31 Mart 2010 Çarşamba

Bisiklet Turu

Havalar ısındı derken hafta sonu tşörtle gezerken bugün montları giydik,çıktık dışarıya. Bugünlerde yeni sürmeyi öğrendiği bisikleti ile tur atmaktan başka bir şey yapmaz oldu. Kah keyifle bisiklet sürerken gofretini yedi. Kah bozuldu bitikletim inip tamiy edelim diyip vidalarını sıktı.

Tamir işi bitince başladı yazdığı şarkıyı mırıldanmaya.

yazdığı diyorum çünkü bugünlerde yaptığı yada yapacağı herşeyi müzikli uyduruk sözlerle söylüyor.

Şarkı sözlerini japoncaya benzettim ben:)

video

30 Mart 2010 Salı

Kolay Çarpma:)

2.sınıfta ezberleyemedim diye azarlanıp tüm tenefüs ağlaya ağlaya ezberlememe neden olan şu çarpım tablosunun aslında ezberlenmemesi gerektiğini yıllar sonra öğrendim ve o gün bugündür onlara çarpım tablosunun ezberlenmesi değil ,öğrenilmesi gerektiğini öğrettim.
3.sınıfları okutuyorum ama onları bu sene okutmaya başladığım için,çarpım tablosunu ezberleyerek öğrenmeye çalışmışlar,çalışmışlar çünkü öğrenememişler .
Ezberleyip ezberleyip unutmuşlar ve şu an ne bölme ne çarpma işlemlerine geçmememize rağmen yapamıyorlar.
Onlar için hazırladığım kolay çarpma yöntemlerini burdada yayınlamak istedim.
6-7-8-9'ları 6-7-8-9-10 ile kolay çarpma

Ellerini fotoğraftaki gibi yapıp parmaklarına 6,7,8,9,10 yazıyoruz. hangi sayıyla hangi sayıyıçarpmak istiyorsak o parmakları birbirine değidiriyoruz. Değen parmaklar ve aşağıdaki parmakları 10'ar 10'ar sayıyoruz. Yukarıda kalan parmakları ise sağda kaç parmak ,solda kaç parmak varsa 1'er 1'er sayıp karşılıklı çarpıyoruz. Aşağıda bulduğumuz sayı ile topluyoruz. Tamam biraz karışık oldu ama fotğraflarla çok daha iyi anlaşılıyor. Mesela 8x7 işlemi yapmak için.8ve 7 yazan parmaklarımızı birbirine değdiriyoruz.değen parmaklar ve aşağıdaki parmakalrı sayıyoruz 10'ar 10'ar 50 ediyor. Yukarıdaki sol elde 2 parmak ,sağ elde 3 parmak kalıyor karşılıklı çarpıyoruz onlarıda 3x2=6 olarak. En sonundada topluyoruz 50+6=56 Bunları çocukların anlamayacağını düşünürken okadar eğlendiler ki tüm gün eller birleşik birleşik hesap yaptılar.

9 ile kolay çarpma

Parmakları 10' a kadar numaralandırıp,9 ile hangi sayıyı çarpmak istiyorsak o parmağı büküyoruz. Büktüğümüz parmağın solundaki parmakları 10'ar 10'ar sağındaki parmakları ise 1'er 1'er sayıyoruz. Ve topluyoruz.

Birde tekerlemesi var onuda zevkle eğlenerek okudular.

Onuda şuradan okuyabilirsiniz:)

29 Mart 2010 Pazartesi

Dıp Dıp:)

