31 Ağustos 2010 Salı

Sıra dışıyız bu günlerde.

Bir gün sıkıldı Cemile'den Asya .
Ezberlemişti kelimesi kelimesine sevmişti de oysa.
Ama vakti gelmişti ayrılmanın zira bir faydası olmayacaktı artık.
Böylece Cemile defterini kapattık.
Sıra dışı herşeyi seven annesi ''Sıra Dışı Bir Öykü''görünce dayanamadı.
Hemen aldı...
Sıra dışı öykülerin dili aynı böyle tüm kitap eğlenceli bir tekerleme gibi
Bir tek sonları korkuttu beni.
Lütfen demeyen Handeyi kuşun alıp götürmesi,
Aldıklarını geri vermeyen Dilaver'i Münevver'in yutması,
Yalan söyleyen Nalan'ın sele kapılması,
Oburluk yapan Umur'un domuzlar içinde kaybolması gibi.
Korkunç gelsede Asya korkmadı benim düşündüğüm gibi.
Sevdi tekerleme şeklinde akan hikayeyi,
ve bu ilginç sonlara muzip şekilde güldü geçti.
Ama sanki isteneni yapmayan bücürlerin başına böyle korku filmi gibi olayların geleceğini düşündürmek yanlış gibi.
Küçük Prens serisinden ''Uyumak İstemiyorum''u ise laf aramızda kendim için aldım gibi:)
Onda da yatak altı canavarlarından ,Caillou'dan kalma korkan Asya için yine bir yatak altı canavarı sevimsiz geldi.
Ama kıllı bacaklı bir örümcek görüğündekorkuç olduğunu söylediğinde annesinin verdiği''Babanın da kıllı bacakları var ama hiç korkunç değil''yanıtı sevimliydi:)
Bir kaç içime sinmeyen şeyler olsa da adı üstünde Sıra Dışı Bir Öykü bugünlerde elimizdeki
Ve bir şeylerin mantıksız olduğunu komik olduğunu çocuklara veriyor gibi ki,
Asya her okuduğumda takındığı muzip ifadeyle gülerek beni dinledi.
Bunda ses tonumun ve mimikleriminde etkisi unutulmamalı tabi:P:P
Ve çocuğunuza alacağınız kitaplar konusunda kararsız isenizb Bir Dolap kitabı olan bir yer var bi gezin derim:):):)

29 Ağustos 2010 Pazar

Fotoğrafın Yazıyla Hiç Alakası Yok Sadece İçim Açılsın Diye...

Çok gereksiz ayrıntılarla dolu olduğumu farkettim.
''Tanıştığımızda üzerimde ne vardı'' diye soran gereksiz aşığa cevap veren daha gereksiz hafızaya sahip diğer aşık gibi en gereksiz şeyleri hatırlıyor,
hatırlamak hatta hiç unutmak istemediklerimi ıkınıp sıkılıp çıkaramıyorum.
Saatlerce gözümü kapayıp salak salak düşünüyorum.
Ne gereksiz ayrıntılar yer etmiş beynime,
ilkokulda üzerinden geçtiğim köprü altındaki köpeklerin sayısının 6 olduğu,
üniversitede öğretim yöntemleri dersinden önce iki sandviç yediğim,
geç kaldığım derste iki basamaklı çarpmanın öğretildiği
4 yaşlarında annemin gün arkadaşları geldiğinde uyumam söylendiği için tuvalate gidemeyişim.
Gibi listeyi daha da uzatabileceğim uzattıkça ve aklıma geldikçe daha saçma olduğunu düşüneceğim bir çok gereksiz an anı bile değil an...
Ve bunlar öyle bir yer kaplıyor ki
Ergenlik yıllarımda açtığımda üzerime eşyaların yığıldığı dolabım gibi
çantamda çalan telefonumu ararken telefondan önce elime gelen 3 sene öncesine ait
faturalar,bileteler,sakız kabukları,hatta çürümüş çağla parçaları gibi.
Gerekli anılarıma ulaşmaya çalışırken elime ayağıma dolaşıyorlar.
Keşke bir dolap düzeltme
yada çanta temizle kadar kolay atılıp,
gerekli ve sevdiğim şeyler belleğimdeki yerini tekrar alabilseydi.
Ha çok ayrıntı hatırladığımı da düşünmeyin sakın
bazen bir söz söylerken yarıda kesip sonra ne söylediğimi unutacak,
telefonda konuşurken telefonla konuştuğumu unutup telefonu masaya bırakabilecek kadar da çelişkilerle dolu bu beynim.
Sanırım biraz dinlenmeliyim .
e tatil bitti gelsin bıcır bıcır bücürler ,
Onlarla çocuk olduğum için mi acaba çocukluğa dair herşey gün gibi açıkta da
20'lerden sonrası bir muamma????????????

