29 Eylül 2009 Salı

Taze biber salçalı ,ceviz yaprağı kokulu ,saat 6 nefesim...

Erken kalkmayı sevmeme halim,sokak kapısını açıp saat 7 havasını içime çektiğimde son bulur.
Osaatte toprak daha bir başka kokuyor sanki.
Yüzler daha bir başka gülüyor,ya da bana öyle geliyor:)
İşe yetişme ortak amacı ortada biryerlerde buluşturuyor ve tanımadık günaydınlar tanıdık gibi dökülüyor dudaklardan...
Bu gün erken dediğim saatten çok daha erken kalktım saat 6 havasıyla çıktım kapıdan.
''Bu sene kış çabuk geldi üşüdük üşüdük''sözüyle baktım sağa
Tanımadık bir ''günadın'' ve ''evet çok sağuk'' karşılığımla devam ettik yola..
''Kars daha soğukmuş , kar yağmış,nasıl yaşıyorlar orda'' şaşırmasıyla gülümsedim,
Ben dalıp giderken Kars kelimesiyle o yıllara verdiğim belli belirsiz ''bilmem'' cevabını duymadan çoktan yönelmişti o fırın kapısına...
Oralarda ne hissettiğimi,nasıl hissettiğimi ilk günki heyecanı yada acısıyla şu anda hissedebilmemin tersine,
o soğukta ne yaptığımı nasıl yaşadığımı anımsayamayarak bilmem cevabıyla yürüdüm,yürüdüm,yürüdüm...
ne kadar yürüdüğümü bilmeden tıpkı nasıl yaşadıklarını bilmem dediğim gibi sessizce ve dalgın...
Ta ki taze çekilmiş biber,damlara serilmiş biber salçası kokusu keskin bir şekilde ciğerlerime dolana kadar...
Hazır dolmuşken çekeyim dedim içime söylediği gibi burnumdan alıp ağzımdan vererek göğsümü doldura doldura...
Yürüdüm ,nefes alıp vermelerim ve çocukluğumda yere sarkan dallarından tırmandığım ceviz ağaçları eşlik etti bana yolun solunda...
.Taze bir filiz ceviz yaprağı koparırken ,bir saatlik yürüyüşüm gönüllü servis arkadaşımın şaşkın ve orda ne aradığımı ima eden bakışlarıyla ve araba penceresinden kafasını uzatmasıyla son buldu...
Ayaklarım yerden kesildiğinde ciğerlerimde taze biber salçası havası,
parmak uçlarımda ceviz yaprağı kokusu,
içimdeki seste ''Bunu birdaha yapmalı'' diyordu...

28 Eylül 2009 Pazartesi

Bunalık bulanık...

Bir bulanıklık bir tuhaflık
hastalık,yoğunluk,özlem,havalar ah havalar sözünün altına saklandığım saklansamda kaçamadığım bir tuhaflık
beni benden korkutan bir tuhaflık
elime kalem kağıdı aldığımda 30 sn yazmaya sayfanın yukarısından mı başlanıyordu? yoksa aşağısından mı diye ciddi ciddi düşünmeme neden olan,yazmayı unutturan bir tuhaflık
gözümün kapalı oldugunu görmememin imkansız olduğu kapıya
açıkmışasına ,burnumu morartacak hızda çarpmama neden olan bir tuhaflık
hararetle bir olay anlatırken bir an duraklayıp,dalıp sonra karşımdakinin
''eeedevam et''dediğinde
''neye''???
diye sormama neden olan bir unutkanlık...
bi bahanede siz bulunda rahatlatın beni
yoksa aklımdan şüphe etmeme neden olacak bu bulanıklık...

27 Eylül 2009 Pazar

Ben geldim,neler getirdim...

