30 Nisan 2009 Perşembe

CİN ALİ 2000'LERDE

Ne sık yolculuk yapar oldum geçmişe,
Sokak oyunları ve kitap kokularından izole olmuş çocuklar sayesinde.
Ne zaman onların bu haline üzülsem çocuklugumda alıyorum solugu.
''Bizim çocukluğumuzda''... diye başlayan cümlelere sinir olurken 15 yıl önce ,
15 yıl sonra ben sık sık bu cümlelerle başlar oldum söze..
Ama onlar sinir olmuyorlar sanki:) dikkatle ve merakla dinliyorlar beni.
--nasıl? nolur bidaha anlat öğretmenimmmm diye :)

23 Nisan'da yine yolcusuydum geçmişin
Dönüşte bir dolu Cin Ali hikayesi getirdim ,Asya ve arkadaşı miniklere.
Büyüdüklerine bulamayacaklarını düşündüğüm için üstelik kendi isimleriyle.
İlk 23 Nisan'larına hediye:)
Cin Ali 'nin Atı
Cin Ali ve Berber Fil
Cin Ali Kır Gezisinde
Cin Ali Okulda
Cin Ali'nin Topacı......
O Cin gibi şirin çöp çocuk ve cin arkadaşlarından ,
kimbilir kimler hayatları boyunca binbir şekilde kulanacakları harfleri öğrenmiştir..

Okulda ne kadar sakin sessiz olsada bir seri cin olmuştur herkes 8'li yaşlarda..:)
ve bir seri 12 Eylül acı anısı dinlemiştir babasından 80'li yıllarda... :(
Şimdi onlarında bir Cin Ali'si var .
Umarım babalarından dinleyecekleri acı 2OOO anıları olmaz...

28 Nisan 2009 Salı

''KUKLALAR VE BİZ''

Dersimiz ,Türkçe:)
Konumuz ,''Kuklalar ve Biz'' şiiri:)
Materyallerimiz çorap kuklalar:)
Ders işlendi,
materyaller ,
Asya'ya neşeli bir oyun görevini yerine getirmek için ellerindeki -ellerimizdeki asli yerini aldı:)
elimizde kuklalar,
dilimizde kuklalar şiirinin şarkı versiyonu :)
Asyam ilk kukla deneyimini yaşamış oldu :)
Bir tek isim bulamadık onuda size bıraktık :)
kuklalarımızın ismi ne olsun?
“Kuklalar ve Biz
Bütün çocuklar oyunu severiz,
Görünce onları neşemiz artar.
Hem oynatsak, hem seyretsek hepimiz,
Gönlümüze en iyi dost kuklalar.
Bize sevgi dolu kalpleri var,
Kuklanın yoksa da dolaşan kanı.
Konuşur, dans eder, sahnede yaşar,
Bilemeyiz nasıl, kim verir canı”?

27 Nisan 2009 Pazartesi

SUKUT-U HAYAL ANKARA

Gidilmesine karar verildiği 21 Nisan'dan itibaren her düşünüldüğünde planlar
yapılmış

değiştirilmiş
yenilenmişti.
23 Nisan'da Ankara'ya gidilecek
Asya dede dede diye sevdiği Ata'sını ziyaret edecekti. Asya bahane ,
çocukluğumda yalnızca sınıftaki Atatürk köşesinde gördüğüm,
resim derslerinde büyük bir dağ üstünde 12 sütunlu(neden bilmem)
dikdörtgen prizma şeklinde çizip kahverengiye boyadığım,
ve taaa oyıllardan beri merak ettiğim Anıtkabir'i görmek şahane olacaktı.
Asya sıkılmasın yolculuk uykuda geçsin diye ,
bir gün önceden hazırlanıp kapıya dizilmiş valizler uykulu ellerle
arabaya yerleştirilip,
saat 03:30 sıraları yolculugumuz basladı...
Asya yol boyunca uyudu diye devam etmek isterdim ama

