27 Haziran 2010 Pazar

Özledik.

tık tık tık
bu bloğun sahipleri Selda ve Asya hanım neredeler acaba:)?
Merhaba hoşgeldiniz
Bu bloğun sahipleri çok yoruldular bir müddet dinlenmek istediler
Ha bu arada tatile girdiler
Tatil diyince anlamayın ki Çeşmeye Bodrum'a gittiler.
Yemeğe mutfağa akşam eğlencesine salona gitiler.
Dışarıdaki gözde mekanları ise site bahçesiydi takıp takıştırıp gece yarılarına kadar vakit geçirdiler.

Boş boş oturmadılar tabi hala gelmekte olan mobilyaları yerleştirdiler.

Aşağıdakileri okumaya başladılar ve devam etmekteler.

Bu arada akıllarında Asya'nın odası için çok güzel fikirler var ipucu verelim fırça ve tüp tüp boyalar ile karar verme aşamasında hala düşünmekteler.

Ha birde çok sevdikleri arkadaşlarına küçük bir armağan için geceyi gündüz ettiler:)

İyi ettiler:)

iyi ki doğdun canım,

ve iyiki doğurmuşsun canım arkadaşım nice huzurlu mutlu yıllara:)dediler.

Çok özlediler hergün yazmayı ,okumayı biliyorlar sizleride çok ihmal ettiler.

Ama az kaldı güzel sürprizlerle bir kaç güne kalmaz geri dönerler.

bize böyle dediler:)

sevgiler...

20 Haziran 2010 Pazar

Eski bir yazı babama...