26 Ağustos 2010 Perşembe

İzleyin Kpss Sıkandalını Belgesiyle

Hay gözünüz doymasın ,insan yaparda soruların hepsini mi yapar?

En çok geçen sene salakmış bu sene einstein olmuş yorumuna güldüm...

İzleyin hemde sonuna kadar ,hatta buraya tıklayıptam ekran yaparak izleyin..

2010 KPSS SKANDALI Yükleyen ufopilotu. - DiÄ�er hayvan videolarına göz atın.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

HALAGÖZ

Allah Allah nidalarına karşılık Help! Help! diye sesler duydum dışardan içeri girmeden önce
Ne oluyor dedim kendi kendime
Meğer bir kuşak savaşı yaşanıyormuş içerde
Hacivatla Karagöz almışlar ortalarına Caillouyu,
''Çık aramızdan artık'' diye söylemekteler
Asya da sesizce kenarda izlemekte sanki buna sebep kendi değilmiş gibi ilgilenmemekte
''Bayılıyolum sana Caillou diye ümit verdiği
her sözünü ağzı bir kaşış açık dinlediği,
gözlerinin içine güldüğü o değil sanki.
Ne çabuk unuttu macera dolu o günlerini de
kendini buluverdi perdenin önünde.
Her gece buluşur oldu Hacivat ve Karagözle
Dün onlarla buluşmadan önce Caillosunada bir göz atıp geçtiğinde,
dayanamadı tabi Karagöz bunu gördüğünde.
Bir Caillou bir Halagöz
Caillou modern ,avrupa görmüş ne de olsa kabul eder başka erkek arkadaşları,
Ne var normal arkadaşı der Hacivatla Karagöze.
Ama Hacivatla Karagöz öyle mi?
Heyyyyyyt diye hiddetlendiler Asyayı kendilerine gelmeden önce Caillou ile görünce.
Yapma kızım dedim etme Kaaragöz Hacivat bir Ramazanlık Caillou günde 3 kez seninle.
Ama yok dinletemedim Halagöz de Halagöz diyipte başka bir şey dememekte
Özetle Asya ikisindende vazgeçemedi ama
Bir süre az görüşme kararı aldılar Caillou ile
Arkasını dönüp gittiğinde Halagöz ve Hacivatın elinden tutup
Caillou boynu bükük kaldı geride.
:):):):):):):):)
Ve çok güldüm dün gece anneanne Karagöz(Asyaca HALAGÖZ)
Asya Hacivat bıy bıy bıy gösteri yapıp eğlenmekte
Bir ara anneanne Karagözün meşhurrr kafaya vurma hareketini yapınca
Asya ''Naptın Halagöz niye vurdun kafama''diye bozuldu küstü gitti bir köşeye:)
Bu Ramazan çok eğleniyoruz bu sayede:):):)

