30 Ağustos 2009 Pazar

çişten fırçaya ,fırçadan kitaba, kitaptan montessoriye

:):):)
Biraz özel fotolarla konuya giricem ama napalım Asya kurdu kitap okumada zaman mekan dinlemiyor...
yaz başında başladıgımız bol kazalı tuvalet eğitimimiz her gün gelişme göstererek devam ediyor.
kışa zaten hiç sevmediği ve her fırsatta ''bec çıkat çıkat'' dediği bezlerinden kurtulacak umarım..
bu günlerdeki en büyük yardımcımız ise Tim Seldin'in Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir kitabı ve kitabın içerisindeki çiş yapan abi resmi:)
sabah kalktıgında kitap sepetinde aramış aramış bulamamış
sonrada anneannesinin elinden tutup
''anneanne abi çiş tikap (kitap) diyerek kitaplığa götürmüş:)
almışlar bakmışlar ve çiş yapmışlar:)yani Asya yapmış:)
ha bu arada pıça da unutulmamış dizlerinde kitap ,altında lazımlık,ağzında diş fırçası
kahvaltı öncesi tüm hazırıkları tamamlamak ister gibi:)
her ayın kitabı farklı sanırım bir ay öncede benden sürekli Meraklı Minik dergilerini istiyordu.
önce kendi çeviriyor sayfaları sonra sıkılıp anne pamak diyerek parmağımla anlatarak okumamı istiyordu...
şimdi favori kitap Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir..
Bilen bilir bu kitap ingilizce kaynaklar hariç Montessori eğitiminin
felsefesini,pratik önerileri,uygulama yöntemini en iyi açıklayan ve resimlerle daha anlaşılır kılan tek kitap..
ama hala bana yetersiz geliyor
ingilizce bilmeyen biri olarak diğer kitapları alamıyorum,ve videolu sitelerdende görüntü haricinde bişey alamıyorum.
o etkinliği uygulamak değil önemli olan onu uygularkenki seçtiğiniz sözcüklerde önemli nasıl verdiğinizde yani..
bu yüzden keşke diyorum bu yöntemin de ilkokuldaki ders planları gibi bir planı olsa mutlaka vardır ama anlaşılabilir okyabileceğim şekilde kendi dilimde olsa ne güzel olur..
bir ara dergi ile ilgili haberler duymuştum ama oda öylece kaldı sanırım çeviri için e-mailler gönderiyorlardı...
en son temmuzda bunula ilgili bir eğitmen kursu vardı ki istanbulda oldugu için katılmam çok zordu.
bunula ilgili bilgilendirici mailler almak isterseniz bu siteye e mail yoluyla bilgi almak istiyorum diyerek kayıt oluyorsunuz daha sonra bu konu ile ilgili eğitimler,konferanslar ve diğer duyurular hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz...
başka bu konu hakkında bilgi edineceğim kaynak bilen varsa hemen bana haber veriyorsunuz :)
Asya kurdunun çişinden ,montesoriye geldim ne konu dağıtırmışım be helal olsun bana:)diyip kapatalım...

28 Ağustos 2009 Cuma

Dileğim...

Yalnızsan hasta olmak zordur
ağırlaşır hafif ağrıyan başın
sızlayan kemikler kırılır gibi olur
daha bir bakıma muhtaç olursun bakacak kişi olmamasına inat yapar gibi vücudun..
açlık hissedilmez olur artık, yemen için zorlayan kimsede yoktur..
masa üzerinde tepsi yenmemiş kurumuş iki dilim ekmek ve zeytinle kimbilir kaç gün yer değiştirmeden durur.
kirli peçetelerin cep,yastık altı,ayak altı elini attığın her yerde bulunur.
ilaçlar içilmeyi unutulur
pekte umrunda olmaz aslında içilse ne olur içilmese ne olur
yalnızsan erken kalkmak için hasta yatağından bir sebepte yoktur ...
Yine hastasın,salya sümük,öksürük yataklardasın
ve kimbilir daha kaç defa hasta olacaksın..
dileğim biz olmasak bile ki mümkünse olalım:)
Her hasta olduğunda ateşine bakacak,
seni sevgiyle kucaklayacak,
çorbalar yapıp yemediğinde sinirlenmeyecek,
ilaçlarını zamanında verecek ,
seni koşulsuz
karşılıksız,
sınırsız
sevecek birileri hep yanında,yakınında biryerlerde seninle
olsun...
hastada olmayasın
yalnız da
hele yalnız hasta hiç olmayasın ...