müzik mi???? sevdim çok sevdim yazıyla örüntülü değil sadece sevdim hepsi bu...
Güm! güm! güm!
sıçradı yataktan,ne oluyordu sabah sabah bu ne gürültü
aceleyle aldı ceketini üstüne saçını topladı,telaşla açtı kapıyı
kapıda duran Mustafa amca gözlerini açmış ağzından tükürükler saçarak konuşuyordu,yani konuşmuyor kükrüyor ,bağırıyordu
--''Beni jandarma duttu sen niye haber verirsin ki sanamı galmış huca sanane de sen gidip ismimi verdin..
--''Dur dur amca anlamadım ,ne ismi ,ne jandarması''
--''Yav dün beni jandarma duttu dedi sen kızı okula yollamıyormuşsun
ya yollarsın ya da seni alırız hapse dedi tuttular bi gece orda benim minübüsüde çektiler.
sen demişsin komutana sen demesen kim bilcekki?
bak ayağını denk al huca benden bulma belanı
kız benim ister gönderirim ister göndermem sanamı kaldı.
--''Ya ben vermedim ismi, senin kız ilkokulu geçen sene bitirmedi mi?
hem burda ortaokul mu var?.''
Taşımalı gideceği okul müdürü verir okula gelmeyenlerin isimlerini ,zaten sonrada liste halinde millieğitime gidiyor onlarda jandarmaya veriyorlar''
--''Yok huca sen demesen bilirlermi,sen dedin jandarma tuttu beni''
'--'Ya sende gönder kızını suç yaptıgın cezası belli''
--''Bak hani sen demediydin bak sen demişsin sürüm sürüm süründüreceğim seni,buralarda yaşatmayacağım,senin allah be........''
diye söylene söylene baş parmağını havada sallaya sallaya gitti...
kapattı kapıyı ne denirki nasıl laf anlatacaktı,
zaten anlatamamıştıda...
Harika bir günaydındı onun için içini kocaman bir sıkıntı kapladı,
uzandı yatağına yattı yapacak başka neyi vardı...
daldı...
Telefon sesine uyandı
'Alo!!''
''Alo!''
ses yoktu.
birkaç dakika sonra yine çaldı.
''Alo!''
yine ses yoktu kapattı.
Bir bu eksikti dedi.
Sönmüş sobasından kovayı çıkarıp dışarı boşalttı,doldurup tekrar yaktı.
Bir fincan kahve koydu ,sigarasını yaktı,kahvaltı yapacak keyfi yoktu
uzandı yatagına
burda oldugunu bugünün sabahını unutmak için tatlı bir ezgi koydu cd ye
elinde kahvesi, kulağında tatlı ezgisi, yanında sıcacık sobası,
derken yine o ses,
telefonu, ısrarla çalıyordu.
Dünden buyana bu kaçıncı sessiz telefondu
'Alo!''
''Alo!''
''Kimsiniz?''
yine ses yoktu
sinirle kaldırıp attı telefonu halının üstüne
'Tüm cinsliklerde beni bulur niyeyse''
diye sözünü bitirmeden içinde,
yine çaldı.
Hiç bakmadan numaraya, açtı.
--''Ya delimisin konuşmayacaksın niye arıyorsun?
--''Canım ben annen''
--''Hı anne senmisin kusura bakma ya sabahtan bu yana biri arıyor dileyip dinleyip kapatıyor'' sizin yerinizi sapıklar aldı:):)
--''Sahiden siz beni kaç gündür aramıyorsunuz ,hayırdır ne oldu?'':)
--''Geçen hafta çok arıyorsunuz bir dakika rahat vermiyorsunuz diye kızdın ya ,bizde aramadık,rahat verdik sana''
--''Ya söyleme öyle anne ,biliyorsun öyle demek istemedim ,ütüste çok aradınız bir an sıkıldım söyledim işte özür dilerim''
--''Tamam tamam istesekte küsemeyizki'
--'İstesende seni merak edip aramaktan vazgeçemeyizki''
--''Canım ya tekrar özür dilerim''
--''Nasılsın ?korkuyormusun köyde tek başına''
--''Yok ,ama iki gündür elektrikler kesikti ozaman biraz korktum ama geçti uyumuşum''
--''Dua oku da yat kapınıda sıkı sıkı kapat,yatarken kömür atma ,sobanın ağzını aç ta yat ''
--''Tamam anne yine başlama bakarım ben başımın çaresine çocukmuyum''
--''Aman sözde söyletmez yaşın kaç olursa olsun benim için sen hep küçük bir çocuksun''
--''Aklınız kalmasın bende ben iyiyim,başka şeyler düşünün,gezin eğlenin ,aklınızda hep ben olmayayım ''
--''Söylemesi kolay değil mi,bir başına dağın başında seslensen duyacak komşun bile yok,kurtlar kapında ,kapın eski bit tahta parçası ve ben eğleneyim seni hiç düşünmeyeyim''
--''Of anne uzatma işte iyiyim ben hadi görüşürüz öptüm''
onlar umursanmadıklarını düşünüyorlardı,
oysa o zaten elleri uzanamayan gözleri görmeyen bir sıkıntı olsa 1800 kilometreden kendilerini yiyip canlarını sıkmaktan başka yapabilecek birşeyleri olayan ailesine sorunlarını yansıtmama çabasındaydı...
Sık sık aramayın demesi ondandı.
Düşünürken bunları gözleri dolu dolu , telefon yine çaldı.
Arayan yine annesiydi.
--''Efendim anne ne oldu?''
--''Şu sapık babanmış merak etme diye aradım''
--''Ne babam mı niye?''
--''Sen aramayın beni demiştin ve biz sana küsüp aramama kararı almıştık ya ,baban dayanamamış gizli numaradan aramış sesin iyi geliyormu gelmiyormu diye,bu günde sıkıntılı gelmiş kulağına sabah bu yüzden sık sık arayıp ses tonunu dinlemiş iyimi iyi değilmi diye''
--''Üzgünüm anne özürdilerim sizi meraklandırdıgım için''
--''Arayın beni hep arayın sizde olmasanız ben ne yaparım''
anladıki uzanamasada elleri ellerine ,silemesede gözyaşını ,göğsüne yaslanıp ağlayamasada,sıcacık sevgi dolu bir nasılsın tüm sıkıntıları atmaya yeterdi.
Her annenin söylediği gibi evladı olunca bunu daha iyi anlayacaktı.
Ve anladı...
Babacığım,
o günü düşündükçe hala sızlar içim sana söyledilerim için ve senin sessiz sedasız sesimi dinleyişin...
Babalar günü kutlu olsun babacığımın:)
Babalar günü kutlu olsun Asyamın babasının:)
Babalar günü kutlu olsun özellikle kız babalarının
niye mi:)bilmem belki kız babası olmak daha zor daha yorucu diyedir:)
İyi hafta sonları...
fotoğraf kaynak: tık

16 Haziran 2010 Çarşamba

Kendi sorunu kendin cevapla dostum:)

Şu pozu verdikten iki saniye sonra asansörün kapısını daha henüz açmıştım ki
bir ayağını içeri atan Asya diğer ayağını kaldırmadan asansördeki erkek çocuğuna sorar
''Tenin adın ne?''
Çocuk (çocuk dediysem var 15-16)cevap vermez soruya kibarca çekingen ya da kabaca yabani ya da iyimserce hala Asya diliyle tanışmadığı için,
Asya bir daha tekrarlar
''Tenin adın ne?''
Çocuk cevap veririr ............
Asya iki eli göğsünde çocuğa sorar
''Torsana tenin adın ne de abi ,benim adım ne?''
Çocuk cevap vermez yine
Asya tekrarlar soruyu
''Benim adım ne?''
Çocuk yine cevap vermez.
Asya cevalar
''Tenin adın ne?Benim adım Asya''
Asansörden inerken sorularına cevap bulamasada dönüp
''Gölüşülüz abi hoçakalll''der .
Merdivenlerden inerken söylenir kendi kendine
''Abi tenin adın ne demedi anne.
Tenin adın ne ?
Benim adım Asya anne....''
Haftalardır ilk kez pantolonunu giydi.
Dedim ben geçici bu etek sevdası özüne döndü yavru:)
içtiği su şişesini kaldırımda top niyetine sürdü:)
Hadi gel kızım gidiyoruz dediğimde
''Hey dostum işimize bakalım hadi'' dedi Hollywood filminden çıkmış dedektif gibi:) şişesini yerden alıp yanıma geldi...
sanırım bu sözü Caillou'dan duydum gibi....
Ben mi?
söylemesi ayıptır uzunca bir tatile başladım gibi:P