Ben geldim
özlendim mi bilmem,
ama ben çok özledim...
Sel suları ölümler kalımlar acılar bırakmıştım
günler geçti, bana aylar geçmiş gibi gelsede ,günler geçti
ama ateş hala düştüğü yerde yakıyor ilk günki gibi.
zaman denen şey ise
hayat devam ediyor sözünü yine yinelettirdi
hayat bizim içinde devam etti
hiç yemediğim kadar şeker yedim
asyamı süsledim bayram şekeri gibi
ev ev gezip gülümsettim her çizgide bir ömür gizleyen yüzleri
ama eskisi gibi olmadı hiç birşey olmayacakta belliki...
evdeyim artık,perşembe günü her zamanki heyecanla sabah uyanıp sevinçle okuluma gidemedim..
çünkü başka bir okuldayım artık
başka öğrencilerim var
başka öğretmen arkadaşlarım
yine bir hoşçakal dedim ve yine yeni bir merhaba
sarıldım ağladım eski öğrencilerime
üzüldüm yukardaki kışın çektiğimiz kareleri görünce
sarıldım öptüm yeni öğrencilerimi
onlar içinde zor oldu benim içinde
asıl zor olan bu öğrencilerimlede ne kadar kalacağım da belli değil
yeni açılan okullara tayin istedim
asya için bizim için daha büyük bir şehire
ama Eylül 8 de belli olacak tayinim 16'sına ertelendi
16'sında açıklanacak tayinim 25'ine
25'ine belli olacak tayinim kimbilir bilmem kaçına beklemedeyim...
oysa bun tayin okul açılmadan belli olmalıydı
adı eğitim olan kurumda eğitimin düşünülmemesi
şimdi açıklansa tayinim ev bul taşın derken 1 ay geçecek
bu ne demek?
1 ay tayin istediğim okul kapalı kalacak demek
1 ay o okuldaki çocukların başka okulda okuması demek
1 ay sonra arkadaşlarını öğretmenlerini bırakıp başka bir öğretmene alışmaları demek
1 ay geriden gelmek demek
1 ay bana alışmış öğrencileri bırakmak
1 ay sonra onlarıda başka öğretmene emanet etmek demek
belirsizlik,düzensizlik ,dengesizlik demek...

20 Eylül 2009 Pazar

kurtarın bloggerimi

bir süre daha yokum sanıım proxy den sınırlışekilde girebildim ama ne dogru düzgün yorum yayınlayabildim ne de yazabildim,ne resim yüklenebiliyor,ne yazı rengi var nede başkabir eklenti boş bir sayfa var karşımda... giren yazan nasıl yazıyor bilmiyorum bilen varsa banada öğretsin... ne kadar arama motoru varsa yükledim dns ayarlarıyla uğraştım ama internetteki 222 ile aşlayan kodlara geçersiz diyor.. yasaklandı yazıları okudum ama yasaklansa diğeryazan arkadaşlar nasılyazıyor.. ben sayfamı özledim yazı yazmayı yazı yazanları okumayı o blog bu blogdolaşmayı :(:(:(:(:( kendimi günlük karmaşamdan kurtarıp buraya atmayı özledim.... gelen ve bizi bulamayan tüm dostlara sevgiler... bayramınız kutlu olsun bloggerim artık sorunsuz benim olsun :( :( :(:(

17 Eylül 2009 Perşembe

bunu yapan iki kişi biri erkek biri dişi,ya o , o bunu istermiydi????

Bir kadın bir erkek aşktır onları birleştiren yada aşk zannederler hoşlanırlar severler gözleri hiç bir şeyi görmez gördükleri gösterdikleri sadece gülen yüzleridir sevmediklerini,kızdıklarını,öfkelerini bilmezler zaten öfkelenmezlerde...
kızmazlarda...
paylaştıkları zaman kızmaya öfkelenmeye yetmez
Dışardan bakıldığında görülen koca koca iğneler batsada birbirine,
acısını bilmez
aşktan başka bir duygu hissetmezler...
telaş içinde yapılan eğlenceler son bulup aynı evde tüm zamanı birlikte geçirecekleri güne kadar...
gün biter günler biter bir kısır döngü içinde tekrarlanır herşey ve herşey eskisi gibi değildir...
yada eskidende böyledir yeni farkederler...
gülen yüzler asılır
aşk sözcükleri biter
ben haklıyım, sen haklı
ben üstünüm, sen üstün
benim sözüm ,senin sözün
benim doğrum, senin doğrun
benim annem ,senin annen
gelir günlerin devamında
sırtlar dönülür yastıklar ayrılır
ki o yastıkta uyumak hoş bir hayalken
eskiden...
işte tam bu anda araya girer bilen kişiler
''çocuk yapın siz,çocuk evliliği pekiştirir
çocuk evin neşesidir,
çocuk birbirinize bağlar sizi''
dinlerler,
iki ayrı yastık bir umutla,bir çocukla birleşir.
sevgisiz birleşen yastıktan sevgi dolu habersiz masum bir yüz belirir...
sevilir heyecanlandırır güldürür bir müddet
ama bir müddet
sonra evdeki sevgi dolu gülen sadece çocuk olur
iğneler acısını yeniler
sözler kelime eksiltmeden devam eder
yastıklar ayrılır
tek fark anne yastıgında bir gülen bebek
ne değişti?
hiç bir şey...
düzeldi mi ,bağlandılar mı birbirlerine?
hayır...
şimdi herşey daha da zorlaşmadı mı?
evet...
ikiyken mutsuz insan sayısı
üçe çıkmadı mı?
mutsuz bir çocuk yetiştirmek ayrılmaktan daha mı kolaydı?
doğan bebek evliliği kurtarır mı çıkarır mı gün yüzüne?
yoksa daha da mı dibe çeker?...
bu gün söylenen sözcükle belirdi bu sorular beynimde
''çocuk yapsalar bi belki iyi olurdu?''
olur mu?
bence olmazdı,bir çok insanda olmadığı gibi...
yanılıyor muyum??? (bu arada herkeste olan sorun bendede oluyor ve bloglara giremiyorum girsemde sınırlı 1-2 dk umarım düzelir ..bu yüzden bir müddet isteksiz ara veriyorum verdiriryorlar google amcalar sevgiler)