foto:asyanın 38 derece yanan ayakları

27 Ağustos 2009 Perşembe

Üzülürüm...

Asya uyudu
gün bitti- mi-?
hayır benim için öyle değildi
sakin sessiz oturma tüm gürültülerden uzaklaşma zamanı bu günün bitti
sanıldıgı saatler..
diye yazıya başalmıştımki bu sakinliği
dışardan Havva nın kara kuru çirkef annesinin sesi bozdu..
''yeter ya bıktım ben ,mahkemelerde sürüm sürüm süründürecem''
''şe...siz pez...nk haha ha hihi hi dolaşsın biz b..k yiyelim''
''ama durr ben ona yapacağımı bilecem''
Havva
''anne ben sana 24 saat boyunca susumu diycem susss ya sussss''
yukardaki cümleleri kuran Havva'nın kara kuru çirkef annesi 35
Havva 10 yaşında..
Her gece 3-4 arka sokagımızda oturmalarına ragmen bu sokaktan geçerler gece yarılarına kadar sokaklarda Havvayı da peşine takar gezer..
yüksek sesle söylene söylene...
kıvırcık saçlı kuru suratlı maltepesi düşmez ağzından sigarasıyla söylenen bir kadın Havvanın kara kuru çirkef annesi...
Havva ise kulüp toplantısında(eski kollar kızılay ,yeşilay vardıya onlardan) ,konu bitmiş aşık olan diğer büyük abileri aşk nedir anlatırken söze karışıp
''aşk diye bir şey yoktur aşk güzel bir şey değildir.insanlar aşık olduklarını zanneder ,evlenir çocuk yapar ve sonra boşanırlar ben asla aşık olmayacağım
sözleriyle farkına vardığım ,
müdüre ailesi hakkında sorular sordugumda babayı aldatan bir annesi ,ayrılıp
başkasıyla evlenen bir babası olduğunu öğrendiğim sakin sessiz ama bir okadar zeki yaratıcı bir 4.sınıf öğrencisi...
ne zaman görsem üzülürüm ,
yol kenarında iki göz odalı çinko evin önünde otururken,
Asya için gittiğimiz parklarda yine annesini susuturmaya çalışırken,
trambolindekollarına atılldığı babasının asyayı öpmesine dalıp dalıp bakarken,
sende gel dediğimizde paraları olmadıgını bilp bunu belli etmemek için
''yok ben büyüğüm o küçükler için derken üzülürüm.
sonar ısrarlarımıza dayanamayıp hadi asyaya arkadaş ol dememizden sonra
onun parasınıda bizim verdiğimiz görüp sevinçle önce toplarda sonra
trambolinde zıplamasını, geçici gülümsemesini gördüğümde üzülürüm..
Havvayı her gördüğümde üzülürüm...
düşüncesiz ve bilinçsiz bir ailenin yanında kaybolup gitmesine üzülürüm..
yaşıtları yumuşacık yataklarında yan odada anne ve babasının uyuduğunu bilerek huzurla uyurken onun gece yarıları sokaklarda dolaşmasına üzülürüm.
aşkı böyle tanımlamasına üzülürüm...
tenefüste bir köşede oturmasına ,verdiğim simiti teşekür ederek almamasına üzülürüm....
anne baba ayrılıkları yüzünden tazecik zihinlerin bulanmasına üzülürüm...
elimden bişey gelmez ya işte ozaman kahrolur daha çok düşünürüm düşünürüm bi çözüm bulamam ya asıl ozaman Havva ellerimin arasından kayıp gider gibi gelir..
dayanamam ağlarım ,çocuk yapmak için yapanlara sevmeden evlendirilenlere,boşanıp çocukları böyle rezil edenlere kızarım kızdığımla kalırım.
fotoğraftaki Havva mehmet Havvayı trambolinde gördüğümüz onu yanımızda oynamasına ikna ettiğimiz gün bize baktıgını görüp bizi çektikten sonra onuda çekmiş..

