31 Mayıs 2010 Pazartesi

Asya'nı Ayaklarından Küçük Prens'e

Kavak ağaçları vardı bizim bahçemizde her okul bahçesinde olduğu gibi,
gri bir lojmanımız ve kavaklarla çevrili bir köy okuluydu oyun bahçem.
O kavaklara tırmanmaya çalışırdım
çalışırdım çünkü bulutlara dokunabileceğimi sanırdım.
Bir parça alıp onu büyütüp sonra üstüne binip Asteroid b612 ye gidebileceğime inanmıştım.
Çizgi filmler hayal dünyasını daraltır derler ,
yalan ben Küçük Prensi okumadan önce izlemiştim ve o çizgi filmden sonra gökyüzüne en yakın ağaca, kavaklara,
o gezegene ulaşmak için tırmanmıştım.
Ne yazdım ben yahu oysa sadece çizgi filmlerdeki o yıldızlar sadece çizgi filmlerde olmuyormuş
dün gece bizimle uyumak isteyen Asya'nın dönüp dururken ayağını gözüme vurmasıyla anladım diyecektim.
Açık olan gözüme nasıl olduğunu anlamadığım bir darbe indirmesiyle şimşek gibi,flaş gibi bir yıldız kümesi belirdi gözümün önünde.
O bana hediye ettiği yıldızlardan habersiz uyumaya devam ederken benim
Yıldızlı ve yıldızsız gözümden ve alakasız burnumdan gözyaşları su olup aktı .
Beyaz kısım şişti ve gerçekten çok ağrıdı.
''Mehmetttt'' dedim'' Yıldızları gördüm'' ve gülmeye başladık
Tekrar uzandığımda birinci yıldız saldırısının etkisinden kurtulamamışken ikinci ayak darbesiyle bir kez daha yıldızlarla buluştum.
Babası ve kızı beni yeni bir kaza olma ihtimaline karşı yalnız bırakırken,
ben ve yıldızlı şiş gözüm,tekrar düşünmeye başladık
bu yıldızlar gerçekse
kavak ağaçlarından tutacağım bulutlarında, beni küçük prensimin gezegenine götürebilme düşüncesi gerçek olabilir mi acaba?????

29 Mayıs 2010 Cumartesi

MAYMUN ETTİM

Anladımki benden
ne sarışın
ne kıvırcık kısa
ne de ortadaki foto her ne rengiyse işte o renk saçlı hatun olmaz.
Ama Asya da aynı saç modellerini ve renklerini denedi
onda niye kötü durmuyor?
Kıskanıyorum bu kızı tüm şirinliğimi güzelliğimi aldı bana kala kala koca bir burun kaldı yahu
Ama haksızlık buuuuuu :/ :/
Gece gece nerde maymun ettin kendini dersen işte buradan:)

28 Mayıs 2010 Cuma

İki sınf farkı ve BİZİ DUYAN MELEK:)

