23 Ocak 2010 Cumartesi

Ana kız gereksiz işler müdüresi...

Anneden çocuğa neler geneler yoluyla geçer
Saç?
Kaş?
Göz rengi?
Burun şekli?
Evet Asyaya da bunlar geçti ama anneden değil babadan. Tam da üzülürken kızım bana hiç benzemiyor diye
Farkettimki aslında bana çok benziyor
Oda olması gerekeni olması gerektiği gibi kullanmıyor ve düşünmüyor
Objeleri kullanılması gerektiği şekilde kullanmıyor
Örneğin ;
Kulelerini üst üste dizmek yerine ki kuleler bu işe yarıyor onları tren yapıyor,
Bardak yapıyor,şapka yapıyor,bul karıyı al parayı oyunu vardır torbacıların
yapığı:)işte o oyunu bu kulelerin altına saklayıp oynuyor:)
Fincanlarını her kız evladının yaptığı gibi çay doldurup içmek yerine ise ,
kulelerin görevini onlara veriyor ve üst üste onlarla kule yapıyor .
Sehpaları araba ,
ayakkabılarını tabak
:):):):):):):):):)
Aklıma gelenler bunlar:)

EEEE annesi saç kurutma makinası istemeyen ,saçlarını havlu ile
kurulatmayan kızının kafasına iç çamaşırını geçirir havlu yerine kullanırsa
çocuğun da bunları yapması normal dediğinizi işitir gibiyim:)

Ha birde şu aşağıdakiler var insanlar bunları su,kola ,soda ,meyve suyu dolurup içmek için kullanıyorlar

Ben ise toka ve küpe yaptım ki fenada olmadı hani...

''Bilim Çocuk'' un geçen ayki sayısında gördüğümden buyana aklımdaydı plastik şişelerle böyle bir deneme yapmak .

Kesip ısıtıp şekil verdim ve ortaya bu çok da fena olmayan ciciler çıktı.

Daha bir çok çalışma yapılabiliyor bu plastik şişelerle .

Abajur,kase,küpe ,kolye ve hayal gücünüze kalmış bir çok şey .

Yeni şeyler denediğimde yine eklerim.

Bunlar karne günü oyalanmak için yaptıklarım .

Ha bu arada karne tam bir fiyaskoydu çoğu okul karne veremedi bizde bizim

evden çıkardık karneleri nasıl diye sormayın:)uzun hikaye okulda açılamayan

sistemi evden güç bela açıp burdan çıkardık tüm karneleri . Karnesi kötü gelen

tanıdık çocuklarınız varsa uygun fiyata korsan karne üretebilirim:)

mankenler toka:melankolia sln

küpe selda:)

evden eve tatildeyim en kısa zamanda döneceğim:)beni ,bizi özleyin:):):)

20 Ocak 2010 Çarşamba

Dit pit...

tık tık
tık
Uff kim o?
Sennn,sen nerden çıktın şimdi?
Nereden buldun beni?
...
Öğrencilerimden mi yoksa ?Kahretsin.
Duymuştum onların aralarında dolaştığını ama...
Bak canım çok şaşırdım ama şaşırmamı sakın sevinme olarak alma hoşgeldin diyemiyeceğim,
ki çocuklğumda da sen başıma büyük derttin.
Annemde seni sevmezdi ,bu yüzden banyo tastı ile az vurmadı kafama kafama her bize geldiğinde ,
''yine mi getirdin onu'' diye bilirsin.
Bu yüzden en uzun misafirliğin 3 gün sürerdi.
Şimdi yıllar sonra tekrar ben geldim diyorsun.
Kusura bakma ama koca kadınım ''O geldi'' diye nasıl söylerim?
Hem kimse de seni göreceğine sevinmez bilesin.
En iyisi sen çoluğunu çocuğunu sırtından indirmeden kimseler seni görmeden toparlanda git.
Ne sen beni gördün ne de ben seni.
Şişşt yapma sırnaşma kaşındırma huylandırma beni
Hadi canım hadiiii kışt,hoşt,pit pit git hadi
Bir daha da saçımda görmeyeyim seni...

16 Ocak 2010 Cumartesi

Repertuarımıza eklenen 4.eserimiz

Nöbet sonrası :

keyifsiz,uykusuz ve yorgundum oysa

şimdi mi ?

