29 Temmuz 2010 Perşembe

40km'lik bir yolda düşündüklerim,üzüldüklerim,sinirlendiklerim

Altı üstü 40 km'lik bir yolda.
Kırık pencereler gördüm bugün,
yıkık duvarlar ,
boyası solmuş,
dumanı sönmüş bacalar,
üzerinde satılık yazan koca koca fabrikalar.
On -onbeş tane hepsi harabeye dönmüş halde.
Oysa harıl harıl çalışıyordu 4-5 sene öncesinde.
Her fabrika tahmini 1000-2000 işçi çalıştırıyordu bünyesinde.
Ailelerinide sayarsak 3 kişiden,
50.000-60.000 kişi ekmek yiyordu bu yerlerden.
Ve kapandı hepsi birer birer ,kimi BİZİ TEĞET GEÇEN KRİZDEN, kimisi de faili meçhul sebeplerden.
Şimdi şaşırıyoruz annesine babasına kıyan evlat haberleri gördüğümüzde ,
yada sevdiğine, karısına ,kocasına,çocuğuna olmadık işler yapan insanları izlediğimizde.
''Aklı başında değildir ''diyoruz.'' Yoksa kıyar mı insan ,annesine ,babasına,evladına,sevdiğine,kendine''
Evet aklı başında değilller ama neden?
Bu insanlar daha düne kadar akıllı,iş güç sahibiydilerde şimdi mi delirdiler?
Delirttiler...
İşsiz kaldılar hiç yoktan ,
yıllarca tek bildikleri işi yaparken işsiz kaldılar.
Koca koca sorumluluklar altına girdiler ,koca koca borçlar,bunalımlar.
Delirdiler...
Kolaymı her gün ekmek elde giden babanın eli boş eve gelmesi,
Kolay mı sevdiği kızın onu işsiz diye terketmesi,
kolay mı anne babasının ''30 yaşına geldin hala iş güç sahibi olamadın'' demesi.
Şu 40 km arasında bile aileleriye birlikte 60.000 kişi işsiz kalmışken ülkemin tümünü düşünemedim.
Üzüldüm daha 4-5 seneye kadar çalışan en gözde fabrikaları o halde görünce
üzüldüm orda çalışanların ne hale düşmüş olabileceklerini düşündükçe.
Haber izlemiyorum,görmek istemiyorum,canımı sıkmak istemiyorum diyenler
siz görmek istemesenizde ülkenin durumu heryerde gözünüzün içine içine batacak şekilde...