Yazıyı yazama nedenim sabah o gözyaşlarından dolayı içimin ezilmesiydi,üzülmemdi bu uçurumlar olan hayatı yaşayan çocuklara.Hiç düşünmemiştim ama:):)
!!!!!!!!!!Bizi okuyan ve adının söylenmesini istemeyen bir meleğin bize kitap göndermek isteyeceğini.
Bir de adını söylemeden edemeyeceğim Şebom var:)O da yüzlerini güldürmek istedi:)
İkinize de çok teşekkürler ..
ÇOOOOOOOK TEŞEKKÜRLER:) Üniversitedeydim
Anket yapmak için sabahın köründe çıkardım minübüslerle yollara
köy okullarına
ayağında ayakkabısı olmayan,yüzü gözü kirli çocuklara
sorardım ailelerine aylık geliriniz ne kadar diye.
akşam dönerdim.
ve dolaşırdım şehrin ışıklı sokaklarında
elinde balon olup bir tane daha istiyorum diye kendini yırtan çocuklara rastlardım.
sorardım anne babalarına aynı soruyu
3-5 saatlik farkla birbirine çok uzak hayatlara şahir olurdum
. İçim acırdı
kimi için hiç önemli olmayan,o saat harcadığı paranın ,kimine bir ay geçinmek için gerekli olduğunu,
aradaki kocaman uçurumu.
Hep kaymakam yada vali gibi davranırlardı bana
evlerinde ne varsa ikram eder sonra da başlarlardı hayattan geçim sıkıntısından yakınmaya
ve söyleyinde su getirsinler,okulu onarsınlar ,bize iş bulsunlar diye.
Ayaklarına kadar geldi diye küçüçük bir genç kızdan medet umarlardı.
Söyleyemezdim ben bunların hiç birine yardım edemem diye
sadece dinlerdim haklılıklarına arka çıkar bir iki laf ederdim.
Çok ilginç anlar yaşardım bazen de ,tesadüfler.
''Bir gün yine bir köye gittiğimde yatalak bir hasta kadın vardı evde''
''Kızımmm kızım dedi ben hastayım ,oğlum işsiz yemek için tüp bile dolduramıyoruz..
Ama bütün bunları boşver de bir avuç kuru siyah üzüm canım çekti olsaydı yerdim''dedi
Benim cebimde ise sadece kuru üzüm vardı sabah kuruyemişçinin önünden geçerken almıştım hiç yemediğim halde o gün, yerim diye.
Elimi cebime sokup çıkardım
kadın şaşırdı, sordu ''sen melekmisin'' diye:)bir avuç kuru üzümdü oysa verdiğim keşke karşılayabilseydim diğer isteklerini de.
İki sınıf farkını aynı gün görmeyi kaldıramazdı duygusal bedenim.
Ağlardım hep döndüğümde ,
elinde balon bağıran çocuğun suratında diğerini gördüğümde.
Ve kızardım bu adaletsizliğe.
Bu sabah yine dayanamadım kimi çocukların kitaplık dolusu kitabı olduğu halde yüzüne bakmazken
onun hediye ettiğim kitabı yırtıldığı için döktüğü gözyaşına
Canım üzülme yapıştırırız dediğimde
''Ama öğretmenim o benim olan tek kitaptı'' diyişine.
Var mı herkesin eşit şartlarda yaşadığı bir ülke.?
Bu çok mu ütopik bir düşünce ?
.........

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Beyaz Mantolu Bir Adam Var Düşümde..

Sevipte söyleyemediğim şarkılar var
Bir dizesini asla hatırlayamadığım şiirler
Keşke,keşke o ben olsaydım dediğim hikaye kadınları
Düşlerim var...
Uyandığımda yalnızca başını hatırladığım,
Ve asla sonuna kadar görmeyi beceremediğim
Bir adam var düşümde,tam dokunacakken uyandırıldığım
Bir adam,sonumuzun ne olacağını hiç öğrenemediğim
Düşümde bir adam var,benim mi bilemediğim
Bir adam var diyorum,düşünüp düşümden ayrı kaldığım...
Ne çok severdik bu şarkıyı şimdi bizim zamanımızda diye bahsettiğimiz yıllarda
ve yine
Bir adamı okudum,










Bir Adam'ı dinledim şu son zamanlarda.
Beyaz mantolu bir adam
İlk defa bir kahramanı okurken canlandıramadım gözlerimin önünde
Mantosunun ucundan tutup dolaşırken tek görebildiğim dudaklarıydı
ölümüne susan
ve insanlar,
o susutukça ölümüne konuşan
son olarak deniz ,
tüm seslerden onu çekip içine alan
Bir adam vardı düşümde benim
Oğuz Atay:)
Ben sana şuradan kalan bir bağla bağlıyım ,ne yazsan okurdum ama
Korkuyu Beklerken ,Oğuz Atay sevemem diyenlerin bile beğeneceği bir kitap
Ayrıntılar için şuraya bir tık ,şarkı için fareni sol tıkla ve yukarıya çık:):):)

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Pötibör arası lokumum:)

