25 Ekim 2009 Pazar

Değişim başlasın:):):):)

Ben
ben
ben
ben de yaptım:(
ilk diyetime başladım:)
asla başaramaz en fazla 12 saat sonra patatesli yumurtamla salonda belirirdim
yada bol domatesli makarnamla ama o zamanlar en fazla 57 kilo olurdum ve ben asla diyet yapmayacağım derdim sonra
ama 53 kiloyla hamile kalıp,81 kiloyla doğuma giden bir insan olarak
bu ağırlıktan geriye bende kalan anne vücudunu artık sevmez oldum,
anne yüzü ilede (lekeler)savaşa başladım daha önce
yorumlarada bir arkadaş yazmıştı sanırım doktorumunda
tavsiyesiyle unite 4 temizleyici ,krem ve serumu kullanmaya
başladım bakalım ne kadar fayda sağlayacak...
Şu bir haftadır yaptığım diyet ve haftada bir bölgesel zayıflama için sağlık ve estetik merkezine gitmemle şu ana kadar tek seans gitsemde 2 kilo verdim
öyle ölüm diyeti değil
ekmeği çıkarttım hayatımdan
zaten tatlı,çerez,aburcubur düşkünlüğümde olmayınca herşey dahada kolay oldu
ve aslında salata ,çorba,ve az tavuklada doyuluyormuş:)
sabah
şekersiz çay
1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir

1 ince dilim ekmek
domates ,salatalık
saat 10:30
1 porsiyon meyve veya yarım bardak süt
öğle(13:00)
2 kepçe çorba
2 köfte kadar et-tavuk yada balık
yağsız bol salata
1 porsiyon meyve
ikindi(16:00)
2 kepekli grisini+çay
1 porsiyon meyve
akşam(19:00)ki ben asla 5 ten sonraya bırakmam akşam yemeğimi öncede böyleydi
4 yemek kaşığısebze yemeği
yağsız bol salata
yarım kase yoğurt
1 dilim kepekli ekmek
1 meyve
gece eğer acıkılırsa
yarım bardak süt
2grisini
ve uzun bir neyin yerine ne yenir değişim listem

ayrıca şu sitedende faydalı bilgi ve diyet listelerine ulaşabilirsiniz
benim bu diyette değişikliğim ise ekmek sadece bir dilim yada hiç yok
gece sütü yok
akşam yemeğide 17:00 dan sonraya asla kalmıyor
saat 4 gibi yiyorum
ve bölgesel zayıflamaya yönelik sporda yapamıyorum yoğunluktan ve sağlık sebeplerim yüzünden

bu yüzden işte evde minik çözümler buldum
sınıfım 3.katta ben her teneffüs en alt kattaki öğretmenler odasına inip çıkarken 4.kata kadar çıkıp geri iniyorum
sınıftan sandalyeyi attım hiç oturmuyorum

sabah 15 dakikalık bir yürüyüşten sonra servise biniyorum
ve aslında hiç te zor değilmiş
12 saati atlatmadığı için bilmiyormuşum hiç 1 haftadır gayet rahat ve zindeyim ve bu yemek tarzı bir alışkanlığa dönüşmeye başladı sanırım
bakalım ne zaman patatesli yumurtam elide salona gireceğim
asla yapmam dediğim şeyleri bir bir yapıyorum
evlenmek
çocuk
ve diyet
büyük konuşmamak lazım sanırım....
e artık değişim başlasın bakalım:)ben eski seldayı istiyorum...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Şikayetim var...

Çocuklar durmadan birilerini şikayet eder
bende şikayet etmeyin diye hep söylenirim,ama bu defa ben şikayetçiyim
Her nöbet sonrasında ,ki bu zaman dilimi sadece 1 gün
dış kapıdan girişte her teki bir tarafa ayakkabılarından ,benimkileri çıkaracak yer bulamamaktan
halı saha hışmına uğramış ıslak ve terli tşörtleri,çorapları(devamı yatak odası ve oturma odasını ele geçirmiş durumda)makinanın içi yerine önünde yerlerde bulmaktan
oturma odasında bir elma koçanı,
mutfakta tezgah boyunca sıralanmışi su bardaklarını görmekten,tavada kurumuş yumurta artıklarını ve yayılmış kokusunu duymaktan
pijamaları bir bacağı dışarda bir bacağı içerde şortları yatak kenar ve altlarından çıkarmaktan