26 Temmuz 2010 Pazartesi

iki yaş özgüveni

Ne korkmuştum şu iki yaştan
Sinirlendiğinde,hayırların arttığında,söylediğimin tam tersini yaptığında.
Ama bunların büyüyor olmanın bir parçası olduğunu bilmek kızmama değil keyifle seni izlememe neden oldu.
Ve davranışlarının asıl sebeplerini öğrenmem seni de beni de rahatlattı.
Mesela;
Sinirleniyordun çünkü türkçeyi daha tam anlamıyla öğrenenmemiş anlatmak istediklerinle kelimelerini birleştirememiştin.
Anlatamayınca ve ben anlayamayınca tepkin elinde ne varsa atmak suratını asmak oldu,
öğrendim.
Ya hayırların?
İki senedir ben ne dersem onu yaptın yemeğine,altının değişmesine,gezmene nerdeyse hep biz karar verdik..
Ama artık sen kendince kocaman bir bireysin ve şimdi sıra bende diyor ve bizi de buna ikna etmeye çalışıyorsun elbiseni seçmekle,ayakkabılarını giyinmekle,kendin yatmak istemen ve kendin banyo yapmak istemenle, herşeye karşı duruşunla.
öğrendim
Ve artık şu son zamanlarda paylaşmıyorsun oyuncaklarını,izin alındığında biraz yumuşuyorsun ama ı ıhhh.
Vurma gibi bir tepkin yok ama herşeye'' benim ooo'' diye sarılıyorsun.
Biliyorum artık sana ait bir dünyan var sana özel eşyaların ve bu özel eşyalarının oluşunun yeni yeni farkına varırken bunları birden senden izin alınmadan başkasına vermek hoşuna gitmiyor ki elimden en sevdiğim kitabın birden çekilip alınması sanırım benimde hoşuma gitmezdi.
Öğrendim
Bitmek bilmeyen neden? niçin? bu ne soruların:)
Ben daha önce bunları merak ettiğin için sorduğunu düşünürken aslında neden ve niçinlerinin bizi daha çok konuşturduğunu,bu soruları sorduğunda seninle daha fazla iletişim halinde olduğumuzu farketmenden kaynaklandığını öğrendim.
Sen ve senin gibi bir çok yaşıtının yetişkinlerden 10 kat daha fazla kabus gördüğünü
Bu aralar kelimeleri yada kelime sonlarındaki heceleri tekrar etmeyle olan kekelemelerinin beyninin dilinden hızlı kelime cümle oluşturması sebebiyle olduğunu bunun korkulacak bişey olmadığını ,
öğrendim.
Ve daha bir çok davranışının sebebini,nasıl davranmam gerektiğini,hangi tepki ve sözün doğru hangisinin yanlış olduğunu.
Bu kadar ben yaparım ben bilirim ben bir bireyim duydusu içindeyken bile bize ne kadar çok ihtiyaç duyduğunu ve bizi kaybetmekten ne kadar korktuğunu ,
öğrendim.
Nereden mi?
Bir çoğunu annelik iç güdüsüyle doğru yapıyorken ,bir çocuğunu BURADAN yeni öğrendim ve senin davranışlarının asıl nedenlerini öğrenmek seni daha iyi anlamamı ve daha sağlıklı güzel bir ilişki kurmamı sağladı.
İki yaş sendromu yaşayan anneler sizde bir bakın derim:)
Her zaman söylüyorum ,söyleyeceğim ,günde 15 dk lık bir vakit size ayda 250 sayfalık iki kitap okutabilir:) sevgiler

20 Temmuz 2010 Salı

30 Sene Sonra Gördüm Mavi Gözlerini Rüyamda

Çevremde dolaşan bir uğultu ne olduğunu bilmediğim.
Karanlık,
onun ayağa kalkmasıyla sırtını yasladığı kırık pencereden geldi aydınlık.
Gözümü aldı karanlıktan sonra o ışık.
Küçük toz zerrecikleri uçuşuyordu odada o ayağa kalktığı anda.
Tanımadım önce ,
fotoğraftaki yeşil ünüformasıyla ,
sarı saçlarını ,
bıyıklarını ,
mavi gözlerini görmemiştim daha.
Düşündüm de hiç görmemiştim ki önce rüyamda.
Sessizce yaklaştı yanıma.
Eli omuzumda,
Gözleri gözlerimde nemli nemli bakıyordu dayanamadım o anda .
Ağladım sarılarak.
Burada olmadığına, burada olmadığı zamanlarda neler olduğuna,emek emek kurduğu ülkesinin gözlerimizin önünde satılıp savılmasına engel olamayışımıza.
Ben değildim suçlusu ama bakamadım gözlerine, gözyaşlarımı sildiği anda.
Tekrar sarıldığımda
''Özür dilerim'' den başka söz dükülemedi dudaklarımdan.
''Geçecek bu günler,herşey çok ama çok güzel olacak''dedi gülümseyerek mavi gözleri ışıl ışıl baktığında .
Uyandım,
hem hüzün hem mutluluk vardı aydınlık odamda.
İçimdeki  burukluk,
boğazımdaki düğüm geçmemişti daha.
Yine de çok ama çok mutlu oldum Atamı ilk defa rüyamda gördüğüme ve bana verdiği umuda...
Ve şaşırdım bu kadar çok söz edilen,çok sevdiğim bir insanın neden 30 yıldır hiç rüyamda olmayışına.
Sahi siz hiç gördünüz mü onu rüyanızda:)