14 Haziran 2010 Pazartesi

An-ı-ları olmalı insanın

---Küstün mü?
---Küstüm...
---Ama sen artık büyüdün.
---Taşıyamıyorum çok ağır yükün.
--Sana verdiklerim çok ağır değil hadi topla büzdüğün dudaklarını ve devam et büyümeye
---Hayır ,dedi çocuk omzundakileri bırakıp yere,
elleri cebinde,arkasını dönüp ayakkabısının önüne gelen çakılları tekmelemeden önce.
---Gidiyorum. dedi
her küstüklerinde yaptığı gibi.
Biliyordu her ikiside geri döneceğini.
Ama gitti...
Yine geldiği yolların kenarlarına bıraktığı anları toparlamalı
Yine parçalanıp dağıldığı kırıkların parçalarıyla kanatmalıydı parmak uçlarını.
Sonra sevdiği anlarıyla sarıp sarmalamalıydı.
Biraz daha kalmalıydı.
Acıtsada canını gülümsedi ya hatırlayacağı anları olmasaydı?
Büyümeye küstüğünde barışacağı sığınacağı eski zamanları,
acısını bile sevdiği anları,
hiç geçmeyecek olan büyüme sancıları.
Anıları olmalı insanın küçücük anlardan doğan kocaman anıları
ve sevmeli hem acısını hem tatlısını...
Cebine doldurduğu bir kaç parça ile geri döndü.
---Döndün
---Dönmeliydim
---Neden peki?
---Cebimdekiler,
gideceğimiz yoldaki anlara ait olduklarını, o hayallerden kopmuş olduklarını söylediler.
Biraz daha senle yürümeli,büyümeli,elimdeki anıları ait oldukları anlara götürmeliyim.
Yardım et te şu verdiklerini sırtıma tekrar yükleyeyim.

11 Haziran 2010 Cuma

Antalya'dan Gelen Güzel Hediyelerimiz

Tamam çok taşınmış olabilirim, tamam buna alışmış olabilirim , tamam bunu ben istemiş de olabilirim, ama çoooooooooooooooook yoruldum
Hala eksik bir çok şey var. Tam bitti derken yenisi çıkıyor. Asya’nın bir odası yoktu malum başkasının evine göre bir oda yaptırmak istemediğim için. Birkaç gündür onunla uğraşıyorum. Aşağıdaki mobilyalara benzer şekilde yaptırdım.
Yer yatağı,ulaşabilceği boyutlarda bir dolap,kitaplık ve oyuncak rafları ,

Annem ve mobilyacı ile çok fikir çatışması yaşasamda

Annemin kızım bu dolabın boyunu yükselt,çocuk büyüyecek

Yatak çok yerde. Mobilyacının ;

''Abla kitaplığı yukarı duvara monte edelim zaten çocuğun şimdi kitapla işi olmaz okula giderken kullanacağı şekilde yapalım.'' Demesine rağmen istediğim gibi oldu. Bakalım ayın 21 -22 si gibi teslim edilecek gelince fotoğraflarım ki, ben bu tarz oda fotoğraflarını çok zor buldum oda bunlar başka yok zaten. Benden sonra arayana fikir olur bari.

Ha birde okulumdan ayrıldım oda uzun konu,geçici çalışıyordum kadro fazlası olduğum için bu yüzden yerine çalıştığım öğretmen göreve başlayınca ben açıkta kaldım.

Tam taşınma haftama denk geldiği için bu durum güzel olsada

Çocuklarımdan ayrıldığım için çok üzüldüm evladımı başkasına teslim etmiş gibi oldum. Yan sınıftaki çocuklar bile vedalaşırken ağladı. Tek bir tesellim oldu oda sevgili şebomun gönderdiği hediyeleri o gün dağıtıp onların ne kadar mutlu olduklarını görüp ayrıldım.