25 Ağustos 2009 Salı

Dünün mönüsü..

Eeee algıda seçicilik derler ya kpss günlerimden kalma eğitim bilimlerim:)
Susuz olduğumu biliyorsunuz ama açlığın da saat 13-14 araları beni miğdemden vurduğu sıralar farem hep mutfaklara gidiyor...
nerde bir yemek ,tatlı var tıklıyor iç geçiriyor..
algım bugünlerde yemek ve suyu nerde görse seçiyor
photo spacede istenen görüntüyü seçip gerisini bulanık yapıyorsunuz ya öyle işte yemekler net diğer herşey flu bende:)
gelelim dünkü yemeğimize :)bakılsın iştahlar açılsın tü sana Selda yapılırmı bu bize aç aç denilsin diye .
alın size
Kağıt Kebabı:):)
sebzeli pirinç pilavı
mercimek çorbası
salata
sütlü irmik tatlısı
malzeme
(8-10 kişilik olabiliyor piştiğinde bu yemek ,500 gr etle memur ziyafeti yani)
*500gr kuzu eti(kuzu eti olmazsa sert oluyor denenmiştir:))
*2 orta boy sogan
*3 diş sarımsak
*1 çorba kaşığı salça(domates salçası olunca daha güzel oluyor)
*4 yeşil biber
*3 orta boy domates
*3 patates
*3 havuç
*1 kase bezelye
*bir kase kadar kaşar rendesi
Yapılışı;
*Tencereye eti koyuyoruz ve kısık ateşte suyu çekene kadar pişiriyoruz
*yağı ekleyip kavuruyoruz
* ardından kavrulan etin üzerine soganları ve sarımsagı ikisi beraber
kavrulduktan sonra ise salçayı,bezelyeyi,tuzu,karabiberi,kırmızı biberi ekliyoruz..biraz karıştırıp pişirip ocaktan alıyoruz
*başka bir yerde küp küp doğradığımız patates ve havuçları kızartıp ocaktan aldığımız karışıma ekliyoruz..
*yağlı kağıdı ikiye katlayıp alt katına harcı döküyoruz
*küp küp doğranmış domates ve biberleride üzerine döküyoruz(yağı genelde az geliyor ben kağıda döktükten sonra birkaç parçada margarin ekledim)
*az tuz atıp kaşarı rendeleyip
kağıdın diğer kısmını harcın üzerine kapatıp sıkı sıkı kenarlarından büküyoruz..
200 derecelik fırında pişiriyoruz..
yada siz fırınınızı tanırsınız bu tarz yen-mekleri kaç derecede pişiriyorsanız o derecede pişirin ortalama yarım saatte pişiyor ..
bizde kaşar sevmedikleri için ben rendelemedim.
ayrıca kaşarı başta rendelediğinizde kaşarda çok kızarma olabiliyor ama
piştikten sonra borcama alıp kaşar rendeleyip hafif eriyene kadar fırında bekletirseniz daha güzel oluyor..
not:pişerken fırında yemek bir ısıya dayanıklı kase su koyarsanız et daha yumuşak oluyor...

23 Ağustos 2009 Pazar

Asya olimpiyatlarda:)

Olimpiyat oyunları başlar Mehmet başka şey izlemez oldu

Asya 'da koşu ve yüksek atlamaları pür dikkat izler oldu..