Evi sadece benim gibi hissetmekten
bu işlerin benim tekelimde gibi bir durum yaratılmasından
ben söylenirken
aaaa noldu niye sinirlisin bugün denmesinden :)
sonra nasıl hissetmem gerekiyor:/:/
geçenlerde bir evlilik danışmanı konuşuyordu
ona her şeyi söylemeden yapmasını beklemek yanlış söyleyin diyordu ,her defasında olsada söyleyin yapması gerekenleri
şimdi ben karşıma oturtup öğrenci gibi
yediğin tavayı yıkamalısın kokar
pijamalarını düz çıkartıp katlamalısın
çoraplarını 500üncü defa söylememe rağmen kirli sepetine atmalısınmı demeliyim
her defasında
ben bu kadar sabıra sahip değilimki?
hem niye hep kadınlar sabırlı olmak zorundaki evlilik danışmanı sayın psikolog kardeşimmmmm
şimdi kalkıp önerilere uyayım bakalım ona kadar sayıp derin nefes alıp:)
gelecek nöbet dönüşü ne olacak sonra da bekleyip görelim...
bir bloğu olsa oda beni şikayet ederdi başım şişti diye sanırım,iyi ki yok...

20 Ekim 2009 Salı

Buna alışmak istemiyorum...

Alışıyor muyum?
alışılırmı buna bilmiyorum
alışılıyorsa şayet bunu istemiyorum
Seninle ilk karşılaşmamız
aylarca dokunmadan,kokusunu duymadan,sarılmadan ,seni sevecekmi
bilmeden sevilen sevgiliyle asla yanında olamayacağına inanırken artık
bir mucizeyle ilk kelimeler,ilk ses, ilk göz göze geliş gibi heyecanlandırmıştı beni
O andan itibaren soluduğum hava,içtiğim su,yediğim yemek bile eskisinden farklıydı benim için
Sevgilinin ilk seni seviyorumu gibi bir mucizeydi anne demen
ve kaçamak bir öpücüğün verdiği salak gülüşü taşıdım dudaklarımda beni ilk öptüğün gün
Şimdi kaçamak bakışların ne oldu bakışlarına dönüşmesi,
aşkımın canıma, canımın hıı ya dönüşmesi gibi sıradanlaşıyormuki?
İlk adımında çığlık çığlığayken ben,şimdi yürüyor olman,
ilk aguların ağzımı kulaklarıma getirirken,şimdi iki üç kelimelik cümleler kurman ,
50cc sütü içecekmi diye gözünün içine bakarken
şimdi kendi kaşığınla yemen ,
çıngırağını tutabilmeni beklerken şimdi kalem tutabilmen ,
ve tüm bunların oluşumu, gelişimi zamana yayılırken doğal olarak benim eski heyecan tepkilerimi vermemem alışmakmı?
''Beni sevmene alışmak istemiyorum'' demişti-m-
Alışılırsa ve sonuç benzeştirdiğim sevgili gibi olursa,
ben Asya'nın hiçbir anına davranışına sözcüklerine olan heyecanıma alışmak istemiyorum...
Her anın bir mucize gibi yaşanmasını unutmuşken ve şu son 1,5 yıldır her anı mucize gibi yaşamayı tekrar hissetmişken bundan farketmedende olsa uzaklaşmak istemiyorum..
Silkelenip kendime gelmeliyim,ve her anını unutmamak için heyecanıyla birlikte beynime kazımalıyım...
Sonra istensede hatırlanamıyor ne yazık ki....

19 Ekim 2009 Pazartesi

İstek Üzerine Bugünlerde Asya:)

