28 Eylül 2010 Salı

Geldim Geldim:)

Çok oldu değil mi yazmayalı?
Değişiklik var mı hayatında diyen Özlem'e
''Nebileyim işte aynı heralde''dediğim günden bu yana bir yıldır durağan hayatım birden gaza bastı
Hem de acemisi olduğu yollarda
Madde madde yazayım da sıkıcı gelmesin::)
1.İlk gün direği sıyırarak,ikinci gün kavşakta önüme birden çıkan arabaya bakakalıp direksiyonu bırakarak,üçüncü gün tüm heyecanımı atarak araba kullanmayı öğrendim
Ve diyorum ki benim kadar arabalardan korkan bir insan şimdi tek başına gezintilere çıkabiliyor,araba kullanabiliyorsa şu yazıyı okuyupta ''Hayatta kullanamam'' diyen arkadaşım sana sesleniyorum sen havada karada kullanırsın:):):):):)
2.Sevsem mi sevmesem mi bir türlü karar veremediğim mesleğim,
karşı konulamaz ama anlaşılması da zor ama şeytan tüyü olan bir sevgili gibisin tam ''Tamam sevmiyorum artık seni''dediğimde yine yeniden kandırıyorsun beni:)
Bu yıl çok yorucu olacak gibi,
Uzunnn zaman oldu mini mini birleri okutmayalı
şimdi en az onlar kadar yabancı
onlar kadar heyecanlıyım yaptığımız çizgilere karşı
Ama yaşamı boyunca kullanacağı okumayı yazmayı birine ben öğrettim demek ayrı bir keyif olacak gibi:)
3.Bir tek okullu olan ben değilim.
Bu yıl hem veli hem öğretmenim.Asya'da kreşe başladı aslında tam başladı diyemem evimizin 300 m ilerisindeki kreşi görüp sürekli kreş kreş diye tutturması,evde hiç kimseye nefes aldırmadan kendisi ile oynanmasını istemesi acaba?dedirtti bize. Acaba göndersek mi?
Kreş bir zorunluluk olmadığı için çok daha rahat oldu karar vermemiz tabi sevmezse istemezse göndermeyiz yine oyun arkadaşı dedesi,anneannesi,teyzesi,annesi,babası olur dedik.
Kayıt için gittiğimizde ise dış kapıdan içeri bizden önce girdi ve eliyle selamlayarak
''Herkese merabalarrr''dedi:)
O an nuttu bizi kendisi ile birlikte 10 arkadaşıyla ilgilenecek öğretmeninin elinden tutup oda oda gezdi
Sindi mi içime???
En çok da onu öyle mutlu görünce evet ya içime sindi.
Ve zorunluluk olmadığı için daha da rahattı içim.
4.Sahi Eylül -Ekim sonbahar ayıydı değil mi?Şurda bir ay sonra kış aylarına geçeceğiz ama hala yanıyoruz iyi mi?Salgın şeklinde gelen ve bizi dizi dizi yatağa dizen mikroplarda amortisi...

15 Eylül 2010 Çarşamba

30 da hala 7 gibi

Utanmadım ütülü pantolonumu,tşörtümü astım başucuma
akşamdan hazırladım çantamı,
uyuyup uyuyup uyandım geç kaldım,terlikle gittim,minübüse yetişemedim ve türevleri birçok aksilik içeren rüyalar demeti ile sabahı sabah ettim.
Kahvaltı edemedim mideme ağrılar girdi.
İlkokula başlayan taze bebeler gibiyim.
Şimdi mi?
Bugün mü?
Yeni bir okul olduğu için mi?
Değil...
Hala o ilk okula gideceğimin gecesindeki gibi,
her sene aynı şekilde hissederim.
Sıkılsam da bazen çok yorulsam da,
düşündüm de çoğu insanın hatırlayamadığı o heyecanı
ben hala yaşıyabiliyorum,
çocuk gibi:)
Tatil dönüşü işe başlarken başka kim benim hissettiklerimi hisseder ki:):):):)
Çizmeler mi?
Yok yok hala sizin oralarda olan Eylül serinliği yok bizde
ama görülüp beğenilen bu çizme şort altına ,etek altına ,cehennem sıcağında giyiliyor şimdi:)
Giyilmez yavrucuğum demedik mi?
Demedik:):):):):)

10 Eylül 2010 Cuma

Biri şeker mi istedi?

Biri şeker mi dedi?
Mmmmmmmm en tatlı şekeri ben yedim bugün, tüm gün boyunca
Efendim?
Size de mi ikram edeyim?
Tamam:):):)
İşte çikolatalı bayram şekeri:)
Biz gelene kadar
Afiyetle yiyin:)

7 Eylül 2010 Salı

İTİRAF

Daha fazla saklayamayacağımı biliyordum
sende farkındaydın zaten
sana olan ilgisizliğimden
uzun cümlelerden kaçışımdan
bir merhaba diyip uzaklaşıyor olmamdan
seni seviyorum,
ama onu da seviyorum
sende alışkanlıklarım onda hareket ve heyecan var:)
Kızma ne olur en azından bak itiraf ediyorum
seni onunla aldatıyorum