13 aylıktan bu yana Asya'nın en büyük aktivitesi trambolin,Asya ağzıyla dıp dıp.
Çoğu insan yok götürme tehlikeli desede ben götürdüm. İşte faydaları hem ona hem bize:)
Sıçramanın Faydaları
Gününüze canlılık katın! Sıçramak sağlığınızı güçlendirmenin en kolay ve eğlenceli yollarından
biridir. Günde, trambolin üzerinde geçireceğiniz bir kaç dakika, size fazla kilolarınızdan
kurtulmak, vücudunuzun temizlenmesine yardımcı olmak, bağışıklık sisteminizi güçlendirmek
gibi faydalar sağlar; öte yandan iyi bir idman da yapmış olursunuz. Sıçrayın, sonuçlarından memnun kalacaksınız.
Kilo verdirir
Sıçrama fazla kiloları yakmak için iyi bir egzersizdir. Düzenli sıçramak, koşu, bisiklet veya yüzmede olduğu gibi vücutta kalorilerin yakılmasını sağlar. Sıçrama yoluyla lenf sistemi uyarılır
Böylece egzersiz esnasında metabolizmanın hareketlenmesinin sonucu ortaya çıkan asitli atıkların, toksinlerin vücuttan atılması daha kolay hale gelir.
Enerji artırır
Ritmik sıçrama büyük adele gruplarını çalıştırır, soluk alıp vermeyi ve kan akışını hızlandırarak kalbin ritmini düzenler. Bu dolaşımın hızlanması hücrelere taşınan oksijeni ve besin miktarını da artırarak vücudun, enerji seviyesini yükseltir, canlılık sağlar.
Eklemleri korur
Sıçrama güvenli ve faydalı hafif etkili bir idmandır. Trambolinde sıçramak, sert bir zeminde
yapılan benzer idman hareketlerine göre, eklemler üzerinde hissedilen darbelerin etkisini çok
aza indirdiğinden, çalışmayı daha kolay ve güvenli hale getirir. Bu nedenle eklem sorunları ve sırt ağrılarına karşı çok etkili bir egzersiz yöntemidir.
Detoksu destekler
Sıçramak vücudun kendi kendisini temizlemesine mükemmel bir şekilde yardımcı olur.
Lenflerimiz, kalbimiz gibi bir pompa değildir; lenf dolaşımının uyarabilmesi yerçekimine ve
adele hareketine ihtiyaç vardır. Trambolin üzerinde ritmik sıçrama her ikisini de sağlar.
Vücut ısımız yükseldiğinde terlemeye başlarız, böylece deri yoluyla vücudumuz asitli atıklardan temizlenir.
Sıçrama yoluyla büyük adele gruplarının konsantrasyonu, vücudu alkalize eden oksijeni bütün dokulara taşır, karın bölgesindeki organları uyarır ve katı atıkların bağırsaklarımızdan geçişini destekler ve kolaylaştırır.
Bağışıklığı güçlendirir
Bağışıklık hücrelerimizin çoğu lenf sistemiyle taşınır.
Lenf dolaşımını güçlendirmek, bu hücrelerin bütun vücudumuzda hareketliliğini ve faaliyetlerini de artırır, vücudumuzun enfeksiyonlarla ve hastalıklarla savaşmasına yardımcı olur.
Sinir sistemini geliştirir ve sakinleştirir
Zıplama hareketiyle, yani vücudumuzun yukarı ve aşağı doğru yaptığı ritmik hareketle, vücudumuzu daha iyi hisseteriz, farkına varırız, deri duyu olarak adlandırılan hissimiz uyanır
Farklı hareketlerin biraradalığı koordinasyonumuzu zorlar ve geliştirir. Sıçrama aynı zamanda iyi bir sters arttırıcıdır, çünkü birbirini tekrar eden sıçrama, sizi bir çeşit trans hali gibi
kendinizden geçirir ve gevşemenizi sağlar. kaynak:

26 Mart 2010 Cuma

İlk Kadın Misafirim

''Bu yerlerde trenler doğudan batıya,batıdan doğuya gider gelir,gider gelirdi.
özeği Sarı-Özek uzar giderdi.''
sözleriyle son vermek üzereydiki konuşmasına o geldi.
Bir anda tüm yüzler ona çevrildi .
Hepsi erkekti.
O bukadar erkeğin arasında tek olacağını düşünmemişti ,
onu buraya davet eden de düşünmemiş,o gelene kadarda hiç farketmemişti.
Kızardı yanakları ,ne söyleyeceğini bilemedi,anlatacak okadar çok şeyi vardıki
Ve onu can kulağıyla dinlemeye niyetli bir kişi.
Cengiz Kazak bozkırlarında yaşanmış bir öykü bırakarak akıllarda
Daha önce piskolojiyi anlatan,
kısa öykülerle keyfe keyif katan,
bir çok kitabı inceleyip tanıtan,
ve sahne diyerek tiyatro yapan,
gülmekten yerlere yatırıp,
yakın siyasi tarihle ciddi konulara giren hatta aynı dönem farklı görüşleriyle birbiriyle kıyasıya çatışmaya giren,
tartışmanın en hararetli yerinde bir şiirle ortalığı yumuşatan,
yüzlerce yazarın,şairin yanındaki yerine geçti.
Ve ECE aldı sözü,
herkes ve ev sahibesi şimdi susmuş sadece onu, ilk kadın misafirini dinlemekte şu saatlerde
ki o MUZLARIN SESLERİ olduğunu iddia etmekte.