Asya bugünlerde napıyor diyem hemşom Meltem, Funda Ve Melike şerefine Asya:)
Asya bu günlerde anneannesinin yeni taşındığı site bahçesinde
kendinden 8 ay büyük arkadaşlarına taşları toplamayı,duvar kenarlarına '
'Ale del daş disss(Hale gel taş diz)''diyerek taşları dizmeyi ,
onun girmediği ne kadar delik varsa kendiyle birlikte onuda sokmayı öğretiyor:)
Ağaç kenarlarında gezmek yerine tırmanmaya çalışmaya,tırmanamayınca sinirlenmeye,ayağını atıp bin bin diyerek ağaca ben destekli çıkmaya çalışıyor...
Anne genlerinden mi geçmiş ne bayılırım çekice ,penseye,kıl testereye yapı marketlere
Asya da dedesinin tamir çantasından tornavidaları çalıp pencere kenarlarına sokarak aklınca tamir ediyor:)
Yataktan ,komidine,komidinden çalışma masasına çıkıyor
yaramazlık değil ama derdi masanın üzerinde duran namnem(kalemlere ulaşma isteği:)
elinden kalem hiç düşmüyor ne zaman aklına gelse namnem diye dolaşıyor bir öğrencinin bir yılda kullanabileceğinden çok defter eskitti...
kalemi sopa gibi tutunca Asya kalemi düzgün tut kızım dediğimde kalemi parmaklarının ucuna getiriyor
ve çizgi çalışmalarımızdan birincisi :)daireleri ona göre tedilerini çiziyor..
sanırım bana her kedi çiz dediğinde kafasından başladığım için daire çizdiğinde kediye dönüşeceğini sanıp ''kedi çisdimm''diyor:)
AAAA en önemlisi artık çişi geldiğinde söylüyor:)
Yaramaz kelimesini sevmiyorum işe yaramaz gibi geliyor:)
Eskiden sinir olurdum bu yerinde bir dk durmayan çocuklara ama
Amaçsız koşturmuyor, döküp saçmıyor Asya yeni şeyler denemeyi seviyor ve
yerinde durmaması keşfetme isteğinden ileri geliyor ve gerçekten bişeyler
çıkarıyor diyerek avutuyorum mu ki kendimi?:)
yoksa Asya da o eskiden sevmediğim çocuk tiplerinden mi?
İnsanın kendi çocuğu olunca amaçsızca döküp saçıp,ora bura saldırsada sevimli oluyor sanırım:)
(Bu arada kuzgunum,öyküm tüm blog arkadaşlarım:) yarın nöbet günüm beni testere banyomla yalnız bırakmayın :/ :/ :/ :/ )

18 Ekim 2009 Pazar

Ben Anlıyormuşum Şu Moda Denen Şeyden:)

İki günlüğüne kaçmıştım oralardan ama ertesi gün kaçılan yerlere yeniden yolculuk vardı,yapılması gereken koliler,alınması gereken son eksikler ...
Ayaklarımı sürüyerek arkasından gidiyordum annemin
--ne oldu gelmek istemiyormuydun yoksa?
--yoo oda nerden çıktı?
--ayaklarını sürüye sürüye yavaş yavaş geliyorsunda
--ya bilmem yok aslında niye gelmek istemeyeyim,sanırım alışkanlık
orda(sarıkamışta) yerler buz olunca böyle yürümeye alışmışım,bir an unuttum ayak sürümemde ondan,farkında değildim sen söyleyince ayıktım:)
Annem acır gibi baktı,durdu,
gülmedi oysa komikti büyük bir alışveriş merkezinde cam gibi karoları unutup buzda yürüdüğüm gibi yürümem...
Ayakkabı reyonlarına yöneldim çizme alacaktım birden
gözüm diğer reyona kaydı
---aaa bunlardan lazım bana orda çok gerek oluyor
(kömür taşırken ,balçık olan çamurda su taşırken,hatta okula giderken )
diyerek bırakıp sarıldım sarı naylonlara...
---ee başka bakmayacakmısın?
---yok anne ya onları giyemiyorum orda boşuna eskiyorlar buzda,çamurda...
derken annem ağlamaya başladı
--genç genç kızlar topuklu çizmelere bakıyor yan reyonunda sen sarı çizmelere sarılıyorsun sevinçle,
---eee nolduki ?
---üzülüyorum işte geçiyor ömrün dağda,karda kışta ,çamurda sarı çizmelerle...
Aman anne demiştim anlamamıştım üzüntüsünü ne üzülüyorsun diye söylenmiştim hatta...
(şimdi anne olunca anlarsın kitabıma yeni bir olay daha ekledim)
---oooo bunlar neki benim daha ne ayakkabılarım var (gerçekten de vardı)köyde sarı,mavi,kırmızı lastikler varya ondan işte , diye gülüp güldürme girişimimde sonuç vermedi...
ardındanda yapı markete girip çekiç ve keser almıştım hemde kırmızı saplı:):):)
''Elelem biblo alır sen keser ,çekiç'' diye bidaha ağladı sonra:)
Geçenlerde bir dergide rastladımbu çizmelere moda olmuş,birkaç yerde daha gördüm ,aa aynı benim çizmelerimden:):)..
Anneme koştum gösterdim hemen

--bak bana ağlıyordun o zamanlar şimdi kapış kapış genç kızlar bundan alıyormuş ,modayı yıllar öncesinden takip ediyormuşum da heberin yokmuş diye güldük sonra:):):)