Tatlı kelimesini duyunca aklıma ilk tatlı geldi.
E gereksiz bilgi edinmede üstüme yoktur derken Türk tarihindeki tatlıları bizden bir tarihçinin değilde bir ingiliz araştırmacının bu uğurda osmanlıca öğrenip,kendine bir türk mutfağı kurup,şehir şehir dolaşarak yazdığı bilgisine ulaştım ve kendi tarihimizi başkalarının yazmasından utandım.
Ve ilk bilinen tatlı gökten yağdığı efsanesi olan kudret helvasını
o zamanlar tatlıya tatlı değilde hepsine helva dendiğini
Anadoluya gelen tüm seyyahların ''kanatları şerbetten yapış yapış olmasa uçacak kelebekler''diye adlandırdığı baklavayı
Akide şekerinin,şeker şurubunun bozulduğunun sanılmasıyla bir çukura döküldüğünde bulunduğunu
İlk reçelin gül reçeli olduğunu öğrendim.
Ve gelmiş geçmiş zamanın en popüler ve en gariban sofra tatlısı
Çocukluğumuzdan aklımızda kalan nişastalı parmak ve dudakların anısı
lokum:)pötibör bisküvi arası...
Osmanlıca rahat ul-hulküm yani boğaz rahatlatan kelimesinden türeyen Lokum, yaklaşık 15. yüzyıldan beri Anadolu’da bilinmekle birlikte, özellikle 17. yüzyilda Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaygınlaştı. Avrupa’da ise bir İngiliz gezgin aracılığıyla 'Turkish Delight' adıyla 18. yüzyılda tanınmaya başlandı. Daha önceleri bal ya da pekmez ve un bileşimi ile yapılan lokumun 17. yüzyilda 'Kelle şekeri' olarak bilinen rafine şeker ile özellikle nişastanın bulunup ülkeye getirilmesi sayesinde hem yapımı, hem de lezzeti değişti.
E Selda bizene bunlardan diyorsanız bu ara tüm bloglar tatlı blog olduya bende olmuşum ama kucağında kalpli ayıcık tatlısı olanından değil,
bildiğin bisküvi arası lokum tatlısı bloğuyum:)
Bu sıfatı yakıştıran sevgili Nilay'a ve Başak'a teşekkürler....
sevgiler:)
unutulmuş son cümle:)bu pötibör arası lokum ödülü kendini tüm pötibör arası lokum hissdenlerin olsun:)

17 Mayıs 2010 Pazartesi

LADY AS YA

Asya yorumu ile lady ga ga ve bad romance
iyi seyirler.
SOLO ASYA
video
LADY GAGA İLE BERABER
video

14 Mayıs 2010 Cuma

Bu gün...

Şımarmamdan çocuk gibi,açıp açıp okumamdan anladım,
Seldacığım diye başlayıp nasılsınla devam eden ,hatta etmeyene bile razı olacak kadar uzun zaman olduğunu mektup almayışımın.
Hediyeler ise her birini açtığımda yüzümü güldürdü
Şirin bir kutu içi lavanta kokulu,cici aksesuarlarla dolu
Ve pembe bir bebek adı Şila
Şila parkta zıpzıpta ve artık yatmadan önce koynunda emziğinden sonra tek istediği oldu.
Fundam bizim sürprize aç ruhumuzu doyurdu.
Ve mektubu aldığımda bir ihmalkarlığım son buldu.
Bir ay önce yazılan mektuplar nihayet 6 çocuğumuza doğru uçtu.
Kişi sayısı çok olunca yollandıktan sonra umarım karışıklık olmamıştır dedim ama bunu mektuplar varmadan yerine anlamam zor.
Tekrar özür dilerim
Deniz
Yağmur
Öykü
Hilal
Oğuz
Mert
mektuplar yola çıktı en kısa zamanda elinizde olur affedin olur mu?
Üzerimden büyük bir sorumluluk mektuplarla uçtu.
Yurtta yorucu bir günün sonu ise şu dut ağacının altında,
serin bir rüzgar saçlarımızı savururken,
becerikli aşçımız Halis Abinin bize22:00 da hazırladığı çay ve şu harika börekle bu gün son buldu.
Saatlerce çay ve börek bir de tatlı sohbet saat 23:30 oldu.
iyi geceler.....

13 Mayıs 2010 Perşembe

Biz Neredeyiz?Bol Görüntü Az Laf İle.....

Evde şu aşağıdakiler dağ oluşturmuşken kendince ufak çaplı
Biz görmezden gelip onları,ayakkabılarımızın ipini bağlayıp
,her mesai sonrası
Arşınlıyoruz okuma bayramı yapan tüm okulların yollarını Elinde bayrak,dilinde tanıdık şarkılar hayretler içinde ''kırmızı balığı benden başka bilen ve söyleyenlerde varmış'' diye uslu uslu izledi kendine ayrılan yerde.
Kala hindibaa pelisi üfledi her gördüğünde
Bir çubuğu dinazor yaptı kendine
her yerde dinazolunun üstünde
Bizim zamanımızda at tı bu çubuklar devir değişti caillou sayesinde
Kelebek peşinde koştu''del del elime delll''diye
dut kopardı dalından kendi yemesede
Ve her türk kadınının kanında olan o meşur hareketi yaptı ağaç ardında cilveli cilveli koşup saklandı ''beni yakalayamazsınnnn''repliğiyle
Dağdan indi şehire mekan belli
Artizzz pozlar verildi podyumda yürüyor gibi
E kadın madem taşınacaksın ne geziyorsun diyenlere
Şiiiiiişt telaş yok ,sakin
18 den sonrasını saymadığım kere taşındım ben alışık bu bünye...
O ZAMAN DEVAM GEZMELERE....:)

10 Mayıs 2010 Pazartesi

...