22 Mart 2010 Pazartesi

Gülmekten ne hale geldik:)

Çocukken abimle saçma sapan bir şeyden gülüşmeye başlardık.
Bu bir cümle ardından gülüşmeler ile bir kelimeye sonra annemin yarım saatlik gülme krizine dayanamayıp ''çabuk yataklara'' diye bağırmasıyla bir bakışa kadar inerdi.
Yorgan altından defalarca azar iştmemize rağmen
kendimizi sıkıp sıkıp puuuuuuuurrrffff diye bir püskürmeyle tekrar gülmeye başlardık.
İşte bu akşam Asya ile bir şarkıyla başlayan gülüşme
önce bir horoz taklidine
sonra horoz taklidinin sadece üürüü kelimesine
son olarakta sadece bir bakışa düşene kadar devam etti en sonunda Asyanın gülerken arkaya düşmesiyle dahada şiddetlenen gülme gözlerde yaşarmaya
ve yarım saatlik gülme sonucu yorgunluğa dönüştü.
Sadece Asyamıydı gülen:)
Keşke biride beni çekseydi karşıdan o zaman anlardınız ana kız ne hale geldiğimizi.
Çok basit bir şeyden çok fazla güldük
işte benim tarafımdan bu keyif anları, karşıyı sizin hayalinize bırakıyorum:)

Canım böcüküm:)

Başta çekindi belki ama
korkmadı
bağırılmadı
elinden bir şey alınıp üzülmedi
bol bol öpülmeye çalışıldı
elinden tutulmaya
beraber oyun oynamaktan zevk aldı ilk defa
hiç sorun çıkmadı ben kollamak zorunda kalmadım hiç oda bacaklarım asarılıp kucağıma saklanmak zorunda .
Yani pazar günü kızım en uyumlu hatta tek uyumlu ve güler yüzlü arkadaşıyla mutlu bir hafta sonu geçirdi.
Ya biz bizde yeni dostlarımızla keyifli bir cumartesi geçirdik.
Asyaya şarkıcı olma hayallerini destekleyen bir gitar.
Bize de birbirinden güzel ve ilginç belgesel ve bizi en çok güldüren dizi(bir kadın bir erkeğin:)tüm bölümlerini armağan ettiler.
Bizmi telaştan eksik yapılmış ama çokta fena olmamış yemekler:)
İyi ki tanıdık ve keşke yakın olsaydık dedirttiler:)
Teşekkürler.

19 Mart 2010 Cuma

Dikkat !Aşk Aranıyor:)