''anne aba koşşşşş''

''anne abi hoppp''

diyip durdu

koşuya hazırlanan koşucuların başlama duruşuyla kendiside start alır oldu..

önce izleme,

ardında yatıp start alma ,

sonra evin içinde iki tur koşma :)

kazandı Asyaaaaa alkışları:):)

durum bu

bundan bir tane vardı evde iki oldu....

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Kitap sayfasında papatya...

Yemyeşil kırlarda dalında da severim,
demet demet avuçlarımda da.
Kucak dolusu olanınıda severim,
çay bardağına ıslamış yalnız halinide..
Fotoğraf karelerinde de severim,
üç renk boyalarla resmedilmesini de.
Su yeşili bir taşın içinde boynumda kolye halinide de severim,
bembeyaz bir duvağın tacında da.

Hep canlı olsunlar bende isterim ama, bu papatyalar kitap sayfaları arasındaki kurutulmuş halleriyle de bir harika. Hangi kitabıma el atsam onlar çıkıyor bu günlerde karşıma.

Kimbilir hangi mevsim kimbilir hangi ben koydu onu oraya hangi duygularla..

Papatya değil ,sarı bir çiçek ama papatya kadar güzel,hiç beklemediğim bir anda dün düştü kitap sayfalarından avuçlarıma

yeşil kağıt üzerini süslemiş sarı bedeni,ufalanıp yok olmasın diye kaplanmış saklanmış birgün bulunmak umuduyla...

oldu ,

buldum seni sarı çiçeğim beyaz papatya gibi senide çok seveceğim...

20 Ağustos 2009 Perşembe

Üretim Hatası Dişler...

Bu gün Asya'yı diş doktoruna götürdüm biraz dolgu yapıldı
bir kaçta porselen takıldı :):):)
Şaka bir yana Asya'nın uzun zamandır dişelerin üzerindeki lekeler ile problemi vardı aslında onun haberi yokta bizim lekelere karşı düşmanlıgımız artmıştı tam savaş boyalarımızı sürmüştük ki
dişçide ateşkes imzaladık...
Biberon çürüğü denen şeymiş o lekeler
kızımın miniminnacık tazecik dişelrini durduk yerede işgal etmemiş siyaha boyamamışlar yani
benmişim asıl hayin genetikmiş ,hamilelikte geçirilen bir hastalıktanda olabilirmiş,zayıfmış
Asya'nın dişleri
kendisinin tıp terimleriyle anlattığını benim kendi idare eder zekamla anlatmam gerekirse..
Benim sınırlı üretim yapan bir bebek fabrikası oldugumu düşünürsek
Asya üretim aşamasındayken
dişlere sıra geldiğinde fabrikanın kulak burun boğaz bölümünde bir arıza meydana gelmiş hatta kulak burun bogaz makineleri 38 derece ateşle kısa devre yapmış olabilirmiş..
olduda böyle bir arıza hatırlıyorum...
bu sırada yardıma diş üretim bölümündekilerde koşmuş insaniyet namına iki kova su taşımış,
geri döndüklerinde dişin parçalarından hangisini taktıklarını unutmuş patrona çaktırmadan ''patron bu tamamdır''
diyerek üretime dahil etmişler...
Yani Asya'nın dişleri hatalı üretim:):):):)
yani ben böyle anladım o böyle anlatmasada:)
ve biberonla gece sütle beslendiğindende zaten zayıf olan dişler dayanamaz hale gelmiş biberon çürüğü tetiklemiş...
ama doktor hanımımız çok şekerdi Asya oyuncakçıyamı,yoksa doktoramı geldiğini anlamadı üstelik özel bir muayenehane de değildi...Dişçi çıkışı bir balonu ,bir bebeği,bir arabası ve bir kurbağa maskesi oldu..
ilk defa beyaz önlüklü birine antipati duymadı.
ağlamadı
kendini yerden yere atmadı..
üstüne üstlük muayene bittiğinde
'hadi kızım gidiyoruz ''dediğimde
''ı ı ıhhh'' diyerek koltuga oturup banada yan koltugu gösterip eliyle vurarak
''otu otu ''dedi:)
sonuç:
dişler ilerlememiş ama ilerleyebilir kalan sağları koruma altına alıcaz..
bir diş fırçası aldık geldiğimizden beri elinden düşürmüyor..
umarım düzelir...
dişçi tanıdığı olan varsa bana daha fazla bilgide verebilir..