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Hiç şaşırmadım

Hiç ama hiç şaşırmadım BUNLARA...
Neyi düzgün yaptılarki bunuda yapsınlar
Neye güven duyuluyor ki artık bu ülkede buna da duyulsun
Ne fizikçiler, ne öğretmenler tanıyorum ki
kimi gardiyan kimi gümrük memuru kimi güvenlik görevlisi oldu
kimi onlar kadar şanslı değildi
evleri ,evlilikleri dağıldı
hayatları yok oldu.
yazık hemde çok yazık.
Şaşırmıyorum artık duyduğumda ama hala üzülmeye devam ediyorum.
Elimde değil görmezden duymazdan gelemiyorum
Ve Asya seni nasıl bir eğitim sisteminde büyüteceğiz bilemiyorum.
Üzlürdüm artık çok ama çok korkuyorum.
Ha bir de şu var buna çok güldüm:):):)

19 Ağustos 2010 Perşembe

İtiraf ediyorum ben kıskanç bir kadınım

Bazen kıskandığımı hissediyorum seni
düşündüklerini hiç düşünmeden insanın yüzüne yüzüne söyleyiveriyorsun ya
yada sinirlendiğinde hiç sakinleşmeye gerek duymadan deli gibi bağırabiliyorsun ya
işte tam o zaman...
ve sabrını
üşenmedim saydım 23.denemenden sonra bu kuleyi yaptın.
Her defasında tam son kuleye gelmişken devriliveriyordu.
ve söylediğin tek şey ''ooovvvv yeniden yapmam gerekecek:)''oluyordu.
sabrının dibindesin daha neler neler dolduracak o bardağı kimbilir ,ama
şimdilik böyle sabırla devam et bakalım küçük hanımefendi...
Senin yerinde olmayı bazen okadar çok istiyorum ki tazecik yepyeni sıfır:)hasarsız,zaiyatsız:)
Hiç kıskanç bir insan olmadım oysa ne erkeği ne kadını
sen kıskandığım ilk kadın mı oluyorsun şimdi:)

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Sevgili Ayçekirdeği;

Eminim;
Köy bakkalında bardakla satıldığın bir camekanda,
kirli kara kuru bir çocuğun cebinde,
gece, kumsal,gitar,bira ,dörtlüsüne eşlik eden iki aşığın avuçlarında,
Hatta televizyon karşısında uyuklayan kocasına sinirlenen bir ev hanımının dizisini izlediği sırada kase içerisinde ,kucağında ,
yemiş olmayı;
yudum tarlalarında yetişip,büyüyüp,koparılıp,
fabrikada işlenip,rafine edilip,
market raflarından mutfağımdaki tavanın içine dökülüp ,
kızım kızım kızarırken içine attığım sulu patateslerin sululuğuna dayanamayıp ,
parmaklarımın üzerine kendini atıp,
ikinci derece bir yanığa sebep olan,
geceyi önce hastane, sonra klimanın dibinde geçirmeme neden olan ayçiçek yağı olmaya tercih edeceğini biliyorum.
Sevgili ayçekirdeği,
namı diğer günebekan,
namı bir diğer çiğdem,
namı diğer diğer çekirdek,
biliyorum senin hiç bir suçun yok.
Bana verdiğin bu inanılmaz acı yüzünden utanması gereken sen değil;
seni ana vatanın Afrika'dan bize getiren İspanyollar.
Yemiş olmaktan seni zorla vazgeçirip sıkıp yağını çıkaran insanlar.
Sulu patateslerle birlikte olmaya zorlayan benim...
Sen masum bir ayçekirdeğinden elde edilmiş ayçiçek yağısın hepsi o kadar
Yoksa parmaklarıma taaaa Afrikalardan gelip ne gibi bir kastın olabilir...