16 Ekim 2009 Cuma

Silaprimasya:)Tşörtü:)

Bende yaptım bende :)ve çok hoşuma gitti ilk kez yaptığım bir şeyi keyifle giyindim,okula bile bununla gittim:)

Sevgili Eda'nın(Stil direktörü) bloğunda gezilme tozulma yazılarında güzel gülümsemesiyle dikkatimi çeken ama bloguna bakmayı sonradan tesadüfen akıl ettiğim ve boynumun tutulmasını sağlayacak bir süre bloğunda kaldığım lacheen'de matmazel tşörtü diye görmüştüm:)

Hemen büyükçe bir tşört buldum kollarını kestim,üzerine bir desen lazımdı:)sevgili primarima'nın galerilerinden bir melek seçtim:)

ki sizde primarima'nın çocukça bir dünyasına uğrayarak tşörtten,bekarlığa veda partileri organizasyonlarına,üç boyutlu tablolara kadar hayal gücünüze kalan bir çok ürüne sahip olabilirsiniz:)

meleği tşört üzerine çizdim orjinalde sarı olan saçları lacheen de pembe saçlı kızı çok sevdiğim için pembe yaptım:)

ve en zevklisi kare kol artıklarından yeşil boncuklu fırfırlardı,onlarıda yapıp askılara ekleyince ortaya şirin ve şık bişey çıktı,fırfır ve diğer ayrıntılar için siteyi ziyaret edebilirsiniz...

13 Ekim 2009 Salı

Anneeeeeeeeeeee!!!

Yurttayım herkesler uyudu,
en alt katta ve cam bölmeli odamda yalnızım
dışarda bir rüzgar var
çift taraflı açılan dış kapımız öne arkaya gelip giderken rüzgarın etkisiyle gırrrç gırrrç sesleri çıkarıyor
karşımdaki tuvalet floransı cızırdaya cızırdaya yanıp yanmama arası kararsız kalıyor testere filmindeki cızırdayarak yanan ve ayaklarından zincirlenmiş adamların olduğu banyo gibi
boş karanlık merdivenler ve upuzun bir koridor var kafamı arkaya çevirdiğimde
ve duymadığımı bildiğim ama duduğumu sandığım ayak sesleri
her an omzuma dokunacak sandığım bir el
abimin çocukken anlattığı saçma salak tek ayaklı ayşe hikayesi bile geldi
aklıma :/
biraz önce sanal alemde geyiğin dibine vurduğumuz güdüğümde,
meb in yasakladığı bloğuma bu saatte kavuşmamı sağlayan ülküm de ,
tatlı tatlı sohbetiyle beni burdan alıp götüren öyküm de yok
tırstım mı ne?
şimdide benmi ağlasam anneeeeee diye:):):):)
anneeeeeeeeeee.......................
ve selda'nın son cümleleri bu olur anneeeee....................
o geceden sonra ondan bir daha haber alınamaz sır olur................
tamam abarrtım farkındayım:):)
şimdi yatıyorum haydi iyi geceler:)
geçti sanmayın ama hala korkuyorum...
(resmi bile parmaklarım gözümün önünde yükledim)