Bu akşamki şu müzik ziyafetinden sonra harikayım. video

12 Ocak 2010 Salı

Takıldı kaldı dilime...

müzik - fatih erkoç sensiz olamam izlesene.com

Sabah uyandığınızda dilinizde bir şarkı olur .

Tüm gün onu mırıldanır durursunuz

Hepsini hatırlayamaz nakarata takılır kalırsınız

İşte bugün ne yaparsam yapayım bu şarkı dilimde

Tesadüf arabada gelirken radyoda da o

Tesadüf hemde ne tesadüf

Ne keyiflendim ne keyiflendim anlatamam

Şimdi ,tekrar omuzlarımı başımı kıvıra kıvıra yüzümde tatlı bir gülümseme

söyledim baştan sona büyük bir zevkle .

ödüllermim:)

ödüllerim varmış:)
hepinize çooook teşekkür eder
bu elden ele gönülden gönüle geçen ödülü
tüm blog dostlarıma armağan ederim 12 kişiyle sınırlayamadım ben:)
sevgilerimle:)

11 Ocak 2010 Pazartesi

Mucize...

Sevinçle merhaba dediğim arkadaşım Ayşe'ye içimde bir buruklukla hoşçakal dedim biraz önce.
Ne diyeceğimi bilemedim.
Hiç de bilemem bu durumlarda.
Tıkanır kelimeler boğazıma.
Üzgündü.
Üzülmekte haklıydı.
Üzme kendini denemezdiki.
Küçük bir kız çocuğu umutları olsada ,kocaman kadındı akciğer kanserinin ilerlemiş olamasının ne demek olduğunu bilirdi.
Olmaz bişey diye kandırılamazdı ki.
Üzülme diyemedim,
olmaz bişey de.
Sadece mucizelere inanırım dedim vardır bir melek onun acı çekmemesi için biryerlerde
ve umarım o mucize gerçekleşir.
Ben inandım buna o inandımı bilmem
Üzüldüm hemde çok ama birazdan bilgisayar başından kalkıp kızıma sarılıp uyuyacağım
uyuyabileceğim.
Ya o ?
Bilemem üzülsemde onun hissettiklerini anlayamam
çünkü babamı hiç kaybetmedim ben...

10 Ocak 2010 Pazar

Deliymişim...

Tatlı
Sert
Yumuşak...
Hangisi dediğinde ben sert yönünü hiç görmemiş görmek istememiş,
yıllardır yumuşak ve tatlı halinle seni sevmiştim.
Üniversitede de böyleydin ,
sıcacık bir battaniyeye sarıldığım o gün de ,
yemek sonrası sigara içtiğimiz sahilde de,
otobüs terminalinde el sallarkende hüzünle,
hep yanımdaydın en tatlı halinle.
Ama geçen gün çok sert yaptın bana.
Aslında yüzüne bile bakmamam gerekirken,
bu sert halin çok hoşuma gitti.
Deli miyim neyim dedim ben,
sert severim dediklerinde gülen ben,
anladım ki o zamanlar deliymişim ben.
Yıllardır kahveyi şekerli su gibi içimişim ben,
asıl kahve sade şekersiz sert olanmış.
Kahve kokusunu ,tadını yeni aldım 29'umdan sonra ben.
Artık ''Nasıl alırsınız kahvenizi?''dediklerinde sözüm:
''Sade lütfen :):):):)

8 Ocak 2010 Cuma

Baba Kız Anlaşamaması

Arabada:
Asya:Baba şakı söle
baba başlar söylemeye.
Asya: ı ıhhh sen söleme çikinnn ,anne sölesin.Anne sen şakı söle.
Oyun hamurlarıyla oynarken:
Asya:Baba bana daiye(daire) yap.
Baba tamam der ve top yapar.
Asya: I ıhh ben top istemiyom.Bana daiye yap.Anne sen yap.
Anne:Tamam kızım al sana daire yaptım
Asya eline daireyi alır ve babasına dönerek:
Baba bak daiye bu:D:D:D:D:D:D

5 Ocak 2010 Salı

''Uçur Beni Pepen''