Dün annelerin günüydü tüm dünya da ,
burda da.
Elde güller, kırmızıydı heryer,
burda da,
ama tek bir farkla
Gülün kırmızısı değil,
kanın kırmızısı göğüste bir kurşunla.
Gözyaşının kırmızısı bir annenin oğlunun tabutu başında.
Bayrağın kırmızısı ellerde ,evlerde,balkonlarda,sokaklarda.
Bütün dünyada anneler vardı evlatların akıllarında
Burda ise evlatlar annelerin akıllarında .
Ve çığlıklar ağıtlar,
Biri doyduğum yer Kozan'da,
yanıbaşımda hiç tanımadığım bir insana.
Biri doğduğum yer Adıyaman'da,
tanıdığım yakınımıza.
Dün anneler günüydü.
Dün ve bundan sonraki tüm anneler günü zehir oldu .
Oğullları biri hiç uğruna genç yaşta toprak oldu.
Ben anlamsız buluyor ve çok kızıyorum bu ''Vatan sağolsun''lafına
Bu çocuklar vatanın başındakilerin işbirliğindeki insanların oraya yerleştirdiği,silah verdiği ve onlarında alkışlarla karşıladığı,
yaşıtları tatlı çaldığı için 9 senedir hapiste yatarken,
onlardan bir kaçı af dileyip hiç bir şey yapmamış gibi affedildiği için, vuruldu.
Vatan için değil bir hiç uğruna yıllarca emek verilen ,gözü gibi bakılan evlatlar yok oldu.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Benim Tatlı Kıbbem Filipina...

Uzun zaman olsa da bitireli ,hala gözümü kapattığımda karşımda Filipina
Oysa İstanbul da ya da Anadolu'nun herhangi bir tarafında olurum sanıyordum
Zeynep anlattığında, ben tam bana göre dediğimde
Elime aldığımda önce Beyrut'a Sonra Londra'ya arada dokunduğumda bana dokunan mektuplarla gidip gidip geldim 2009 ve 1982 li yıllar arasına.
Birbiriyle bağlantısız bambaşka iki hayat okuyorum sanıyordum
Doktor Hamza'dan şu satırlarını;
Filipina, benim güzel kızım,
Sana bir hikayeden başka verecek hiçbir şeyim yok.Eğer bir gün dünyaya niye geldiğine lanet edersen,eğer ben o gün orada olmazsam ,bil ki senin bir hikayen var.O kadar çok güzel insanın ölümünü gördüm ki,öğrendim .
Ne yaparsan yap sadece bir hikaye kalıyor geriye.Anlatınca yalan gibi,hiç olmamış gibi gelen.
******************************************
Bir kadının boynu en güzel cümlesidir.
Sessiz beyaz,uzayıp giden ama hep konuşan bir cümle.Annenin boynunun tarihini yazabilirm .Elinde kalaşnikofla ağırlıktan ve acıdan titrediği o geceki boynunu,ilk kez bana doğru uzandığı anı,bir sabah boynunun beyazlığıyla bana söz verdiğini,benden tek bir şey istediğini....
''Biliyor musun muzlar büyürken ses çıkarırlar
''Nasıl ne sesi?''
''İspatla o zaman''
''Nasıl ispatlayayım şimdi Ağustosta olur o sesler''
''O zaman geldiğinde bana göstereceksin,ama söz mü?''
''Söz''
***********
Sen doğdun sonra annenin boynu sen kokmaya başladı.
Adını annen koydu memleketini özlediği için.Gözlerini ben koydum yüzüne .Toprak rengi çümkü Filistin!
Annen çok yorulmuştu,bunalmıştı.Bir gün dışarı çıkmak istedi.Kızına doğru dürüst bir giysi almaya karar vermişti.Kamptan çıktı.
Gitti..........
Getirdiklerinde boynu parçalanmıştı.İsrail uçakları 17 Temmuz 1981 günü anneni öldürdü.
Filipina benim tatlı kıbbem ,
Ben annene ,onca zaman sadece bir tek söz verdim.
Sadece bir tane.
Onu ağustosta muz tarlalarına götürecektim.
Muz seslerini dinleyecekti.
Ve Deniz'in
Eve dönüş yolunda Tunç sadece bir kez konuştu:
''Belki de Paris'e gitman ikimiz için de iyi olacak Deniz''
Deniz,upuzun karanlık kırlarda,saatine bakan bir tavşan gördüğünü sandı.Kafası yarılsa bile umrunda değildi.
Düşme istedi.
Başka bir dünyaya düşebilmek istedi .
bu satırlarını okuduğumda.
Oysa Doktor Hamza da,Flipina da,Deniz de
bomba sesleri altında çırpınan hikayeleri yakalamaya çalışıyorlamış MUZ SESLERİN den uzakta....