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Bin Muhteşem Güneş,İşsizlik,Kpss,Tatil Birbiriyle Alakasız Çok Başlıklı Bir Yazı İşte:)

Tama olarak adlandıramasamda
alışkanlık mı?
bağımlılık mı?
ne olduğunu bilmesem de yazmadan ve okumadan geçirdiğim anlarda aklım hep burdaydı
özledim...
Tatilimiz bitti nihayet şimdi kısa zamanlı aile ziyaretlerindeyiz.
Çok güneşlenmedim,denize girmedim,ya sabah çok erkenden ya da akşam 6 dan sonra denizdeydim, buna rağmen bir kış boyunca silinmesi için uğraştığım lekelerim bir anda tekrar yüzümdeki yerini aldı.
Sıcak buralar hemde çok sıcak iki gündür deli gibi yağmur yağsada fırtınayla karışık yine de çok sıcak.
Bu sıcaklarda en çok tarladaki işçileri ve asvalt işçilerini görmeye,
bizim bir dakika dayanamadığımız güneşin altında akşama kadar çalışmalarına dayanamam.
Ekmek parası, onlar bu işi buldukları için şükrediyorlar belki,işsizlik nasıldır insana ve atrafındakilere nasıl sıkıntı verir bilirim.
Özellikle şu KPSS illetini çıkaranlar 4 sene okulunu okumuşken birde imtahana tutanlar yüzünden sevgilisinden,eşinden ayrılan ,senelerce evde kazanmayı bekleyip bir aile kuramayan arkadaşlarımı düşününce...
Neyse KPSS daha uzun süre başımızı ağrıtacak belli daha nasıl bir hal alır düşünemiyorum.
Bir yandan oku oku diye çocukları sınav üstüne sınav yapıp deli gibi çalıştırırken ,bir yandan okuyanların hallerini görünce,çelişkiler yumağı nasılda sarıyor dört bir yanımızı...
Sıcaklardan KPSS ye geçtim iyimi:)
Dur oradan da ''Bin Muhteşem Güneş''e geçeyim:)
Bitirdim tatilde.
Afganistan'ın savaş günlerinde ki hala Afganistan sancılı günler yaşıyor,Meryem ve Leyla'nın bambaşka hayatlardan gelipte birbirleriyle ansızın yollarının kesişmesini anlatıyor.
O yıllarda çocuk olduğum için o zamanlar haberlerden anne ve babamın konuşmalarından hayal meyal hatırladıklarımı burda anlatılanlarla birleştirince daha çok ilgimi çekti.
Kitabı okuyan bir Avrupalıya hiç tanımadığı bir hayatı anlatsa da bize çok yabancı değil
Kadına yapılan haksız davranışlar,Meryem ve Leyla'nın yaşadığı hayat bir çok türk filmine konu olmuş konu olmasa da konu komşudan duyduğumuz hikayelere benzer hikayeler.
Tabi tek farkla, bu kadınların tek derdi erkelerden gördüğü davranışlar değil yanı başlarında ailelerini yok eden bombalar da .
Kitap çok kafa yormayan sade cümlerlerle akıcı şekilde yazılmış,betimlemeler fazla ama hiç sıkmıyor,hikayeyi gözünüzde çok güzel canlandırabiliyor,Meryemin yanıbaşında oturabiliyorsunuz:)
Ama bir tek şeyi sevmedim kitapta.
Afganistan Sovyetlerin işgalindeyken de,Taliban yönetimindeyken de çok ama çok kötü anlatılırken
Amerika'nın Afganistan'ı işgalinden sonra herşeyin çok daha güzel olduğunun anlatılması.
Amerika'nın bu işgali sırf uygulanan şeriat hükümlerine dayanamayıp zavallı halkı bu zulümden kurtarmak için yaptığının yazılması çok da inandırıcı gelmedi bana.
''Bin Muhteşem Güneş''çok kafa yormadan,sıkılmadan vakit geçirmek için okuyabileceğiniz güzel ve şaşırtıcı sonlara,merak uyandıracak bir hikayeye ve güzel akıcı bir anlatıma sahip kısaca.
Bu kitapta bittiğine göre yenisini sipariş etmeliyim artık
Önerisi olan????