5 Eylül 2010 Pazar

Bırrrrrrrr donuyoruz Ankara'da :/ :/

Soğuk ,evet evet yanlış söylemedim soğuk.
Çok uzun zaman olmuştu Eylül'de soğuk hissetmeyeli.
Çok uzun zaman olmuştu otobüsle yolculuk etmeyeli.
(O kadar çok olmuş ki biz binmeyeli otobüslerin her koltuğuna televizyon konmuş,internet bağlantısı yapılmış,telefonlar bile kapamıyor artık.
Tamam gülmeyin ama ben en son bindiğimde video kasetle izlenen tv ler vardı,telefon kesinlikle yasaktı.)
İkisini de özlemişim.
Burnuma uyur uyanık gelen kahve kokusunu,
rüyalarımın fonunu oluşturan aksiyon filmlerinin sesini,
Hatta boynumun tutulmasını,ayaklarımın uyuşmasını bile.
Bir tek cama başımı yaslayıp uyuyamadım.
Çünkü hep benim olan cam kenarı bu defa bir hanımefendiye aitti.
Gece yolculuğu olduğu için bizi yormasa da ister istemez sıkıldı tabi.
Sohbet ettiği ön koltuktaki kendinden 30 yaş kadar büyük ablası da olmasaydı
daha da sıkılacaktı ve sıkacaktı bizi.
Ama sevdi yine de otobüs yolculuğunu .
Gelene kadar o ''Nereye gidiyoruz?'' sorusunu sordu defalarca ben ''Ankaraya gidiyoruz'' cevabını verdim artık yirmiden sonra içim darala darala.
Kah pencerelere sticker yapştırdı,kah kitap okudu,fotoda ki boyun yastığını Migros da bulduk çok şirin değil mi?kah ona sarılıp uyudu.
İndiğimizde ''Nereye geldik?'' dediğinde kızarmış ve altı morarmış gözlerimle baygın baygın bakıp ''Ankaraya kızım'' dediğimde cevabı
''Ankayaaa ankayaaa neydesin seni göremiyorummmm''oldu:)
Aşağıdaki foto da ise Çankaya belediyesinin kızının eline bize çaktırmadan tutturduğu ''Evet''yazılı balonu kızına çaktırmadan patlatma arzusunda olan baba ve üzerindeki yazıdan habersiz balona oynamak istediği için kaçan kızını görüyorsunuz.
Zavallı evet sözcüğüne bile gıcık olduk bunların yüzünde ya
Neyse artık uyumalıyım zira gezmeli bir pazar bizi bekliyor.
Basket maçalrına niyetliydik hatta çok istemiştik ama biz gelmeden bir gün önce İstanbula gitmişler,onlar üzülsün ne yapalım şirin bir taraftarın tezahüratlarından mahrum kaldılar hıh.
Salı döneceğiz o zaman kadar biraz daha soğuk depolayayım:)
İyi sabahlar:)

1 Eylül 2010 Çarşamba

Süper güçlerin var inkar etme , biliyorum çünkü artık bende de Var

Başım çok ama çok ağrıdı bu gün sol kürek kemiğimden yukarı çift dikiş yapan bir çuvaldız girip girip çıktı göz pınarlarıma kadar:)ara ara giremediğinde kemiklerime denk geldiğinde ona bir çekiç yardım etti.
Vay be doktora gidip ağrılarını anlatan nineler gibi anlattım baş ağrımı,ama öyle başım ağrıor desem amannn baş ağrısı diye geçiştiriliyor .
Evde de böyle yaptım daha etkili oldu ilgi toplama işi:)
30 yaşında hatunum ama hala severim nazlı tuzlu halleri.
Ha bir de söyleyeyim anneden başka kimse nazı sonuna kadar çekemiyor,ne eş ne evlat
Anne olduktan sonra kadınlara özel güçler veriliyor .
Ve o özel güçlü süper kadın yanı başınızdaysa herşey daha da kolay oluyor.
Yemek yapma zorunluluğunuz kalmıyor hasta olduğunuzda.
Eteğinizden çekiştirip oynamak isteyen bir kızınız olmuyor o geldiğinde
ayaklarınızı uzatıp ağrınızla başetmeye çalışabiliyorsunuz.
Uçarak gelip ne istediğinizi sorup yapıyor,bu içli köfte bile olsa bir makarna yapımı kadar kolay bir şeymiş gibi ''Tamam hemen yaparız'' diyor .
Sizde dudaklarınızı büzüp şirinlik yapan üç yaşındaki bir çocuğa dönüşebiliyorsunuz o sırada.
O da sizi faklı görmüyor sanki:)
Makinadaki çamaşırlar bile daha hızlı yıkanıyor ,nasıl yıkanıyor ne zaman seriliyor ,toplanıp katlanıyor takip edemiyorum.
Hepsi bununla kalmıyor tabi Asya ile bir odadan bir odaya yarış yapacak ,kule dizecek kulelerden köprü yapıp altından geçecek, çalan şarkıya kalkıp iki göbek atıp ardından parka gidecek enerjiyi de buluyor kendinde.
Dilimlenmiş meyvemi yiyip ayıldığımda mutfağa gittiğimde heryer pırıl pırıl.
Mis kokuyor annem, mis kokutuyor.
İyi ki hep yakınlarımda.
Ama benim hala başım ağrıyor midemi de bulandırmakta
Ne bela bişeymiş asıldı kaldı omuzlarımdan göz kapaklarıma.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...