6 Mayıs 2010 Perşembe

Beş Köşeden Döndüm :/

İşten gelen anne elindekileri bırakıp kızıyla sarmaş dolaş kucaklaştığını sanırken,
kız anneye yarım yamalak sarılıp kafasını omuzundan arkaya doğru uzatmış bir halde
''Anne baba neyde?''diye babasını aramaktadır.
Anne kendine sarılmadan babasını soran kızına bozulur ama ''Çocuk bu çocuğa bozulunur mu hiç'' diyip,
düşündüğünden utanıp ,
kızına cevap verir,
aşağıdan tercih edilmişliğin hazzını yaşamanın etkisiyle sırıtan babaya bakarak ;
''Bak geliyor işte baban orda''diyip
Baba ile kızı başbaşa bırakır,
banyoya geçer aslında içindeki kızgınlığı soğutsun diye,
görünürde elini yüzünü yıkasın diye .
Tam çenesinden aşağı düşen damlaları yakalarken elinde havlu
İçerden bir ses gelir;
''SENİ ÇOOOOOOK ÇOOOOK ÇOOOOK SEVİYORUM''
Kafasını dışarı uzatan anne,
babanın kızın görüş alanı dışında olup ,mesafe olarak kendine bir hayli yakın olduğunu görünce sevinçle kızın yanına gider ve diz çökerek;
''Ayyyy canım kızım benim kimi çok seviyorsun bidaha söyle''derken
omuzlar dik,
ağız bir karış açık,
zevkten 5 köşe
seeeeeniii demesini beklerken,
gözler kapalı kollar sennni sözünden sonra hemen sarılabilmek için açık,
Kız;
''İneği,inekkk seni çoook çook çoook seviyorum''diye oyuncak ineğine sarılır.
Anne sessizce bir soğuk su darbesi daha almak için banyoya yol alır .
Omuzlar düşük ,zevkten kalma 5 köşe ,5 karışa dönüşerek suratına yapışır...
Günün yorumu:):):)DENİZ:
çok anlık yaşıyor bu veletler, bugün ineği sever, yarın bizi, ileride öküz sevmesinler de:))))))))

2 Mayıs 2010 Pazar

Pazar Konseri:)

Değerli gönül dostları,

Bir pazar konserine daha hoşgeldiniz efendim.

Sanatçımız Asya hanımefendi bize Adana yöresinden 5 eseri yatılı bölge okulundan yaptığımız

canlı yayında seslendirecek .

Alkışlarınızla..........

Karşınızda ASYAAAAAAAA.

1:NASRETTİN HOCA-POTPORİ:(Ali babanın çiftliği,inatçı keçi)

video

2:İKİ İNATÇI KEÇİ

video

3:BİR GÜN BİR GÜN BİR ÇOCUK....

video

4:KÜÇÜK KURBAĞA

video

5:DANDİNİ DANDİNİ DASTANA

video

Bir pazar konserinin daha sonuna geldik efendim

Alkışlayan elleriniz dert görmesin.

Haftaya buluşmak dileğiyle

esen kalın gönül dostları:)

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Haydi Buyrun Bahçeye,Şu Şahane Ritmle,Sözle,Ezgiyle

Hala duymadınız mı misss gibi tarhananın kokusunu?
Sürmediniz mi ekmeğinize,
tavaya koymadan önce domates salçasını?
Hala tatmadınız mı zeytin yağının en hasını?
Isırmadınız mı zeytinin en etli tarafını?
Bademleri ,cevizleri dizmediniz mi o lezzetli incirlerin arasına?
Aaaaaaa bak olmadı işte şimdi.
Hadi takip et bakalım beni:)
Biraz bahçe havası alıp gelelim.
Gelirken de sepetimize dolduralım
tarhananın,zeytinin,salçanın,cevizin,incirin,yeşilliğin en safını,en tazesini.
Bak Melike elinde bir fincan çay, bir tabak kurabiye ile bekliyor bizi.

Siz önden gidin o güler yüzü ve doğallığıyla sizi karşılayacak.

Ben ise bugün takılıp kaldığım,

kaç defa dinlediğimi sayamadığım bu şarkıyı son defa dinleyip size yetişeceğim.

NOT:Parça sonundaki solo gitardır beni bitiren:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...