15 Eylül 2009 Salı

ASYAXP...

asya xp sıfır geldi bize ,yukardaki görseli ise geldiği gün indirdik: )
çok olmadı daha 17 ay önce aldık
sıfır dedim ya hiç bir program yüklenmemişti
sadece ağlama,emme ve uyuma programı şirkettendi bedava:)
aylar geçti yeni programlar kurmaya çalıştık ara ara
gülme
emekleme
alkış
yürüme
öpme
getirme
götürme
okuma
top sürme
yemek yeme
çiş yapma
kelimeleri öğrenme
bazılarını yükledi zamanından önce bazılarında hata mesajı verdi
bazen virüs kaptı
şurup ,nane limon antivirüs programını yükledik
başarıyla karantinaya alındı...
artık tüm programlar sorunsuz çalışıyor çiş ve kaşık tutumanın yeni sürümü gelirse daha güzel olacak ama bekliyoruz.
algılamada ise bazı komutlarda hatalar veriyordu
ama artık bu programında %70'i yüklendi gibi
asya xp git şortunu getir?
gider odasından çekmeceden şortunu alır
asya xp kumanda nerde kızım?
gider sakladığı yerden getirir
asya xp televizyonu aç?
önce büyük düğme sonra küçük düğmeye basarak açar
asya xp kitaplarını sepetine koy
kitaplar yerden toplanıp sepete dizilir
asya xp yat yemek yiyeceğiz
hemen yastık getirilip uzanılır ..
asya xp terliklerini ters giyindin
hemen çıkarılıp düzgün giyilir
asya ekmek alıcaz ne gerekli?
paya paya dede verrrr:)
asaya xp öp annecim beni
hemen ballı ballı öpülür
eee sevgili Bil Geyts
varmı sende böyle tatlı bir pc:)
Allah bize en güzel seriden verdi programlarıda bedava zamanla yüklendi
umarım ilerdede mutluluk,huzur,sağlık programları hep güncellenerek sorunsuz çalışır:)

10 Eylül 2009 Perşembe

Kelebeğimin Kanadı Kanadı...

Bir rüzgar çarptı yüzüne kapıyı örttüğünde
çattı kaşlarını
içerden gelen seste bu rüzgar tokatına karışınca
hatırladı o gün bu gündü
aynı hava ...
aynı müzik...
tesadüfmüydü???
Kapatmasına gerek kalmadan gözlerini kendini 3 sene önce aynı yerde buldu...
o gün kapamıştı kapılarını
kapattığı anda ona ait olmayacağını bildiği,onlara ait olmadıgını hissettiği insanlara
Oysa ilk açtığında kapılarını sonuna kadar ,geldiklerinde gülümseyerek sarılmışlardı.
Gülümseme değil dudak kenarlarının gerilmesi oldugunu
kendi evinden kapı dışarı edildiği gün anladı
ve onları nankörlük denen o illlet duyguyla başbaşa bıraktı..
Neden hep böyle oluyor demedi,yeni evini elleriyle yaparken niçin,niye???
Sadece yorulduğunu hissetti artık ,artık yoruldum çok yoruldum diyebildi ama kilitlemedi yine de kapısını küsmedi her gelen aynı değildi yada böyle umuyordu...
yoruldu...
aldı kahvesini sigarasının yanına ''birtek onun sesi eksik'' dedi
o olsa herşey daha güzeldi
ama yoktu ondan geriye bir kaç satırlık turuncu kareli defteri duruyordu...
dokundu ona dokunur gibi açtı
okudu onla konuşur gibi
ve bu satırlar gözüne ilişti
okudu
okudu
okudu
ve okudugunu dinledi
yetmedi aldı siyah boyalarını eline
sonradan''hoca bu lojman cezaevi gibi olmuş sözlerine yol açan
Günüm yok; güneşim yok
Uykum yok;düşlerim yok
Kın olmuş susuyorum
Bir tek sırdaşım yok