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Bayan Baykal:)

Bu ,bugün 38475035803'cü duş alışım
duş alma da ney yahu banyo yapışım
yok oda olmadı yıkanışım:)
Kelimeleri sadece düz ,olduğu gibi anlayan Asya 'ya duş al desem duş başlığını getirir:)
banyo yapmak desem:)
bazen böyle cümlelerimiz oluyor oda saf saf cümleyi gerçek anlamında uyguluyor.
''Hadi Asya at artık şu peyniri ağzına''dediğimde
Asya çataldan peyniri çıkarıp ve eline alıp ağzına doğru atıyor:)
Offff nereye geldim ,tamam tamam vallahi sıcaktan saçmalamam.
Gündüzüm duşta gecem klimada geçiyor bugünlerde.
Sokağa çıkmak mı oda ne?
Aklıma türlü türlü icatlar geliyor ;
kaldırıma yapılmış klimalı tüp geçitler:)
Bizim ev ile market arası klimalı teleferik,
üstü fanusla kaplanmış klimalı bir park,
içinde soğuk su akışı olan giysiler,
Pille çalışan kumandası olan çocuklar,
Her eve bir Katya,ya da Nesrin:P
daha neler neler...
Bunlar yetmezmiş gibi Asya kızın bizim sabır sınırlarımızı sırıkla atlayarak sinir etme rekorunu kırmış olması tuzu biberi oluyor.
Hatmedilen çocuk gelişim kitapları ne yazıkki alınan bir Lustral kadar etkili olmuyor:)
İstisnasız ne söylesek tersini yapıyor,
yemek yemiyor zorlamıyoruz bakalım bu 5.gün:)
Her yemek vakti kimi zaman
''Hayır anne tekerür ederim aç değilim'' diye kibarca
Kimi zamanda tabaklara attığı sağlı sollu tekmelerle bağıra çağıra ,kabaca
Ya da ''Bak şimdi yemek yemeyeceğim pürrrrrt yapıp tüküreceğim'' diyerek pişkince yemeği reddediyor.
evde bir Bayan Deniz Baykal ile yaşıyoruz adeta.
Az kaldı yarında tuttuğum çetelede hayırlar çoğunlukta olursa onurlu bir yönetici pardon anne gibi istifa edeceğim,Bu benim ülkeme yabancı olsada!!!
olmadı harakiri yapacağım.:)
beceremiyorum ben bu anneliği diyip:)
Oda olmadı yakında Asya bir huni takacak zaten kafama:)
Bittim...

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Gerçek doktor:)

Bugün büyük gündü.
Şekerin arabası,
Şeker,
‘’Doktorda’’ kitapları
Ve steteskop.
Her şey hazırdı.
Mart ayından buyana hasta olmamıştı.
Doktora gitmemişti.
Tüm doktor özlemini bizi ve şekeri doktor setiyle muayene edip ,iğnesini yapıp
kitaplarnı okuyarak giderdikten sonra işte tüm teoriklerin pratiğe dönüşme zamanıydı
Heyecanlıydı
Gidene kadar soru üstüne soru sordu
Hastaneye gelip ,
Sırasını beklerken kitaplarını okudu
Okuduk diyorum Asya’nın rutine bağladığımız ve kaç defa okuduğumuzu unuttuğum kitaplarını
benim okumama izin vermeden orda ne yazıyorsa bizim okuduklarımızla resim ve yazıları
birleştirip birebir söylemesi okuyor izlenimi uyandırdı yanımızdaki sıra bekleyen küçük kızda,
Hayretler içinde bakarak’’ Kaç yaşındaaaa?’’ diye sordu.
‘’İki’’ dedim.
‘’Ama bu okuyorrrr ‘’diye hayretle annesine baktı.
Gülümsedim ,’’Yok henüz okuyamaıyor sadece çok okuduğumuz için ezberledi o kadar’’
Tam bu sırada ismi söylendi.
Hadi kızım gidiyoruz dediğimde, önce kitapları kaldırdı ,sonra gözlüğünü saçından alıp gözüne
taktı, şekeri kucağına alıp içeri ‘’Merhaba’’diyerek girdi
Doktor çok suratsız ve ilgisiz bir bayandı ve burası özel bir hastaneydi.
Üstünkörü muayene etti çıktık dışarı.
Pek memnun kalmadığım için sağlık ocağındaki doktorumuza götürmek aklıma geldi.
Asya yine aynı tavırlarla içeri girip ‘’Merhaba,tenin adın ney?’’ dediğinde karşısında şeker mi şeker bir hanım duruyordu.
Sohbet ettiler,şekerin ayağının ağrıdığını söyledi doktor önce şekeri ardından da Asya’yı muayene etti.
Kilosu da boyuda ölçülürken doktor tarafından oyunlarla ikna edildi.
Özel hastanedeki çocuk doktoru,sağlık ocağındaki hanımda pratisyendi
Ve okumakla çocukların dilinden anlayan bir doktor olunmayacağıda böylece tarafımızdan teyid edildi.
Asya bile çıkmadan önce
‘’Anne bak güzel doktora geldik,gerçek doktora geldik ‘’dedi.
Gülümsedik çocuk bile anlamıştı doktorlar arasındaki bariz farkı.
Doktor oyunlarının bu hanım sayesinde güzel bir gün şeklinde gerçeğe dönüşmesi onu çok mutlu etti .
Tüm gün ağzında güzel ve gerçek doktora gittiği vardı..
Hala iştahsız veboğazı iltahaplı ama keyfi yerinde
Masalları gerçeğe dönüşmüş gibi sanki ....