Önde kumandan Miktat arkasında 3'ü kadın 1'i erkekten oluşan askeri birlik uygun adım marş merdivenlerden inip önümüze çıkan ilk kapıya omuz atıp daldık içeriye.
''Ayağa kalkın!''
''Ellerinizi başınızın üstüne koyun''dedi kumandan
Arkasında sert ve destekleyici bakışlarımızla biz.
Tek tek önümüzde sıra oldular eller başta baştan ayağa aradık
''Temiz''dedi kadın askerler
Kötü adam Hİ HO HO HAAAAAĞĞĞĞĞĞsıyla
''Bakalım çantanızda üzeriniz kadar temizmi''dedi kumandan
Didik didik aramaya koyulduk çantaları ,kitapları,defterleri
İki çanta aradıktan sonra farkettim aslında ne aradığımı bilmediğimi,söylenmediğini
''Ne arıyoruz biz yaaaa''dedim
Kumandan cevap vermedi ''yaaa''sözcüğünden hoşalnmadığını belli etmek isteyen sert kaş altı bakışlarıyla.
Ve ne aradığımız saçmalığını kulağıma 2. kadın asker fısıldadı''Aşk mektubu''
''NEEEEE! ''dedim farkına varmadığım yüksek ses tonumla ve güldüm
''Bize ne onların aşk mektuplarından''
''Olurmu''dedi kafasını arkamızdan uzatarak bizi dinleyen 3.kadın asker''Daha bu yaşta''
''Asıl bu yaşta(14)olur'' dedim
Baktılar ayıplayan bir yüz iafdesiyle suratıma
Çok mu erkendi?
Ne için erkendi?
Sadece uzaktan uzağa bir bakış için mi?
Kalbin kelebek gibi pır pır etmesi için mi?
Masumca yazılan bir iki kelime için mi?
Ne için erkendi
Aşık olmak için mi?
Saçmaydı yaptığımız özel hayatlarına girmekti ,ama emir büyük yerdendi devam ettim üstün körü bakınmaya derken bir defter sayfası arasında bir şiir buldum altında;
''Ben seni çok sevdim ama sen benim yüzüme bile bakmadın hep o hep o ondan başkasını gözün görmedi canın sağolsun........diye devam edengerisini okumadığım ufak bir not yazıyordu
Göz göze geldik kızla kızardı yanakları ,ısırdı dudaklarını
Bulduğum sayfayı olduğu yere bırakıyordum ki
3. kadın asker bana bir az önce olurmu diye bakan asker eline bir kağıt parçası almış ve kaldırmıştı yukarı
''Bu kimin defteri gelsin bakalım''diye seslenmesiyle kızın ,eline yapışıp
''Yemin ederim öğretmenim ben onu kız arkadaşıma yazdım,yemin ederim yemin ederim.......diye ağlamasına aldırmadan elindeki kağıdı kumandana verdi.
Kız olduğu yerde bin bir kelimeyle ağlamaya devam ederken içinden gerçekten sevgi dolu masum bir mektup olduğu ortaya çıktı
Onlar için suç unsuru benim için sevgi dolu bir mektuptu:)
Bulunan suç unsurları kime aitse bir bir numara ve isimleri alınıp müdür yardımcısı sorgu odasına alındı.
Çıkanın suratı beş karıştı
Niye?
En olması gereekn duyguları en masum şekliyle ifade ettikleri için.
Lise yıllarıma döndüm birden bizdede olurdu böyle aramalar.
Tamam belki gerçekten bu aramalar olmalı ama şu son zamanlarda okullara dadanan uyuşturucu,kesici alet gibi şeyler bulmak için
Onların özel hayatlarına girmek için olmamalı.
Değil mi?
Çok mu aşktan yanayım sizce:)?

15 Mart 2010 Pazartesi

otus anne,otus baba,otus dede

Biraz önce asya ile berber çamaşır seriyorduk.
Elindeki mandalları saymaya başladı özellikle bir çabam olmadı sayması için hiç öğretmedim .
Babasıyla koşu yaparken sayıyorlardı oradan aklında kalmış.
Zira 3 yaşından önce sayı sayma ve benzeri matematiksel işlemlerin kalıcı olmadığını okumuştum.
Oyun gibi ,sanki bir tekerleme gibi öğrendi sanırım.
1.2.3..........saydı saydı 20 lere geldi başladık saymaya
29 a gelince yirmi diye geriye döndü bende gülerek otuzzzzzzzzz dedim.
başladı bu defa otuz diyerek saymaya
otus bir
otus iki
otus anne
otus baba
otus dede
otus tese
otus anneanne
otus asyaaaa
otus bebek
otus aşe
otus beş
otus altı
otus yedi diye devam etti:)
nasıl bir mantıkla bunu düşünüp söyledi anlamadım:)
otuz sabit sonuna ne getirsem olur diye düşündü heralde ,tekerleme gibi
çok güldüm ya:)
İlahi Asya sen çok yaşa dedim :) Anlamadı tabi bazen anlamayacağı şeyler söylemek çok hoşuma gidiyor saf saf bakıyor suratıma:) Bu ne diyor der gibi:):):):)