Çektiğim acıların
demindeyim bu akşam
Pişman desen değilim
Bir harmanım bu akşam
Her gecenin sabahı
Her kışın bir baharı
Her şeyin bir zamanı
Benim dermanım yok

dizelerini yazdı duvarına bağıran harflerle ve iliştirdi yanına çizdiği gri ve siyah kelebeğinin kanayan kanatlarına
aynı hava
aynı müzik
aynı ses
aynı duygu
aynı ben
ve farklı bir soru düşüverdi dudaklarından o anda
acaba kelebeğim de aynı duruyormu kanadındaki dizelerle duvarımda...

9 Eylül 2009 Çarşamba

ÜZGÜNÜM!!!

asyaselda;
Taktir-i ilahi elden ne gelir mi?
kader mi?
Şimdi 2007 senesinde Temmuzdan sonra seçimler bittiğinde
kuraklık tehlikesi ile burun burunayken yağan yağmuru
''bak gördünmü bunlar başa geldi yağmur yağdı ,bereket geldi ''diye saçma bir düşünceyle onlara bağlayanlar
şimdi İstanbuldaki,Tekirdağdaki sel ve sonucu bir çok insanın ölmesi neyin nesi başımıza kafir birilerimi geçti???
yok hala onlar var yukarılarda nerde bereketleri,mucizeleri
yoksa yaşananlar kadermi?
değil!!!
Seçim öncesi göz yumulan çarpık yapılaşma,altyapısız şehirleşme ve daha neler neler bu sonu getirdi...
ya hala açılamamış açılıma ne demeli?
kimse açılmıyor açılamıyor hala anneler ağlıyor ,tazecik beyinler bir hiç uğruna öldürülüyor,işte dün Siirtteki örneği
bırakın açılmı yada kürtleri türkleri barıştırma çabasını kimse kimseye küs değil düşman değil...
siz birbirlerine düşürmeyin yeter milleti...
Rahat bırakın artık ermeniyi,kürdü,türkü ,çerkezi
işinizi yapın layıkıyla yapın yeter...
geçmiş olsun İstanbul,Tekirdağ
başın sağolsun Türkiye...
bugün her söyleneni yazacağım..
öykü dedi ki...
Sen uzuluyrosun
ben uzuluyorum
bız uzuluyoruz
Yetkılıler sız de samımıyetle uzuluyor ısenız gercekten???
Lutfen gerekenlerı yapın bundan sonra...
SMİLENA dedi ki...
onlar hala açılım ,ermeni vs.diye kıçını yırta dursun
.işte bizim halimiz ortada.
yine şehitler,yine ölüler,yine yürek açıları.kimene ki.
bir de çıkmışlar açıklama yapıyorlar.lanet olsun hepsine.
allımorlu dedi ki...
şehir mimarisi diye bir şey yok,böyle 4. sınıf ülkeler gibi şehir planlaması
altyapı çevre düzenlemesi,ağaçlandırma olmayınca nolucak?bir gün o sel
açılımına kapılıp bizlerde yollarda ölebilirizkader değil bu..bunu kadere
bağlamak ahmaklıktan başka bişey olamaz!aslında çok şey var söyleyecek ama
okuyan insanların sinir harbi yaşamasını istemiyorum..hepimize geçmiş
olsun..birgün inşallah açılımlarıyla beraber geçip giderler..
herşeyden azıcık dedi ki... O işte gerçekten üzülen komutan ve siyasetçiler teker teker öldürülüyor bunun ne Türk-Kürt açılımıyla alaksı var nede ona bağlı bişeyleyle üzgünüm ama o işin asıl sebebi uyuşturucu yolu olmasıyla alakalı milletin cebi dolsun diye bizim gemcecik evlatlarımız yok olup gidiyor annelere de ağlamak kalıyor:(( Başa kim gelirse gelsin bu göçler ve ormanların yok oluşu durdurulmadığı sürecede seller afetler daha da şiddetlenir üzgünüm ama gerçek bu.Birileri doğanın yengesini hallediyor ne yazıkki:((
back to black dedi ki... merhaba bu yaşananlar üzerine söylenebilecek cümlelerim yok.hangi birinden bahsetsem ki... basın toplantılarını izledim.Midem kalktı büyükşehir belediye başkanı valiyi, vali başkanı övüyor yani körler sağırlar birbirini ağırladı.O dillerinden düşürmedikleri ALLAH umarım hak ettiklerini verir.
ramazan dedi ki... her millet,layık olduğu şekilde yönetilir.
denizanasi dedi ki... yazık gerçekten.. yazık..