Toplu ödül töreni ve mim sorgusu:):):)

kumanda panelini tıkladığımda
izlediğim bloglar bölümüne gözümü ovuşturarak tekrar tekrar baktım:)
hep aynı resimler :)
bilgisayarın ekranına arkadan iki yumruk darbesi bile attım kendine gelsin diye ama olmadı
aşagıda gördüğümüz ödül resimleri kaybolmadı tek tek tıkladım ki ne göreyim her kes toplu ödül almış toplu sünnet töreni gibi:):):)
sevgili evcimen bana bu ödülü yollamış, ve sevgili tedi fundam,sevgili bahar ve kızısı yağmur,egemenli hayat

e ödül almakta öyle kolay değilmiş hani:)

sevdiğim 7 şey

asyam,boyalarım,öğrencilerim,ailem,papatyalarım,pamuk şeker,fotograf makinem

7 ilginç huy ise;

1.gideceğim yer yolun karşısında ise mutlaka karşıya geçmeliyim o yere varana kadar diğer taraftan yürüyemiyorum oysa aynı yol..

2.televizyon izlerken etrafım dağınıksa izleyemiyorum.

3.Eşim araba kullanırken hiç konuşmuyor ve omuzlarım kasılana dek ben sürüyor gibi yola konsantre oluyorum.

4.cansız varlıkları,bu bir terlik dahi olabilir bazen canlıymış gibi rahat etmesini sağlıyorum..

deli bu ya demeyin:) eskiden bebeklerimi bile düzgün oturtur yada gece yatmadan yatar pozisyona getiridim.

5.aklıma koydugum bir şey varsa yapmazsam çatlarım.

6.çok hızlı karar veririm çok önemli konularda bile..

7.sigara kullandığım sıralarda masadaki tüm çakmakları yada kibritleri toplardım:)

bu ödülü ;

arzuya,aynura,melikeye,birsene,ülküye,arzuma,nilüye yani akıllıbebek annelerime taktim ediyorum..

bide bide bide biricik kardeşime gönderiyorum bu ödülü..

mim mim mimi mimi mimci

derken Ramazan öğretmenimde genç mimciler kervanına katılmış:)gençleri kırmamış:) ama ama sizde gençsiniz öğretmenim ,torunuyla çocuk olan bir dede ayrıca her öğretmen çocuktur biraz dolyısıylada genç:)sorular şablon zaten farklı değil yani ekleme çıkarma yapılmamış...hani her mevsimde bir oyun furyası çıkar bir ay ip atlar bir ay sek sek oynanırdıya çocukken..onun gibi oldu bir hafta ödül bir hafta mim doldu heryer:)ama cevaplayayım siimi kırayım:)

1.blogunuza neden bu adı verdiniz?

E bu blog kızım ve benim hikayemi anlattıgı için ikimizin adı olmalı diye düşündüm..

. 2.Blog yazarken star tribiyle istediğin, olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?

emmm yeni kayıtta bir şişe viski olmalı,jakuzi,kral daires.....

şiişt sakin ol selda hemen tribe girdin hemde star olanına:)

yok yani ne türlü bir trip yapılabilirki altı üstü günlük:)

3.En son satın aldığın garip şey?

en son kıl testeresi alıyordum ki kasada

babam evde var dedi vazgeçtim...

4.Şeker gibi olduğun anlar?

antideprasan aldığım anlar:):):):)

5. "Arkadaşım artık sormayın şunları" dediğin şeyler?

aaa selda o yüzündekiler ney???

salak leke işte ne yaramızı deşiyon..zaten haritaya dönmüş suratımla uzun zamandır limoniyiz...