8 Ekim 2009 Perşembe

Bir Günde Üç Hikayeden Birincisi

İlk karşılaşma ve seneler öncesine dönüş sendromunu bir kenara bırakıp sorumluluklarımı almalıydım, valizimi bıraktım tanıştım ,kaynaştım yıllar öncesindeki yurt şakalarını yapmaya cesaret edende olmadı:):):) Yemeklerini yedirip,anti bit şampuanlarını şişe şişe aşağı banyoya taşıyıp,bir bir saçlarına döküp banyo yapmaları için dizi dizi duşakabinleriyle onları başbaşa bıraktım.Kaşınarak yukarı çıktım.. Cam bölmeli ,37 ekran televizyonlu ,tahta kahverengi sandalyeli ve masalı odamda izin ve nöbet defterlerimide doldurup ,
arkama yaslanmamla sonunda bitti nefesimi vermem bir oldu...
Tam ohhhhh nefesimide alıp verecektim ki kapıyı tıklatıp sarı saçları yemyeşil kocaman gözleriyle Ayşegül kapıdan uzattı kafasını..
--Girebilir miyim?
--Gel canım
--Şey öğretenim ben şimdi biraz önce bakkala gittim ,telefon bozukmuş
--Eeee
--Şey annem hasta ,yani hasta değilde biraz rahatsız,yani rahatsızda değilde işte....
--Tamam Ayşegül tamam numarayı söyle bakalım:)
--Aslında çok hasta değilde ordada kesik olunca haber almadım merak ettim yoksa aslında bakkaldan...
--Tamam Ayşegül numara???
Ayşegül numaraları söyledi söylerken de ekledi ''yengemlerin bu numara çağıracağız gelecek 5 dk sonra,köyde başka telefon yok''...
Hala bu telefonla yan evden çağırma devri kapanmamış diyerek onun yaşlarındayken sınıfça muhtarlığa telefon görmeye gidişimizi
köydeki tek bakkal'ın çocuk gönderip lojmana ''sizi çağırıyorlar telefona 5 dk sonra arayacaklar''diye nefes nefese kalışını hatırlayarak Ayşegül'ü annesine , yengesi aktarmalı bağladım...
--Alo!
--...
--Anne ben Ayşegül,öğretmenin telefonu çabuk konuş
--Halin vaktin nasıl?İyimi?
--Sinirlenme tamammı?Kızma hiçbirşeye
--Bak söz ver ama sinirlenme
--Dişin nasıl oldu gittinmi doktora?
--...
--Git tamam mı?Geldiğimde çürük diş görmeyeyim,çektir hepsini inci gibi gül bana...
--...
--ben iyiyim merak etme,yemeğimi yedim banyomu yaptım,kitaplarımı kapladım.
--...
--ya iyiyim dedim ya merak etme(derken gözleri doldu)
--Tamam annecim öpüyorum,sağlığına dikkat et emi sinirlenme kimseye,benide merak etme
demesiyle kapatması,
kapatmasıyla ağlaması
ağlamasıyla hızla odadadan çıkıp merdivenlere koşması,
onun bu haliylede benim ağlamam bir oldu.
Daha 10 yaşındaydı ve
gözyaşlarını dudaklarını ısırarak tutmuş ,
en neşeli sesiyle annesiyle tıpkı bir anne gibi konuşmuştu...

7 Ekim 2009 Çarşamba

Yurt günlüğü 1

Yurtta ilk günüm
elimde bavulum,kaygılı,ne ile karşılaşacağım bakalım bakışlı geri geri giden adımlarla girdim beyaz demir kapıdan içeri..
Gri karo merdivenler ,koridora dizili uzun ve yüksek asma kilitli demir dolaplar ,8 ranzalı odalar,çamaşır haneler ,revir,sıra sıra banyolar...
Elimdeki bavulu biryere bırakmayı akıl bile edemeden dolaştım her yeri ,buda kim yeni mi bakışları üzerimde...
tıpkı yıllar öncesindeki gibi,
tek fark
Artık yoklamayı veren değil ,alan olmam
Yemek saatinde sıraya giren değil ,sıraya dizen olmam
Kat telefonuna çağırılan değil çağıran olmam
Dışarı çıkmak için izin isteyen değil istenen olmam
artık öğrenci değil öğretmen olmamdı
ama bu bile pas kokulu soğukluğu değiştirmeye yetmedi
hangi tarafta olursan ol yurt aynı yurttu...
yeni okulum yatılı bölge okulu ,haftada bir gece nöbetim var kızlar koğuşunda
ve herbirinin yüzünde hüzünlü hikayelerim
anlatılmayı bekleyen ilerleyen zamanlarda...

6 Ekim 2009 Salı

Cevap: çapkın bir göz kırpışı

Akşamdan kalma
uykum var
annemi özledim
gözüm şiş
şişşşt dağıtırım ulennn
alllo bişey mi var kardeşşş
bakışları diye aklınızdan geçsede değil:):):)
Asya göz atma işini gözlerini kısıp ikisinide kırpıştırarak yapıyor ve çok komik oluyor
Asya hadi göz at bakalım diyince:):)
iki gözü kısık sarhoş gibi dolaşıyor ardındanda yanaklarımızı sıkıp uyyyyyy pıstık pıstıkkk(fıstık)
diyerek kendince bizi seviyor..
Buda annemi sıkıştırmadan önceki göz atıp birazdan fıstıkkk diyeceğim bakışı...

5 Ekim 2009 Pazartesi

Bugün Hep Asya Tek Asya

Annem saçalrını örmüş hemde balık sırtı hemde 3 tane:)
uzayacağına hiç ihtimal vermediğim ve buyüzden uzun süre elbiseyi yakıştıramayıp giydirmediğim asyamın..

Sonra objektiflere bu bakışı atmış poz ver diyince

Asya bu ne hal???

ne olmuş dersiniz???