8 Eylül 2009 Salı

MIÇE KABUSU :/ :/

Tüüüüüü selda seni böyle bilmezdim
şan ,şöhret ,ün gözünü boyamamalıydı
hani herşeyden önce aşktı
sen şimdi yok ben aşığımda dersin..
ıyykkk sen ki 29 unda bir hatunsun o 50 mi 60 mı bilinmez
nerde bundaki aşk
huuuu kuzum unuttun galiba hem sen evlisin
bak gidiyor hala şen kahkahalarla Kahtalı Mıçı'ya dursanaaaaa!!!
diyordum uykumdaki şen kahkahalı selda hatuna uykudan uyanmak isteyen diğer ben
yapma ,gitme diye yalvarıyordum...
o ise dinlememiş ,önce istememiş ama sonra şan şöhret derken takmış kolunaKahtalı Mıçı'yı ver elini balayı...
Genelde film tadında rüyalar görürüm kendimi bildim bileli
hatta bir ara araya reklamda alıyordum şaka değil:)
kimi zaman bir kaçak olur kaçardım dağ bayır,
kimi zaman yüzüklerin efendisindeki atlılarla savaşırdım siyah pelerinli
kimi zamanda filiz akının yerini alırdım yanlış anlaşılmalı aşklar yaşardım
kimi zamanda tek kişilik oyunlar çıkarırdım
yapayalnız adalarda cuma beklerdim,
bazende kaçak göçmen olurdum gemilerde elinde bir kuru ekmekli...
ama en kötüsü dün gece gördüğümdü,
beni Kahtalı Mıçe istemeye gelmişti
önce olmaz dedim
ben ne yapıcam onunla
ama kötü anne ve acımasız abi beni Kahtalı Mıçe'ye verdi
ama oda çok yalvardı onuda diyim hani:)
sonra ne olduysa insanoğlu ya değiştim memnunda oldum evlendiğime giydim gelinliğimi attım kahkahamı savurdum çiçeğimi ver elini Suriye
oda nerden çıktı şimdi:)
evet Suriyeye gidiyorduk e rüya işte idare edin maldivler,venedik filan olmalıydı oysa gidilen yer değilmi:)
Ama arkalarından bağıranda bendim kendimi evlenmemesi konusunda ikna etmeye çalışanda..gidende:)
olmadı hain Selda bıraktı herşeyi ve Mıçeyle evlendi..
Ama bu kabus Allahtan kısa sürdü:):):)
uyanınca
derin bir nefes aldım ,sıktım yanaklarını gitme diye arkamdan bağıran Seldamın
sonra da herşeyi bırakıp giden Seldamın çektim kulaklarını
kızım dedim göreceksin rüyanda bir ünlü ile evlendiğini
gör George Clooney'i
gör Olivier Martinez'i :):):)
gör Ediz Hun'un ,Kadir İnanır'ın,Tarık Akan'ın gençliğini:):):)

6 Eylül 2009 Pazar

Anladım...