''Üzüntü ve muz kabuğuuuu''
''Haydi o zaman uçur bizi Pepen''
''Gel pepen uçur beni de
zaten bir baloncuk içinde yaşıyor gibiyim''
''Üzüntü ve muz kabuğuuu'' diyorum duymuyor musun?
'Uçur bizi artık.''
Oluyor mu sizinde bir sabun köpüğü içinde yaşadığınız ?
Ben ne arıyorum burda dediğinizde,
baktığınız yüzler yabancı geldiğinde,
üzerinde eğrelti durduğunuzda koltuğunuzun,
dışına atmak istediğinde sizi odanız,
birden yabancı bir dilde konuşmaya başladığında arkadaşolamadıklarınız,
cebinizde ki ışınlanma makinasını çıkarıp ,
oluşan girdaba atladığınız,
''Başka bir yerde başka bir hayatım vardı benim burası da neresi?'' dediğiniz,
yol kenarındaki çingenenin ,çocuğun gözlerinin içine bakıp yer değiştirdiğiniz,
cümlelerinizi tamamlayamadan unuttuğunuz,
sonra neyi unuttuğunuzu unuttuğunuz da şu şarkıyı söylüyor musunuz?
söylemiyor musunuz?
olmuyor mu?
hıımmm o zaman ben biraz gidip dinlenmeliyim...
Pepen sen de televizyon seyret.

4 Ocak 2010 Pazartesi

TATİL,TATİL NE Kİ?

Tatilde biryerlere gittiğimde daha çok yorulanlardanım.
Hazırlıklar,ordan ora koşturmaca içinde geçen ve geri dönüldüğünde valizli,kirli çamaşırlı karışık bir ev.
ve dinlenilmeden tekrar işe başlama.
Yok bu defa evde yan gelip yattım, sobamı yaktım ,çıtırtısıyla uykuya daldım.
Asya ile hiç olmadığı kadar eğlendik.
Beraber 40 kadar kart hazırladık eski yaptığım kitaplar artık onun için sıradanlaşmıştı.
Kart ayrıntılarını kendi bloğunda yayınlarım bir ara.
Ev temizledik fazla ayırıntıya girmeden.
Bol acılı bir lahmacunda akşam yemeğimiz oldu.
E lahmacun yanında içilen bol acılı şalgam şişeleri çöpemi gidecekti?
Tabiki hayır onlarda hemen üç kukaya dönüştüler vazgeçilmez malzemem arkası yapışkalı kaplama kağıtlarımla,hepsi binbir surat halinde
ve devrildiler en çabuğundan.
Okulda ise tatil muhabbetleri dönüyordu.
Yapılan alışverişler,gezilen yerler,yenilen yemekler ve evde kalanların yaptığı derin ev temizlikleri.
I ıhh bu değil benim tatil dediğim.
Evdeysem sonuna kadar evin tadını çıkarırım .
Üstelik kızımda yanımdaysa üstünkörü temizliğimi yapar onunla doya doya oynarım.
sonra da
''Eee Seldacım siz ne yaptınız tatilde?''sorularına
verdiğim cevaplar onlar için ilgi çekici olmaz ve hemen sırt dönülen olarak kalırım :)
Aslında korkuyorum bu günlerde kendimden.
Çok soyutluyorum kendimi dış dünyadan ,somurtkan sıkılgan bişey oluyorum yanlarında:)
Ama napayım ortak olamıyorum önü süet arkası deri çanta,
kemeri göbek hizasına mı yoksa bele mi takalım?,
saçım bal köpüğümü olsun yoksa karamel mi?konularına:)
Şimdi kızıma gidicem öğlen arasında yaptığım Karagöz ve Hacivat kuklalarımla :)
Bakalım onlarla tanışmak hoşuna gidecek mi?
Hoşçakalın yarın akşama kadar:)
Aynı dili konuştuğum konuşabildiğim konuştuğumu anlayıp zevk alan canlarım
en kocamanından mucukladıklarım İYİ Kİ VARSINIZ YOKSA ÇATLARDIM.
Hoşçakalın:)

3 Ocak 2010 Pazar

Okuma Tatili

Salyalarımı sümüklerimi mendilimde bıraktım
kırılmış parçalarımı toparladım kırıldıkları yerden
bir kaç kırık vardı benim olmayan ama benim yaptığım acıttılar elime
alamadım ...
Ne yani tüm tatil boyunca kırdım kırıldım mı?
Yok canım.
Dinlendim, kızım da tatil olduğunu bilir gibi izin verdi .
Gece geç olmayan saatlerde uyuyup, sabah geç olan saatlerde uyandık .
Oynadık başka hiç bir işe dokunmadan,kartlar yaptık ,kestik yapıştırdık,boyadık,okuduk.
Mesela uzun zamandır elimde olan ama aynı zamanda bir kaç farklı kitabı
okumayı sevenlerden olduğum için bitiremediğim kitaplarımı bitirdim.

