapmayı seviyorum.
Hazır artık çoğu belge resim kullanılacak bir çok malzeme eskisi gibi değil.
Ama yok illaki ben yapmalıyım birazda çocuklar dahil olmalı içine sevmiyorum al yapıştırları
kimine göre gereksiz zaman kaybı gibi görünse de sınıfımda benden izleri seviyorum .
İşte tamamlanmamış mevsim şeridi için yaptığım resimler.
Bukadar iş arasında bir de Asya ya birşeyler çizdim ki tüm yorgunluğumu bu aldı.
Eski çizimlere sevgili Zuhal'in hediyesi kelebek resimlerini ekledim.
Ha birde Rozerin'im var odası için resim sözverdiğim,hazırladım en kısa zamanda göndereceğim affet beni özürdilerim bu kadar geciktiği için...
Bir de arayı çok açmamın suçlusu sadece internetim ben masumum .

15 Ekim 2010 Cuma

Bunama belirtileri gösterdiğim şu günlerde unutmadan.

Uzun zaman olmuştu hatta arada unuttuklarım bile oldu sobe mi dersiniz mim mi bilmem ama sorulan sorulara cevap vermeyeli , vermediğimde oldu ama kasıtlı değil tabi. Hani olur ya sizi arayan birini görürüsünüz cevapsızlarda uygun zamanı beklerken unutursunuz günler geçer üstünden ve sonra çok zaman geçtiği için de kendinizi savunacağınız bir söz bulamaz ,unuttum demeye de utanırsınız,
siz böyle şeyler yapmaz mısınız?
Tühhhh!
Ben yaparım unutkanlığım tavan yaptığında
şu günlerde de olduğu gibi geçen gün konuşup banka koymuşum telefonumu,bulan annemi arayana kadar da haberim olmadı.
Ya asma kilitli sınıfımın üç yedek anahtarını iki hafta içinde kaybedişim.
Daha fazla batmamak için anlatmadan ,Sibel'in istatistik sorularını da unutmadan ben cevaplara geçeyim
İşte en fazla okunan 5 yazı.
08 Ara 2009, 8 yorum
213 Sayfa görüntüleme
30 Mar 2010, 21 yorum
199 Sayfa görüntüleme
04 Tem 2010, 21 yorum
172 Sayfa görüntüleme
14 Şub 2010, 7 yorum
140 Sayfa görüntüleme
15 Şub 2010, 24 yorum
133 Sayfa görüntüleme

10 Ekim 2010 Pazar

Pazar Anatomisi

Baharı görmeden kışa geçtiğim şu günde,
Bir demlik çayın kaynama
+
Bulaşıkların yıkanma
+
camların silinme
+
perdelerin yıkanıp asılma
vakti kadar
defalarca defalarca onu dinledim...
sıkılmadım mı
yok....
Hemde hiç:)
Öyle ki yapılan işlerin yorgunluğu olması gerekirken şu an omuzlarımda,
yok...
Hemde hiç:)
Ha bir de,
ezberledim masallarımı,şarkılarımı
olmadığı için bir televizyonum ya da projektörüm akıllı tahtadan hiç söz etmiyorum:)
Geçeceğim yarın karatahtamın başına elimde tebeşirim,
dudaklarımda eeeeeeeeeeeeeee sesi,
bir harf öğreteceğim kırk yıl kölem olmalarını istemeden:)
bir harf,
ilk harf
Son zamanlardaki sessizliğimin minik minik 19 sebebine...
Şimdi uzanacağım yatağıma kulağımda haliyle hala o
ama aklımda yarın....
Çocuk gibi.
Heyecan???
Var...
Hemde çok:)
Niye mi????
Bilmem...
İşte...
Öyle...:):):)

2 Ekim 2010 Cumartesi

Bir Salkım Vişnemiz

Olmadı...
Her iki senede bir
bindiğimiz kamyon kasasında tanımadığımız yollara doğru yol alırken küçülüp kaybolan
o tanıdığımız yerleri ardımızda bırakıp bir daha hiç oralı olmadığımızdan mı?
Her yeni yerde her yeni insana karşı annemin önümüze çektiği o görünmez duvardan mı?
Yabancı yerlerde yabancı olup aynı soyadalı bir sürü insan arasında yabancılaştığımızdan mı?
Yoksa sadece benden mi kaynaklandı bilmem,
içten sarılışların ardından sırtımı sıvazlayan ya da sıvazladığım,
hiç düşünmeden ağız dolusu yapılan tatlı sırların anlatanı ,
hiç düşünmeden yapılan ağız dolusu sıların dinleyeni,
mutluluğun ya da üzüntünün paylaşanı,
paylaşılanı...
OLAMADIM ben.
Grupça gidilen eğlencelere ''Hadi sen de'' denildiğinde
İşim var larım çoğaldıkça
''Hadi sen de'' ler azaldı.
Azaldıkça sondan bir önceki durakta,
tepe başında ,
uçurum kenarındaki kaysı ağacı altı zamanlarım çoğaldı.
Bu zamanlar çoğaldıkça arkadaşlarım azaldı.
Onlar azaldıkça mutlu anlarım
yada üzüntülü zamanlarım anlamsızlaştı.
Kendi başına bişeyleri yaşamak ister acı ister tatlı
damağımda hiç bir tat bırakmadı.
Olmadı...
Dostum sözcüğünün iç hep boş kaldı.
Anlamıyorlar beni diyordum ama asıl anlamayan bendim sanırım.
Bir yerden başlamalıydım.
Anlatmak istediğimde telefona defalarca bakıp sonunda ik çift yazmalıydım.
Onu ne ilgilendirir ne düşünür dememeliydim.
Çok fazla şey bilmem de gerekmezdi hakkında ya da onun benim hakkkımda,
gözlerinden ne dediğini anlamalı,ne dediğimi anlamalıydı.
Oldu...
Belki hiç birşey bilmiyorum diyecek kadar bilmiyorum hayatını yaşadıklarını,
belki hiç birşey bilmiyor o da.
Ama ilk defa söylemek istediğimi gözümle anlattığım biri girmişti geçen yıl bu zamanlar hayatıma.
Çok sorgulamadı sormadı sadece dinledi.
Anlayamadıklarımızla anlaşamadıklarımızla eğlendi beni de eğlendirdi.
Şimdi O da burda
dinlemek ,konuşmak, zaman geçirmek zevkti.
Okumak da ayrı bir zevk olacak şimdi benim için
İyi ki varsın Asya cicişin Öslem'i ,
Yazmak okundundukça daha da zevkli ve anlamlı hale geliyor sizde bir hoşgeldin demek istemez misiniz:):):)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...