güm! güm! güm!
sıçradı yataktan,ne oluyordu sabah sabah bu ne gürültü
aceleyle aldı ceketini üstüne saçını topladı,telaşla açtı kapıyı
kapıda duran Mustafa amca gözlerini açmış ağzından tükürükler saçarak konuşuyordu,yani konuşmuyor kükrüyor ,bağırıyordu
--''beni jandarma duttu sen niye haber verirsin ki sanamı galmış huca sanane de sen gidip ismimi verdin..
--''dur dur amca anlamadım ne kızı ,ne ismi ,ne jandarması''
--''yav dün beni jandarma duttu dedi sen kızı okula yollamıyormuşsun
ya yollarsın ya da seni alırız hapse dedi tuttular bi gece orda benim minübüsüde çektiler.
sen demişsin komutana sen demesen kim bilcekki?
bak ayağını denk al huca benden bulma belanı
kız benim ister gönderirim ister göndermem sanamı kaldı.
--''ya ben vermedim ismi, senin kız ilkokulu geçen sene bitirmedimi?
hem burda ortaokul mu var.
Taşımalı gideceği okul müdürü verir okula gelmeyenlerin isimlerini ,zaten sonrada liste halinde millieğitime gidiyor onlarda jandarmaya veriyorlar''
--''yok huca sen demesen bilirlermi,sen dedin jandarma tuttu beni''
'--'ya sende gönder kızını suç yaptıgın cezası belli''
--''bak hani sen demediydin bak sen demişsin sürüm sürüm süründüreceğim seni,buralarda yaşatmayacağım,senin allah be........
diye söylene söylene baş parmağını havada sallaya sallaya gitti...
kapattı kapıyı ne denirki nasıl laf anlatacaktı,
zaten anlatamamıştıda...
harika bir günaydındı onun için içini kocaman bir sıkıntı kapladı
uzandı yatağına yattı yapacak başka neyi vardı...
daldı...
telefon sesine uyandı
''alo!!''
''alo!''
ses yoktu..
birkaç dakika sonra yine çaldı
''alo!''
yine ses yoktu kapattı..
bir bu eksikti dedi.
sönmüş sobasından kovayı çıkarıp dışarı boşalttı,doldurup tekrar yaktı.
Bir fincan kahve koydu ,sigarasını yaktı,kahvaltı yapacak keyfi yoktu
uzandı yatagına
burda oldugunu bugünün sabahını unutmak için tatlı bir ezgi koydu cd ye
elinde kahvesi
kulağında tatlı ezgisi
yanında sıcacık sobası
derken yine o ses
telefonu..
ısrarla çalıyordu
dünden buyana bu kaçıncı sessiz telefondu
''alo!''
''alo!''
''kimsiniz?''
yine ses yoktu
sinirle kaldırıp attı telefonu halının üstüne
''tüm cinsliklerde beni bulur niyeyse''
diye sözünü bitirmeden içinde
yine çaldı
hiç bakmadan numaraya açtı
--''ya delimisin konuşmayacaksın niye arıyorsun?
--''canım ben annen''
--''hı anne senmisin kusura bakma ya sabahtan bu yana biri arıyor dileyip dinleyip kapatıyor''
sizin yerinizi sapıklar aldı:):)
--''sahiden siz beni kaç gündür aramıyorsunuz ,hayırdır ne oldu?'':)
--''geçen hafta çok arıyorsunuz bir dakika rahat vermiyorsunuz diye kızdın ya ,bizde aramadık,rahat verdik sana''
--''ya söyleme öyle anne ,biliyorsun öyle demek istemedim ,ütüste çok aradınız bir an sıkıldım söyledim işte özür dilerim''
--''tamam tamam istesekte küsemeyizki'
--'istesende seni merak edip aramaktan vazgeçemeyizki''
--''canım ya tekrar özür dilerim''
--''nasılsın ?korkuyormusun köyde tek başına''
--''yok ,ama iki gündür elektrikler kesikti ozaman biraz korktum ama geçti uyumuşum''
--''dua oku da yat kapınıda sıkı sıkı kapat,yatarken kömür atma ,sobanın ağzını aç ta yat ''
--''tamam anne yine başlama bakarım ben başımın çaresine çocukmuyum''
--''aman sözde söyletmez yaşın kaç olursa olsun benim için sen hep küçük bir çocuksun''
--''aklınız kalmasın bende ben iyiyim,başka şeyler düşünün,gezin eğlenin ,aklınızda hep ben olmayayım ''
--''söylemesi kolay değil mi,bir başına dağın başında seslensen duyacak komşun bile yok,kurtlar kapında ,kapın eski bit tahta parçası ve ben eğleneyim seni hiç düşünmeyeyim''
--''of anne uzatma işte iyiyim ben hadi görüşürüz öptüm''
onlar umursanmadıklarını düşünüyorlardı,
oysa o zaten elleri uzanamayan gözleri görmeyen bir sıkıntı olsa 1800 kilometreden kendilerini yiyip canlarını sıkmaktan başka yapabilecek birşeyleri olayan ailesine sorunlarını yansıtmama çabasındaydı...
sık sık aramayın demesi ondandı..
düşünürken bunları gözleri dolu dolu
telefon yine çaldı
arayan yine annesiydi
--''efendim anne ne oldu?''
--''şu sapık babanmış merak etme diye aradım''
--''ne babam mı niye?''
--''sen aramayın beni demiştin ve biz sana küsüp aramama kararı almıştık ya
baban dayanamamış gizli numaradan aramış sesin iyi geliyormu gelmiyormu diye,bu günde sıkıntılı gelmiş kulağına sabah bu yüzden sık sık arayıp ses tonunu dinlemiş iyimi iyi değilmi diye''
--''üzgünüm anne özürdilerim sizi meraklandırdıgım için''
--''arayın beni hep arayın sizde olmasanız ben ne yaparım''
anladıki uzanamasada elleri ellerine ,silemesede gözyaşını ,göğsüne yaslanıp ağlayamasada,sıcacık sevgi dolu bir nasılsın tüm sıkıntıları atmaya yeterdi..
her annenin söylediği gibi''anne olunca bunu daha iyi anlayacaktı''
ve anladı...