6.Aynaya bakınca gördüğün?

leke -leke-leke

7. "Kendini okutan blog" dediğin?

herşeyden azıcıgı,öykümün annesini ve öykümü,primarimayı,stildirektörünü,öyküatölyesini,hayalbemolü ,

tek tek yazamayacağım güzel ve ilginç ve duygusal yazılar yazan herkesi

8.Bu blog sahibi/sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler.

adana kozan mersin arası gelir gider:)

ay eğlenceli bir mim mi oldu ne :)

bu mimimi he he he tekerleme gibi oluyor geri pas atarak evcimene ve tedi fundama yolluyorum:):)

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Asya bitkisi...

Asya bitkisi;
her ortamda yetişebilir ama şu an Adana anavatanı
gübre istemez genellikle gübresini kendi üretir:)en kokulusundan olanını..
park,zıpzıp gibi ortamlarda daha bir açar çiçekleri.
bir yıl gibi kısa bir sürede 80 cm kadar uzayabilir
şirin mi şirindir ....
Ama gerçekten öyle Asya bir bitki gibi durmadan boy veriyor ve ben bu hıza yetişemiyorum..

Doğdu doğalı onlu yada onsuz yaptığım tüm alışverişlerde ona tam olan bir şey almayı beceremedim hiç...
ya aldıklarım iki gün oldu sonra küçük geldi yada
aldığım gün tekrar mağzaya değiştirmek için götürmek zorunda kaldım...
Asya 'nın 1 günde bile ayağının büyüyeceğini yada iki gün sonra belinin kalınlaşacağını düşünemediğim için ileri görüşlü olmamakla bile suçlandım...
ama ben ki yeni doğan sarılığından bile haberdar olmayan bir anneydim...
çocuğu süt içip uyuyan bir melek sanan bir anne..
ilk gece sabaha kadar ağladığında Allah'ım ben ne b.. yedim diyen bir anne..
20 gün sonra babaannesine götüreceğimizde anne ağlarsa ne yapacağım ben şimdi diyen bir anne...
anne olmayı anne olduktan uzunca bir süre sonra öğrenen bir anne...
ama şimdi anneliğin tadını sonuna kadar çıkaran bir anne oldum o ayrı
Ama hala şu giysi konusunda takılı kaldım veremiyorum bir türlü şu dersi...
bir gecede uzayıp ,kalınlaşıyor bu Asya bitkisi:)
Bu ayakkabıları içinde geçerli oldu.
Bu sefer Asyayı da götürüp alıcam dedim.
En anatomik en kalitelisini aldım konu çocuk olunca göz bişey görmez ya o hesap hesabı kabarttım..
Gittim ,oldu,aldım geldim.
Çarşıdan aldım 22 numara eve geldim 19 numara gibi bir bilmece oldu...
Ayakkabı Asya'ya 5-10 gün sonra olmamaya başladı..
bende sevgili stil direktörüm edanın ayakkabı büyütme tavsiyesine uydum ve ayakkabının içine su dolu poşet koyup buzluga koydum..o yirmi dakika demişti ama ben bir gün beklettim ve işe yaradı...
şimdi ayakkabı oluyor ama bir ay sonrası için garanti veremezmiş Asya bitkisi öyle söyledi:):):)

15 Ağustos 2009 Cumartesi

şipşak en hızlısıdan karar verilir...