5 Ağustos 2010 Perşembe

Senden kopan ilk parça

Bir otobüs yolculuğunda molada kaybettiğim çantamdan çıkanların tutanağını gören arkadaşım gülmüştü
bundan 3 yıl öncesinin biletleri yemek fişleri ve daha bir çok eski, gereksiz ayrıntıyı
''Sen geleceği yaşamaktan korkuyorsun ,bu yüzden eskiye dair bir şeyler hep elini attığında elinden tutacak yakınlıkta olmalı.''
Hiç düşünmemiştim böyle daha önce .
Ama hep çocuk olurdum
canım yandığında ,
haksızlığa uğradığımda,
yanlış anlaşıldığımda ,
gelecek günden korktuğumda ,
ilk şehre yerleştiğimizde,
sevmemiştim kocaman kocaman otobüsleri,karışık sokakları,
birbirini ardından binbir dolap çeviren kocaman kocaman karışık kafalı insanları,
hepsinden hızlıca uzaklaşır kuytu sesiz bir yer bulup çocuk olurdum ,
kocaman bir kadınken küçücük bir çocuk...
kollarımla dizlerimi sarıp duvar kenarında
başımı dizlerime hiç çıkarmıyacakmış gibi gömen
hiç ses çıkarmadan hıçkıra hıçkıra ağlayan bir çocuk.
ben çocukkende sesiz ağlardım bağırıp çağıramadım ,hep susar ,hıçkırıklarımı yutardım.
O tepinilen ağlamaları ya beş ya altıydı düşüp ağlamadığımda büyüdüğüme sevinerek bıraktım.
Oysa sadece çocuklara verilen bir lütufmuş canı yandığında bağıra bağıra ağlamak
Bilsem sevinirmiydim,bu ayrıcalığı elimin tersiyle ittiğim için.
Tek dileğimdi duygusallığının bana benzememesi ama
ama işte sende benim gibi sesiz ağlıyorsun
Dün iki hafta önce kapı arasında kalan tırnağın kendini yeniledi ve eski olanı attı
neşe içinde oynarken kopan tırnağını gördün
sessizce olduğun yere oturdun tırnağına bakıp durdun
''Anne acıyo'' diyerek
ve kakıp odana gitin daha 2 saat önce uyanmana rağmen duvara sesizce bakıp ne dediğimi hiç duymayarak sadece ''Acıyor anne'' diyerek,parmağın yukarıda uykuya daldın.
Sen ağla bitanem bağır çağır
susma ne olur.
Bana benzeme ne olur...
Neyseki hala çabuk unutuyor ve çok çabuk seviniyorsun:)
Sen uyurken tırnağını acıtmadan kopardım.
Uyandığında gösterip bak bu eskidi ve biz sana yeni tırnak aldık sevdin mi diye
çığlık atıp ''Yaşasıııın yeni bir tırnağım oldu'' dedin:)
Senden bir parça koptu bugün benden de sen ağlamadın ama ben dayanamadım o haline..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...