3 Eylül 2009 Perşembe

100 Maddelik Selda

evettt:) korkunun ecele faydası yok dedim ve başladım yazmaya
sağır kedim tamda blogu kapatıyor bende bu 100 soruluk mimden yırtıyorum demiştim ki tühh açmış geri:):):)
şaka bir yana iyiki konuşmaya devam ediyor iyiki köşene çekilip susmuyor susturulmuyorsun...kedim..
Kardeşimin abla senden çıksa çıksa 50 kelimelik bişey olur desede ben 100 cümle ile kendimi anlatayım bakalım ibre kaçta tıkanacak:)
bakmayın madde madde olduguna bu benim hayat öyküm olmuş yazdıktan sonra okuduğumda :(:(:(
1: adımı sevgili selda bağcan hayranlığının sonucu almışım
2: tüm işlerim aksi olur bu da baştan belliymiş zaten annem doguma giderken lastik patlamış,benzin bitmiş olmayan aksilik kalmamış.
3: 1.sınıfı bir köyde2.sınıfı başak bir köyde.6 sınfı başka bir köyde,8.sınıfı başka bir köyde,liseyi nihayet bir ilçede üniversiteyi en sonuda şehirde okudum:):)
4: çamurdan tabaklar yaptım
5: toprak altına paralar saklayıp bulamadım
6: ağaç başlarına amerikan dizilerindekine benzemesede evler yaptım
7: ceviz ağacına dalından tırmandım
8: ava giden babamın peşine takıldım her defasında
9: akşam ezanı girdim eve haber sipikerinin iyi akşamlar sözü duyuldugunda
10: elimde çiçek olurdu komşu bahçelerden kopardıgım anneme yağ çekmek için geç kaldıgımda
11: kazlarla da kovalandım köpeklerede en kangalından hemde kurbağa yavrusu avlamaya çıktıgımda
12: hep küçüktüm her yeni gittiğim yerde bir alt sınıf sırasına sokuldum,yok ben bu sınıfta değilim dememe ragmen inatla,sonra uzadım ama naberrr:)
13: legenlerle serinledim deniz niyetine konya ovasının sıcağında
14: donmuş derelerde kaydım kırıldı düştüm ıslandım dondum eksi kırklarda
15: hiç küsmedim arkadaşlarıma
16: ve hiç küsmediler bana
17: her gidişte el salayan ben oldum kamyon kasasında
18: ve hep ağladım ayrıldıgım yer minicik bir nokta oldugunda
19: nankörlük mü bilmem sevdimde her yeni yeri eskiye ağlasamda
20: kimseye güvenmedim,inanmadım,kolalarınıda içmedim,yemedim çikolatalrınıda
21: annem söyledi biz yabancıyız yeme,içme verileni alma
22: büyüdüm hala güvenemez oldum bu durumda
23: ilk belediye otobüsüme babamla bindim ve indim dershane duragında
24: ve utandığımdan 1 ay ineceğim duraktan bir sonraki durakta indim, kalkıp durakta inecek var diyemediğim için bankacı ablayla.
25: sonra öğrendim tabi çizdiğim krokilerle evi ve daha bir çok yeri adanada
26: ne büyük burası nasıl yaşıyorlar nasıl kaybolmuyorlar dediğim halde
27: iki ay sonra kaybolana yol tarif eder oldum alıştım bende buduruma
28: bir tek kargaşaya alışamadım,her fırsatta aradım herkesin biririni tanıdıgı küçük köyleri
29: ilk fısatta kaçacağım dedim oralara
30: 6 yıl sonunda gerçekleşti bu kaçış köye atanmamla
31: üzüldüm sen köyden geldin ne anlarsın laflarına
32: aparatif al dendiğinde kantinin önünde oturup aparatif ne acaba diye ağladığımda
33: dersaneye gidiyordum oysa bilmeliydim onlara göre
34: sigara içmeliydim
35: diskolara gitmeliydim
36: ha birde sevgilim olmalıydı
37: o zaman şehirli olacaktım herşeyden anlayacaktım,
38: olmadı anlayamadım bir tek sigaraya başladım nasıl olduysa