14 Mart 2010 Pazar

Sana Ne Oluyor?Değilmiş

-Dikkat et demişti üzülürüm
-Neden demiştim
-Seni üzerlerse demişti
-Üzsünler üzülen benim sen düşünme demiştim
-Olurmu senin canın bir yansa ben bin yanarım
Oofff demiştim büyütme,yok bişey olmaz bana hem üzülsemde üzüle üzüle öğrenirim iyiyi,doğruyu
-Ya sen öğrenene kadar yaşadıkların?Yaşarken gözünden akan bir damla?
-Hata yapanda benim,üzülende,ağlayanda ,öğrenende sana ne oluyor?
O zaman sana ne oluyor demiştim kendimden emin tavırlarla.
E o zaman sana ne oluyor diyorken şimdi bana hemde daha o bu yaştayken bana ne oluyor?
Asya dışardan tabiri caizse cazgır görünsede aslında çok naif
Artık kendi yaşıtlarıyla bir araya getirmekten korkar oldum.
Geçen günlerde gittiğimiz bir evde kendi yaşıtı iki çocuk küçük bir koltuğa oturma savaşı verirken kavgalı dövüşlü
Asya kenarda bekliyor ve onlar hiç duymasada
''Akadaşlar bilazda ben otulabiliymiyim''diyor
kavgayı kazanıp diğerini ağlatan çocuk koltuğa oturduğunda
''Kızım sıra arkadaşta bekle o otursun sen oturacaksın diyorum üzülmesin diye bu defa başlıyor
''sıra akadaştaaaa şimdi sıra sendeeeee''demeye
ardından bekleyip bekleyip kalkmayınca
''Şimdi sıra bendeee'' diyor elini göğsüne vurarak
ama nafile onlar Asyayı duymuyorlar bile
''Tamam kızım sıra sende şimdi sen oturacaksın'' diyorum ama ne mümkün diğer çocuk kıyamet koparıyor.
Böyle olunca Asya'da ağlayarak ''Ama anne sıra bendeydi'' diye dizlerime kapanıyor.
Zar zor koltuktan annesi tarafından kaldırlan çocuğa ağlamasına rağmen birde teşekkür ediyor.
Ben müdahale etmesemde bu duruma çok üzülüyorum,onun bu hali içimi eritiyor.
Bugün de parkta salıncak sırası beklerken yine aynı
''Akadaş sen sallan sıra sende,sonra ben sallanayım diyor''
Bekliyoruz diğer salıncak sırası bekleyen iki çocuğunda sırası gelip sallanması bitiyor ama bizim beklediğimiz salıncaktaki çocuk inmiyor.
Annesi yarım ağız ''Hadi inelimmi kızım'' diyor.Çocuk basıyor bağırtıyı.
Asya hala salıncağın yanında ''Bilazda ben binebiliymiyim akadaş'' diye yalvarır gibi ricalarda bulunuyor.
Kadın hala indirmiyor.
''Ay bizim çocuk çok bencil hiç birşeyini paylaşmıyor,hayatta inmez doyana kadar salıncaktan diyede ekliyor''
Kendiside öğretmen olan bu kadına hayretler içinde bakıyorum ''Ama çok bencilce davranıyor bunu ona anlatmalısınız diyorum .
''Anlatsamda anlamıyor'' diyor ki çocuğa kendisinin çok sallandığını, arkadaşının onu beklediğini onunda sallanmak istediğini ben oradayken hiç anlatmıyor.Dediği tek şey ''inelimmi kızım''kız yaygara koparıncada ''Tamam sallan' diyor.
Çocuk tabi inmek istemez sen anlatmazsan bunu ona öğretmezsen.
Sinir oluyor ve yan salıncağa yöneliyoruz.
Eve gelen bir arkadaşı ile de suluboya yapmaya başlıyor bir sana bir bana diye fırçaları paylaştırıyor kendince sonra o hepsini isteyince bağırıp vurup alınca onlar gidene kadar kucağımdan ayrılmıyor.
Oysa çocukları çok seviyor gelecek diye ne kadar mutlu oluyor sonra böyle olunca tüm neşesi gidiyor ve sonraki günlerde çocuklara daha temkinli yaklaşıyor.
Ve onlar bağırdığı için aynı hareketleri tekrarlamaya ''benimmm demeye''sadece bunu söylemek için yoksa benim diyip almıyor yine.
Oysa sadece kalemlerini pek gönüllü paylaşmazdı Asya onuda bir sana bir bana yöntemiyle aştık.
Kimi kendini savunması iyi vursun kırsın alsın diyor.
Bir ara bu kadar üzülmesine dayanamayıp bende düşünsemde yapmasın,kızmasın kızım haksız davranmasın,kaba kuvvetle birşeyi elde etmesin,sırasını bilsin herşey her istediğinde olmayacak öğrensin.
Ama bunlar olurken üzülmesin o üzülürken döktüğü bir damla bana bir damla oluyor derken ,
Sana ne oluyor sözlerim iğne iğne batıyor yüreğime üzülüyor,utanıyorum aklıma geldiğinde ve anne olunca anlarsın söznün doğruluğunu bir kez daha anımsıyorum.
Özür dilerim anne....
*******************************************
Birde Asya son zamanlarda çok daha duygusal oldu.Yaşın getirdiği bir şeymi bilmiyorum Asya ile aynı yaşta çocukları olan arkadaşlar sizde nasıl? Mesela geçenlerde aşağıdaki kurabiyelerden yapıp üzerine duygu ifadeleri yaptık.Asya üzgün olanı kucağına basıp sarıldı ''Oyyy canım canım sen üzüldünmüüüü''diye sarılıp sarılıp onun üzgün olmasına üzüldü ve yemedi.:)