Gördüm,sordum,gittim aldım :)
ama gerçekten böyle oldu
Aslında kadınlar vaktini saatlerce alışverişte geçirir gibi bir önyargı vardır.Erkekler bir eteğe bakmak için mağazaya emenet ettiği kadınına elinde 5 poşetle yaklaşık 3 saat bekledikten sonra kavuşur..
Bir gelinlik için 15 gelinlikçi gezilir.
hak vermiyorda değilim hani bu önyargıya
üniversitede bir arkadaşım hiç parası olmadıgı halde yaklaşık 2.5 saat kıyafet deneyip çıkarmış ben sinir olmuş dışarıda beklerken teşekkür edip çıkmıştı...
ve biz beş parasız akşama kadar magaza gezmiştik...
misafirdi seslenemedim oysa ben alacaksam gezmeyi severim
aradıgım bellidir bulur ,girer ,dener,alır çıkarım..
gelinliğimide 15 dakika içerisinde ilk girdiğim gelinlikçide çizip böyle olsun diyip çıkmıştım..
Kars otobüsüne 1 saat kala mağazaya gidip mobilyalarımı beğenip almıştım
gelinlik onbeş dk ,mobilya bir saatte seçilmişti yani:)
düğünde buna paralel 1.5 saat sürmüştü,
erken bitmesi, düğün istemeyen aile zoruyla şıkır şıkır oynatılan bizim için pekte üzücü bir durum değildi yani..
İşte yine böyle bir hızla Asya için yanımızda olan ve kardeşimin burda anadolu lisesini kaznamasıyla bu süreyi 5 seneye çıkaran annemlere mobilya aldık..
Mersindeki evlerini tamamen kapatıp geliyorlar yanımıza,zaten miyadı dolmuş mobilyalaınıda orada ihtiyacı olan birilerine veriyorlar..
ee napıcaz biz şimdi derken.
Mehmetle dün Alfemonun düğün paketi reklamını izledik çokta uygun 2500tl alalımmı selda dedi alalım dedim
telefon açtık yerini öğrendik,gittik,baktık,aldık..
yaklaşık karar verme ve gidip alma süremiz 1 saati aşmadı...
umarım beğenir ve mutlu mesut otururlar e düğün paketiyle gelin evi gibi olacak
birde nikah tazelerlerse tam olacak..
dur bir sorayım
mehmetttt!!!
annemleri yeniden evlendirelimiii???en fazla bir günümüzü alır
:):):):):):):):):):)

13 Ağustos 2009 Perşembe

Vazgeç--me--diklerim ...

Tedimin ablası Funda sordu
Asyaseldam nelerden vazgeçemezsin?
vazgeçemediklerim dedim
dediğimle kaldım.
düşündüm vazgeçemediklerim mi çok ?
yoksa vazgeçtiklerim mi?
bu soruyu çocukken sorsaydı okadar çok cevabım olurduki:)
mesela amcamın İsviçreden getirdiği
hani bilen bilir ne getireyim san denildiğinde
-yürüyen bebekkk diye verilen cevabın ardından getirilen

ar yu siliping ar yu siliping bradır con bradır con malkimastaristi malki mastaristi din dan don din dan don(hatırlanması için söylendiği gibi yazdım)şarkısını söyleyip iki öne iki arkaya adım atan bebeğim derdim..

sabahtan akşama kadar o dere senin bu çamur benim çamurdan yemek takımları yapıp onları yaktıgımız ateşte pişirip

evcilik oynadıgım,

ağaç başlarına iki tahtadan evler yaptıgım,

beş,dokuz,ondokuz nekadar ismi varsa taş oyununun oynadığımsen birsin ben ikiyim yok olmaz böyle

hadi mum diksin ip oynayan diyerek saatlerce zıp zıp zıpladığım

bazen küsüp bir saate kalmaz can ciğer dost olduğum arkadaşım Zeynep derdim...

hep reklamlarındaki gibi ağaçların başından toplamak istediğim nestle çikolatam derdim...

ama şimdi okadar zorki vazgeçemediklerinin cevabını vermek

bir çok şeyden bir çok kez vazgeçmiş biri olan ben için...

bu yüzden bir çok kez vazgeçmiş biri olarak kesinlikle

vazgeçemeyeceğim bir şey yok derim...

ama hayallerim onlarsız ben bir hiçim..

aşkım
ve tabiki bunlardan bile vazgeçmemi istese vazgeçeceğim Asyam...
başka ne olursa olsun vazgeçilmezim değildir benim için şu an..

sizin vazgeçemedikleriniz nedir?
sevgili kardeşim melankolia sln
şu aralar öksürükle boğuşan ve ilk mimimin sahibesi gülcanım
ve eylül'ün anne adayı:)gözde
ve her kimin vazgeçemedikleri çok ise vazgeçmeyi hiç düşünmemişse
beni umutlandırmak adına yazın okuyayım...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Asya'nın Top 5'i...