39: olmadı ama üniversiteyi kazanan ben oldum onların arasında:)
40: aynı şehirde bir çok kez göz göze geldim elimde üniversite dosyamla:)
41: ha bu arada aşık oldum aşık olundum ama gerçek aşkı onda buldum 23 yaşlarında:)
42: yurtta kadım
43: sabaha kadar batak oynadım
44: konuşamazken yeni tanıştıgım insanlarla
45: sokak sokak anket yaptım:)
46: kovuldum başlarda
47: yine ağladım,ama yılmadım alıştım ağlamalarım amannnlara dönüştü,takmadım
48: aştım sokaklarda konser biletleri sattım konserlerde bağıra bağıra şarkılarda söyledim sonra
50: ''merhaba hanımefendi ürünümüzden tatmak istermisiniz?'' dediğimde,yüzüme aşagılayarak bakıp ı ıhh diyen kadınlara gıcık oldum
51: ürünleri boca etmek istedim ama hiç boca etmedim :)
52 zira kovulabilirdim sonra :)
53: en sonunda kendime göre bir iş buldum
54: büyülü bir dünya sinemada yer gösteren bayan oldum
55: kimi zamanda hep açık verdiğim gişeci
56: evet hep açık verdim zayıf matematiğim ve dikkat eksikliğim yüzünden
57: işten okula hep geç kaldım
58: en araka sıradan bir ön sıraya hiç atlamadım
60: parmak kaldırıp söz alan hiç olmadım
61: ders sonrası eğlenmeye gidende
62: sevdiğim tek yer ve sığındığım, kampüsün son durağındaki kayısı ağacımdı
63: o kayısı ağacına neler anlattım neler tek sırdaşımdı
64: fotograf çektim ders notu diye hocam elimden aldı,öylece orada kaldı
65: ders notlarım hep fotokopi kağıdıydı
66: saat ondan önce hiç ders çalışmadım ve ikiden sonra:)
67: nasıl olduysa okul bitti sonra
68: kpss illetinde geçtim binbir duayla
69: tek hayalimdi köy, oldu böylece sonunda(bknz:30.madde)
70: elektriksiz ve okeye dördüncüsüz geceler başladı sonra
71: 8 lerde yatıldı
72: 6 larda kalkıldı
73: baca tamir edildi,dolap boyandı,okul badanalandı,cam silindi sonra
74: kamyona odun bile yüklendi eksi bilmem kaçta 3 bıyıklı adamla:)
75: dona dona
76: yazları yanan memleketimde asfaltlarda baloncukları patlatmayı bile özledim o anda
77: terden bunalmayıda
78: kafamı buzluga sokmayıda
79: tüm bunlara rağmen en güzel aşkı buldum orda
80: artık ne soguk ne odun vardı aklımda
81: sıcacık bir aşk ısıttı beni eksi 46 larda
82: büyüdüm
83: artık kamyon kasalarında ağlamaz oldum
84: aparatifide öğrendim
85: cahillikten kurtuldum:)
86: sigayarıda bıraktım
87: ülke yönetimine gıcık bile oldum
88: laf anlatamayıp sinirden ağlar oldum
89: ne olcak bu gidişat diye boyumdan büyük laflar eder oldum
90: sıkıldım
91: soguk bitti
92: sımsıcak bir yerdeyim artık
93: büyüdüm,büyüttüm
94: ama sorsan tamamı şimdi diye
95: yok derim tekrar beni küçültün
96: hiç çıkmamam gereken köylere geri bırakın
97: hiç binmeyeyim o kamyon kasasına
98: yine kurbağa yavrusu yakalayayım
99: yine eve geç kalayım
100: ve yine tek derdim annem kızacakmı diye çiçek aramak olsun....
kim yazmak isterse ona hediyem olsun bu 100 maddelik öyküm....
vazgeçtim meltem yazsın bakalım:):)he he heeee geldimi kötü kahkaha sesim meltem:)
ve senden 50 madde çıkmaz diyen kardeş melankolia sln sen kaşındın hadi bakalım senden kaç madde çıkcak pu ha ha haaaaa:)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...