Ne yapmış:):):)

a)Akşam biraz fazla kaçırmışım:)bakışı

b)çooook uykum var çooook atla zıpla yorulmuşum yav:)bakışı

c)şişşt alooo naber bişey mi var kardeşşş:)bakışı

d)hiç biri bu işin içinde başka iş var:)

tahminleri alayım yazacağım:):):)

Seni özledim:(:(

Pazartesi ama onlara bulduğumuz ev hala boşalmayınca kızım da mersinden gelmedi
ve ondan gelen yeni fotoları oturup sevdim bende
zaten bir hayvan aşığı olan kızım güvercinlerin içine dalınca çıldırmış:):):)
üzerindekiler bayramlıkları:)
siyah ve gri aşığı olan ben
neden çocuklara gökkuşağı renkleri harici kıyafetler yapmıyorlar diyordum ki görür görmez hemen aldım...
annem dantel tül karışımı bir uçuş uçuş bir eteği almaya yeltensede son anda engelledim...
ı ıhhh olmuyor konuyu değiştirme çabamda yerini bulmuyor ,fotoğraflar daha çok özletiyor:(:(:(

2 Ekim 2009 Cuma

Al İLK'ini vur SON'una

Miskinliği,halsizliği,kolunu kaldıramama hallerini İLK'inin üzerine atmıştım
Şimdi dalgınlığı,unutkanlığı,melankolik depresif hallerimi ve kel olduğum
kabuslarını günlerdir üst üste görmeme neden olan saç dökülmelerimide izninle
senin üzerine atabilirmiyim SONBAHAR...
Biliyorum çok üstüne geliyorum bu aralar tüm olumsuzlukların faturasını sana kesiyorum
Oysa sen ilkokulda Cemile öğretmenimin Hayat Bilgisi dersinde anlattığı gibi
yaprakların döküldüğü,okulların açıldığı,
odun kömür alınıp kışa hazırlıkların yapıldığı...
ilkbaharında olduğu gibi çılgınca olmasada, masum huzur dolu bir aşk mevsimisin(burayı hiç anlatmazdı öğretmenimiz ben ileriki sonbahar konumda ucundan kıyısından çouklara çıtlatsammı ki:):):):...
ama bu defa bana kızma Sonumbaharım ben kuaförün yalancısıyım...
''sonbaharda ,
saçların dökülmesi normal'' dedi
ama bu normal durum biraz daha devam ederse avuçlarımda anormal sayıda saç teli ile kel kalacağım...
Eğer sensen bunun nedeni Sonbahar ,
kışı sevmesemde o gelmeli
senle öpüşüp koklaşıp bir an önce veda şarkıları söylenmeli
Hayatın her anında olduğu gibi bundada geçiş dönemleri sıkıntılı oluyor ,
yazdan kışa -kıştan yaza geçmek gerçek anlamda da mecaz anlamda da zor belliki...

Olmadıııı:(:(

EVET!!!
Beklenen oldu ve uzatmalı şehre tayin hayalimle aramızdaki son bağlarıda kopardık
o kendi yoluna ben kendi yolumayım artık
sudan çıkmış balık gibi ortada kaldım yada kaba tabirle g... gibi:)açıkta
e çıkmaz çıkmaz selda neden açıkta kalasın,neden balıksın?
Aslında sorun çıkacağından çok umutlu olmamdı,
buna neden ise 8'inde istediğimde çıkması ve ardından iptal edilip yeniden istenmesi söylenip ve yeniden istediğimde yani şu gün çıkmaması...
üzülmedim desem yalan olur üzüldüm,hem de çok...
ama bugünlerde bu konu ile ilgili duyduğum ve söylediğim tek söz
HAYIRLISI!!!
ve herkesin ilk aklına gelen ilkinde çıkıp şimdi çıkmayınca torpil patlaması:):)
Bu arada Asya hala mersinde annenemlere başka bir ev tuttuk temizleyeceğiz onlarda ordan eşyaları yüklenip pazartesi gelecekler ve ben onu çok
özledim hayatımda hiç kimseyi hiç bir şeyi özlemediğim kadar...
telefonla konuşuyoruz sadece
hasta olmuş
--alooo diyor
--nasılsın iyimisin kızım ?diyorum
--iiii diyor:)
--ne oldu hastamısın diyorum
--ufff oldu atiş(ateş)çıktı diyor
telefonla konuşmayı pek sevmiyor bu yüzden
---öptü diyip kapatıyor :)
böylece özlem daha da büyüyor:(:(
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...