13 Mart 2010 Cumartesi

dinledim,sevdim,paylaştım:)

Dün mutfaktan açık televizyondan gelen şu sesi suyar duymaz elimde ne varsa bıraktım ve koşarak içeri girdim. Ne güzel bir ses ne güzel bir ezgi dedim ve geçekten şu zamanda anlamsız bir sürü sözden oluşan şarkılara inat ne güzel sözler böyle. Nilüfer ve akrep nalan arası bir tat aldım ben SİZ??????

müzik - dilek kavraal - yaşam belirtisi izlesene.com

Günlerdir bir ses soluk haber yok senden
OLsun ben umudu kesmeyeceğim..
Kör olası dargınlığı unutup birgün,
Döneceksin biliyorum bekleyeceğim..
Bir dilek tuttum gönlümün dalına astım,
Ortasından adın geçen bir şarkı yazdım.
Divaneyim bütün dünya duysun ne çıkar,
Nefes almak gibi sana ihtiyacım var..
Bu sefer kafamı kuma sokmayacağım,
Önemli değilmiş gibi yapmayacağım
Bekliyorum bir kapı, bir telefon sesi
bir umut, bir yaşam belirtisi..
Ah sevgilim sen hala anlamadınmı
, Dünyanin koskoca bir yalan olduğunu.
Senelerce sandıgın bir ömrün aslında
Soluğu kesen bir tek an olduğunu.. Kaçırdığın kaç vapurda ben vardım belki,
Herkes caydı sözünden bir tek ben durdum belki
. Yanacaksa canım kaçmayacağım,
Pervaneysem ateşten korkmayacağım..
Bu sefer kafamı kuma sokmayacağım,
Önemli degilmiş gibi yapmayacağım
Bekliyorum bir kapı, bir telefon sesi
Küçücük bir umut, bir yaşam belirtisi..

11 Mart 2010 Perşembe

Yoğunum döneceğim,o güne kadar çerez niyetine Asya benden size.

Asya okulla doğduğundan bu yana hep iç içe oldu.
Şimdi de ondan ayrılırken ''okula gidiyoruz gelicez''cümlesini çok sık kurar olduk.
O da okul,ders,çocuk,öğrenci,kelimeleriyle pek bir haşırneşir oldu haliyle.
Uykudan uyanır uyanmaz günaydınnn der ve yüzümüze bakmadan masasının başına geçer
''Ben bilaz des yapayım''diye
''Anne sigim nerde ,kalemimin ucu bitmiş,bunu aç,cümleleri kurulur'' sonrasında sırasıyla
Şimdilerde ise portre çalışmalarına girişti ve ilerletti de
şu çene altındakilerde emziğiymiş pek tutturamasada ağzı yapıyor işte kendince
videoda da Asya anlatımıyla yaptığı bir portre çalışması bulunuyor iyi seyirler.
He he he ne ciddiye aldım bende anne işte altıüstü üç küçük bir büyük daire:P
video