''Atlantis'ten İstanbul'a''On bin yıl önce Atlantis kıtasında başlayıp Uygur ve ardından İstanbul'a kadar uzanan el yazmalarının 1500 yıllık yolculuğunu anlatıyor.

E el yazmaları değerli peşinde de bu durumda bir çok güç oluyor .Biraz fantastik biraz gerçek ortaya karışık işte

İlk 70 sayfasında olay ve fantastik güçlerin tanıtımı için sıkça açıklamalar yapılıp sıkılmama neden olsa da ilerleyen sayfa ve zamanalarda beni içine çeken ve sürükleyici bir anlatımı oldu.
Yüzüncü Ad Baldassare'nin Yolculuğu - Amin Maalouf ve Yüzüklerin Efendisi kitaplarını okuyup sevdiyseniz bu kitabı da seversiniz.
İkincisi ''Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım''
Ukala insanları sevmiyorsanız,eleştiriye açık değilseniz,sabit fikirlerinizi değiştiremiyorsanız
bu kitabı okumayın.
Çünkü okuyanlar yazar için deli diyor:)
Bir kişisel gelişim kitabı çoğu insanın ''aaa bende düşünmüştüm'' dediği
ya da ''aa bu tarafından hiç düşünmemiştim'' dediği fikirler var,
ve daha mutlu ve pozitif olmak için ufak sihirler.
Ama ne olursa olsun bu sihri sürdürmek ya da bitirmek kişinin kendi elinde
kitabı okuyup aaa ben mutluyum artık demeyi beklemeyin.
üçüncüsü ise vazgeçemediğim öyküler
Tomris Uyar'ın Yaza Yolculuğu öykü sevenler kesinlike okumadıysanız okumalısınız...
İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam...
Doğmak, ölmek isteğe bağlı değil...
Ölmek, belki bazen.
Bize düşen, yaşamak. Koşullar ne olursa olsun yaşamak...
Ayakta kalmak...Haydi sıyırttın, sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor...
Uzun yaşamak, bir ayrıcalık. İyi, güzel...
Ama ayakta kalmak, kalabilmek. Ceza! Müthiş bir ceza!
İlkokuldaydım, birinci sınıfta. Hiç unutmadığım bir cezaya çarptırıldım. Karatahtanın önünde, sırtım sınıfa, yüzüm karatahtaya dönük, ders bitimine kadar kıpırdamadan ayakta durmak...
Utanıyorum, midem bulanıyor. Ölmek istiyorum. Herkesten nefret ediyorum, herkes ölsün istiyorum. Sonra bir ara cebimdeki kabarıklığı hissediyorum: kabak çekirdeklerim! Bir kuruşluk kabak çekirdeği almıştım, bir tane bile yemedim. Mahmut'la (Benden bir buçuk yaş büyük ağabeyim; üçüncü sınıfa gidiyor) eve giderken yiyecektik.
Evimiz taa tepede, Abidin Paşa Köşkü'nün orada.
Bahardı...
Bademler açmış, tepeye giden toprak yol bomboş.
Ev yok pek. Apartman hele hiç yok. Göz alabildiğine tarla.
Papatyalar, gelincikler. Haydi be sen de!.. Ne diye ölecekmişim...
Mati'ciğimle güzelim dağ yolunda çekirdek yiyerek, konuşa gülüşe eve gitmek varken!
Şimdi dönüp geriye baktığımda, hep çekirdek misali umutlar peşinde ayakta kalabildiğimi görüyorum.
Öleceğimi bile bile bir çekirdek uğruna bu kadar çaba, çırpınma!
Değer mi?Birşey yap.
Met'i anımsıyorum, Sevgili Aziz Nesin'i...
İçim ısınıyor yeniden.
Kalk hadi diyorum, durma koş, birşeyler yap.
Yaşa...Dur diyorlar bir yandan da, koşma...
Yeter, dinlen artık. Koşma...
Öl artık!
Ama çekirdeklerim bitmedi ki daha...
(Yıldız Kenter)
Okudum,sevdim ,paylaştım...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...