Asya bugünlerde şarkılarla dahada bir ilgilenir oldu.
Artık gece bahçesini izlemiyor
AAA UUU sesleri ve sınırlı hareketlerden sıkılıyor..
zaten tek izlediği şeydi...
şimdi nerde bir şarkı çalsa hemen dinlemeye başlıyor:)
ama öyle her şarkıyıda dinlemiyor hani..
hep hareketli şarkılarıda değil yavaş şarkılarıda seviyor
hareketlide hızlı dans edip yavaşta kollarını iki yana açıp yavaş yavaş sallanıyor...
müzik kulağının olduguna inandıracak beni nerdeyse her şarkıda oynayışta farklı yani ritme göre sallanıyoruz:)
tabi bu hareketleri yaptıgı bir kaç şarkı var
İŞTE ASYA'NIN TOP 5'İ
5 NUMARA: Aslı Güngör -Son Öpücük-
Aslında Aslı Güngör'ü hamileyken hatırladıgını düşünüyorum .
tesadüf her koşu bandının üzerinde yürümeye başladıgımda kilo almayayım diye ki 26 kiko aldım oda ayrı bir konu.
hep Aslı Güngör -Ferhat Göçer düeti çalardı...Oradan aşina sanırım bu buğulu sese:)
her duydugunda dikkatle dinleyip başı havada kolları yanda açık dans ederek geçiyor kendinden..
4NUMARA: Funda Arar-Yak Gel-
Bu şarkıyı duyupta bize ben bunu seviyor ve biliyorum der gibi bakışı gülüşü beni çok mutlu etmişti...
Kızım 16 aylık ve Funda Arar' dinleme zevkine sahip..aynı yavaş dansımız bu şarkı içinde geçerli:)
3NUMARA: Hadise-Evlenmeliyiz-
Aslında çocukça bir şey yok ne sesinde ne kliplerinde ama Hadiseye bayılmayan bir çocuk görmedim..
önce düm tek tek pür dikkat dinlediği ve dayanamayıp zıp zıp zıplamıştı..
şimdi evlenmeliyizle halay figürleri sergiliyor.şıkıdık şıkıdık parmaklarla oynuyor..
2 NUMARA: Demet Akalın-Toz Pembe-
Önce pembe pembe diye sevdi demiştim ama arabada bile giderken radyodan çalan bu şarkıya popo oynatınca anladım.Ezgiydi ilgilendiği ve sevdiği..

VEEE 1 NUMARA: Atiye-Salla-

Hiç farketmemiştim bu şarkıyıda şarkıcıyıda
Asya çalan şarkıyı değiştirdiğimde
ıhh ıhhh diyerek geri açmamı istediğini farkedene kadar..
Bundada klip diyecektim ki nerde duyarsa duysun görüntüye gerek yok oynaması..
ayy diyerek şarkıyı duydugunda sevinmesi
ve hemen ayağa kalkıp şarkı bitene o bitene kadar oynamak için çırpınması..
Bittiğinde bittiiii diyip alkışlaması...
anladımki bu kızın kulak iyi:)
Ha birde hep sevdiği şarkılar popüler oldu..
bu çocuklar şarkının tutup tutmayacağını biliyorlar:)

Asya ilerde ne tarz müzikler dinleyecek,annesi gibi oynama özürlümü olacak bilmem ama şimdi şarkılar onu çok mutlu ediyor ve hiç utanmadan sıkılmadan çılgınca dans ediyor......

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...