5 Mart 2010 Cuma

Yirmvlooooopst hopsssss bakalım

Bir adım öne çık dediler çıktım
sağ baştan say dediler başladım 1.2.3.4.5.6.7.8.9...........ama bugün saymadım
Atık ne geriye dönüş yolu,nede ileriye gitmeye cesaretim yoktu
zaten güzel de değil ne yazılışı ne okunuşu
Kocaman bir yuvarlak ve ardından dar bir ünlü küfreder gibi sert sessizzzzzzzzlerle dolu
Oysa 10 basamak önce ne hoştu hem yazılışı hem okunuşu
Y'si ayrı güzel İ'si ayrı R'si ayrı M'si bir ayrı hele o bir daha tekrarlanan İ'si yokmu en tatlıları da o
söylerken dudakların nazlı nazlı büzülür cilveli cilveli küçülür kaybolurdu.
Düşündümde bugün burda bırakıyorum saymayı da okumayı da yazmayıda ,bu sayılarda yaşamayıda.
Her sayının ayrı bir güzelliği var diyorlar ama baksanıza varmı 1'imin masumluğu
21'imin tazeliği,29 u da Asya'nın hatrına sevilenler listesine alırsak .
yok
karar verdim bundan sonra yirmidokuz sayısından sonrasını sayamıyorum saymıyorum ben:P
sorun sorun hadi kaç yaşına girdin diye sayıyormuyum sayamıyor muyum
sor sor
:)
sordun mu?
söylüyorummmm yirmvloooooopsst
Neymişşşş 29 dan sonraaa yirmvlooooopssst gelirmiş:P
Ben kendimi bildim bileli hüzün insanıyım şimdi yüzümdeki çizgilere saçımdaki aklara,bitmiş enerjime ,başımı her istediğimde alıp gidemeyişlerime,artan sorumluluklarıma,çalışma hızını yarıya düşürmüş metabolizmama oturup sevinemem ki:(

1 Mart 2010 Pazartesi

Ne Değişti?

Ne değişti bir bakalım.
Yıl 1996 lise_
Anne:Seldaaa hadi kalk
Selda:Ya 5 dk dahaaaaa
5 dk geçer
Anne:Seldaaaaaa hadi geç kalacaksın
Selda:ya tamam anne yaa 5 dk daha
Anne:Zilin çalmasına 15 dk kaldı
Selda:Neeeee niye daha önce uyandırmadın?
haksız sitemiyle uyanıp,ayağım yorgaa dolaşarak alelacele banyoya koşardım.
5 dk da hazırlanır ama geç kaldığım için kahvaltıyı ayak üstü yapar geri kalanını kantinden aldığım simitle tamamlardım.
Yıl 1999 üniversite
Cep telefonum:nı nı nını nı nı nı nı nı nı nı nı nııııı
Ben ertele tuşuna 5 dk dahaaa der
bu 5 dakikaları 5 defa tekrarlayıp
ikinci öğretim olduğu için okula değil ama işe başlamaya 15 dk kala uyanır
ranzadan hızla atlar alel acele giyinip
kantinden bir simit alarak güne başlardım.
yıl 2010
Evlendim,öğretmenim daha düzenli daha sorumluluk sahibiyim artık
sabah eşinden kızından 2 saat önce kalkıp sobayı yakıp çayı demleyip kahvaltı yaptıktan sonra işe gidiyoruz.
Bekarlık yada öğrencilikteki gibi değilim demek isterdim ama :P
sabah önce benim telefonum sonra eşimn telefonu ardı ardına defalarca çalar
bizde inatla defalarca erteleriz 5 dk dahaaaa diye.
Sonra ilk ayılan ''aaaa kalk kalk geç kalmışız der ve bunu diyene, demeyen ''Niye alarmı kurmadın'' diye fırça atar:D ve alel acele giyinip,Asya'yı hazırlayıp kahvaltı etmeden yola çıkarız.
Uzun tenefüslerde aldığımız simit ve çay ile güne başlarız.
Yıllar önce bir arkadaşım eşinin kendisine bir defa bile kahvaltı hazırlamadığından bahsetmişti
''Aaaa olurmu öyle şey''demiştim.
Sanırım evlendiğimiz ilk bir hafta kahvaltı yaptık ama sonra.......
5 dakika dahaaaalarımızla uzattığımız uykulardan paldır küldür uyanışlarımıza ,kahvaltıyı üşenip yemeyişlerimize kaldığımız yerden devam ettik.
Sanırım bu alışkanlık Asya okula başladığında sona erecek.
Gördüğünüz üzre ne evlilik ne annelik beni düzene sokamamış.
Bir şey değişmemiş eskiden en azından annemin hazırladığı kahvaltı masasından ayak üstü bişeyler atıştırıyordum.
Şimdi uyumalıyım zira sabah evin annesi olarak erken kalkıp kahvaltı hazırlamam gerekiyor desemde inanmayın.:P
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...