16 Temmuz 2010 Cuma

Bir kaç gün daha....

benim hala umudum var izlesene.com

Son demlerimdeyim...

Yağmur var fırtınayla birlikte

oldukça şiddetli dışarıda.

Ama benim o şiddete inat sessizce, huzurla , bu şarkı kulağımda...

Gözlerim fırtınalı yağmurda olsa da,

Dudaklarım;

''Benim hala umudum var güzel günler bizi bekler'' diye mırıldanmakta..

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Yine Yeşillendi Selda'nın Saçları:)

Az kaldı çarşamba günü deniz sefamız sona erecek ve sonra ben hep buralardayım biriktirdim, cebimde hikayelerin hepsi .
Bir tanesi var ki her düşündüğümde gözlerim sulu ama ben hep mutlulukla tebessüm edeceğim.
Odayı boyadım hızımı alamayıp çizdiğimiz taze filiz yeşillerinin birazını da saçıma sürdüm demiştim ya dememişmiydim ya da :)
İşte o yeşillikli saçım:)
kimi ''Deli ''
kimi ''Cesaretlisin'' dedi
kimi ''Koca kadın oldun yakışmıyor'' dedi
Asya ise durup durup
''Anneeee tenin çaçların yesil olmuş,benimkide tuluncu olsun''dedi
Ben mi?
Hepsine hı hı dedim :):):):):):):)
Öpüyoruz sizi, ösledik ...
Az kaldı....

4 Temmuz 2010 Pazar

İşte Odamızzzzve Çizimlerimiz:)

Merhabaaaaa:):)
Teknik sebeplerden dolayı uzunn zamandır bağlanamıyordum ne okuyor ne yazıyordum.
Şimdide bu sorun devam etmekte ama ben kuaför salonundan bildiriyorum.
Asya'nın odasından bahsetmiştim kendi boyutlarında şirin bişey oldu bizde biraz çizip boyadıktan sonra daha da şirin oldu.
Oda bitti şimdi de kuaförde saçlarımı rengarenk boyuyorlar bakalım nasıl olacak yemyeşil dolaşacağım bu yaz:P
Odanın genel görüntüsü bir tek halısı kaldı eklenecek.Çok sade gördüğünüz gibi,karışık olsun istemedim.Odasında mutlu olsun huzur bulsun dedim ki öyle oldu akşama kadar yatağında aşağıdaki vaziyetteyiz:) Yatağı yer ile bir yüksek değil ve gece düştümü kalktımı diye endişelenmiyorum. Dolabı kapaklı tarafta elbise askılığı var yan çekmeceler ise göründüğünden daha uzun. ve biraz küçük olmuş söylediğim ölçülerden ama olsun yetiyor oyuncak rafı.
ve kitaplığı en sevdiği bölüm bu oldu sanırım önünde bir minderi var ama o çoğunlukla kitaplarını alıp yatağında okutuyor,okuyor:)
veeeee işte oda duvarına yaptığımız çizimler:)Sade ve şirin,sadece eklenecek kelebekleri kaldı dalların aralarına onlarda bir haftalık 10 kişilik aile cümbür cemaat gideceğimiz tatilden sonraya artık:)
Bakmayın iki dal gibi durduğuna arkadaşım Zühal ile 11:00 da başlayıp saat 01:00 dan sonra benim saat 4:00da bitirdiğim bir çizim oldu.
Ve örnek olması için bir kaç duvar boyama ve çizim örenkleri...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...