Çocuklar okadar çok sevindiki bir ara ağzımdan üniversite lafı çıkmış olacakki
bitanesi''Öğretmenim onlar bizi sevindirdi ya inşallah üniversiteyi kazanırlar doktor olurlar hakim olurlar''dedi.
Tüm giysileri,kitapları,boyaları çok ama çok sevdiler.
Koli koli eşya bir çırpıda paylaşıldı.

Tekrar çok ama çok teşekkür ederiz güzel yürekli arkadaşım benim.. Asya'nın üzerindeki mini şirin elbise ve kolyeler içinde ayrıca teşekkür eder öperim:) İlk defa böyle düz ne yaptım ne ettimli bir yazı oldu. Neyse kısa zaman sonra umarım,gece ayak tabanlarımın ağrımadığı,yastığa bir karış kala uyumadığım akşamlar geldiğinde dönerim yine kafiyeli devrik cümlelerime:)

şimdilik hoşçakalın.

6 Haziran 2010 Pazar

Evimdeyim...

Sevinemiyorum neden?
O kadar çok taşındım ki ben.
O kadar çok ev emanet edildi ki bana.
Başkasının evlerinde o kadar çok benimmiş oyunu oynadım ki
Şimdi iki günlük bir koşturmacadan sonra ''kendi evimdeyim ''cümlesi bile bir eğrelti durdu dilimde ,
klavyede belli etmesem de.:)
Sabahtan beri sıkıyorum sıkıyorum kendi evine taşınmış kadın piskolojisi içerisine giremiyorum.
Yine dokunduğum her yer bana emanet gibi ,bırakıp bir gün gidecekmişim gibi.
Bana soru üstüne soru soran benden heyecalı olan arkadaşlarıma bile verdiğim cevaplar onlar tarafından yerildi
mutfağı nasıl, hangi cephe,içi nasıl diye sorduklarında,
''Amann nebileyim bildiğin ev işte hiç dikkat etmedim'' cevabını verdiğim için.
Belki de yadırgayışımın sebebi bu evin ,
rüyalarımdaki deniz kenarında, tek katlı, bahçeli, odalarına çimen papatya çizdiğim sarı eve hiç benzemeyişiydi.
Oysa kimine göre bu ev hayallerimdeki evden çok daha güzeldi.
Evimdeyim ama evimde değil gibi...
Saat 03:22 işin çoğu bitti.
İşle doğru orantılı bende tabi.
Karşımda şehvetli gözlerle beni aç diye beklemekte olan koli,:)
üzgünüm ama seni yarın sbaha kadar bekleteceğim.
Zira biraz daha ayakta ve uykusuz kalırsam booooooom infilak edeceğim.
Uyumalı uyumalı ve rüyamdaduvarlarıma papatya çizmeliyim.
Uçuşan tek parça elbisemi giyinmeliyim.
Eteklerimden tutunan Asyam ile elimdeki balıkları mangalın yanına bırakıp
rüzgarda dağılan saçlarımı toplamalı ve gülümsemeliyim:):):)

2 Haziran 2010 Çarşamba

Garibim 26 ay sonra kız olduğunu farketti:)

Vah vah vahhhhh bizim kıza bir haller oldu .
Elinden kamyon,kepçe düşmezken,
bebeklerin karnını doyurur ayağında sallar oldu.
Ağzında düdük bisikletle turlarken,
ruş ruşş(ruj)diye sürüp maymun gibi sildirmeden dolaşır oldu.
Elinde top oynayalım derken,
elinde oje şişeleri sür anne diye peşimde gezinip durdu.
Evden dışarı bir tşört bir eşofman altı iki dakikada çıkarken,
''Hayırrrr ben onu tevmiyorummmm etemi giycemmmm ''diye haykırıp eteğini ters düz kıçına geçirip düzeltmeme bile izin vermez oldu.
Dolabın başında
''Onu teviyorum ,yok bunu tevmiyorum'' derken dakikalarca evden çıkamaz olduk
Saçlarına ne yapsam ses çıkarmayan kız,anneannesinin kolu saçına değince yanlışlıkla
''Uffff anneanne yiye çaçımı bosdunnnn''diye söylendi durdu.
Fotoğraflarının çekilmesinden hoşalanmazken cilveli cilveli poz verir oldu.
Sıcak mı geçti başına saksı mı düştü bilmem ama bizim kız doğru yolu buldu:)

1 Haziran 2010 Salı

Hangisi???

Dün gece hiç tanımadığım bir sesi sırf senin ezgin diye usulca tıklayıp dinledim ama

anladım ki hiç bir ses hiç bir ses sen değildi

senin kadar içime işlemedi,senin kadar sızlatmadı burnumun direğini...

Ama Gökçe den dinlediğimin de hakkını yemeyeyim başlarken piyano ile başlaması seninkinden daha güzeldi:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...