ilk plan bozulması burda başladı ve Asya saat 04:30 da babasının saçlarını çekip ce eeee diyecek kadar ayıktı:(
Neyseki bu şaşırılmış uyanıklık hali 1 saat sürdü.
O uyudu ben uyudum. Eşimi konuşarak uyutmamam görevimi unutarak...
Uyuyup terleyen Asya babasının uyumamak için pencereyi açıp ara ara nefes alması sonucu Ankara'ya bir hapşırıkla girdi..
Hafiften başlayan öksürük gece burun akıntısı,öksürük
ertesi sabahta hastanede alınan solukla otit olarak evrimini tamamlayıp , bize üzüntü ve huzrsuzluk olarak geri döndü...
içmemek için düzenli çığlıklar atan Asya'ya ilaçları düzenli şekilde verildi.
Biraz toparlandığında gidilen Anıtkabir'in saat 4:30 da kapanmasıyla
kapısından geri dönüldü..
Uzaktan da olsa fotoğrafını cekmek isterken elimi çantaya atıp makinanın
kayboldugunu farkettim.
hayal kırıklıklarımız,üzüntümüz,hastalığın verdiği huzursuzluk birbiriyle
haşırneşir etrafımızda dolaşırken ani bir
küttt!!! sesiyle korku ve heyecanda katıldı aralarına.
Evettt,
şimdi Ankara çantamızdan

1 adet Ankara yolu cam buğusu
1 adet hasta Asya
1 adet huzursuz anne
1 adet gidilememiş Anıtkabir
1 adet olan ama o adet te kaybolan fotoğraf makinası
1 adet kırık tampon
geriye kalan...

23 Nisan 2009 Perşembe

GÜNAYDIN GÖZÜN AYDIN

Yorgan altında uyusamda beklerdim babamın,

günaydın öpücüğünün ardından,

günaydın gözün aydın

sayısız devrim saydın ...

dizeleriyle başlayan şiirini okuyarak uyandırmasını.

''yüzünüzü yıkayın'' diye günaydın şiirine farklı bir yorumla eşlik eden annemin sesine aldırmadan(sonra gidip yıkansa da:))

''kızımın yüzünü melekler yıkamış''

diye omuzda gidilirdi kahvaltı masasına..

o kahvaltı masasından kalkalı 28 sene oldu.

Bu sabah Asya'sının kulağına

günadın gözün aydın

sayısız devrim saydın...

diye fısıldadım.

23 Nisan kutlamaları için stada gitmeden önce.

şiirler okunmaya başlandı

ama bir dakika bu şiir

23 NİSAN Gün aydın, gözün aydın,

Sayısız devrim saydın.

Dünyaya bin ün yaydın.

O mutlu Nisan bugün

Buldun taze can bugün.

İşte neşe, işte haz,

Sevincin çok, derdin az.

Bundan ünlü gün olmaz:

Her lezzete kan bugün,

O mutlu Nisan bugün,

Seyir için bu töreni,

Durma aç pencereni,

Sana onu vereni,

Saygıyla an bugün,

O mutlu Nisan bugün,

bu babamın benim için okudugu günaydın şiiri

demekki bu şiir benim günaydın şiirim değil ,

tüm çocukların bayramlarına uyandıkları sabahın günaydın dizeleriymiş...

Asya 'da bayramını dedesiyle en yakın okulda kutlamış,

doyamamış evdede kutlamalara devam etmiş.

işte Asya'nın 23 nisan kolbastı gösterisi:)

iyi seyirler:)

video

22 Nisan 2009 Çarşamba

CE EEEE:) :) :)

video

Mutfakta ben bulaşıklarla haşır neşirken

oturma odasından tatlı mırıltılar geldi:)

hemen bıraktım elimde ne varsa,

gittim ama o beni görmedi:)

almış kitaplıktan birkaç kitap kendince inceledi:)

ben onun bu şirin ve meraklı halini gizlice çekeyim derken:)

yakalandım minik meraklıma:)

cee eeeeee dedi.

19 Nisan 2009 Pazar

elektiriklen(e)me(me)...

Memur bir babanın cocugu olmanın verdıgı dogal sonucla elektrıksız bir köyde dogdum ben.
ve elektrıkleri sürekli kesilen bir çok yerde büyüdüm ben.
idealistlik mi?delilikmi?elektiriksiz bir köyde öğretmen olmak için dua ettim ben.
kabul oldu :) iyiki de oldu:)
elektiriksiz köylerde küçük bir kız çocuguyken heyecanla ,
babamın elleriyle yaptıgı hayvan gölgelerini seyrederdim ben.
ve belime rengarenk eşerplar takıp,ringo ringo şişeler şarkısıyla mum ışıgında oynardım ben:)
olmadı sünger minderler üzerinde kibrit oyunu oynardık abim ve ben.
Öğretmen oldum,yine elektrikler yoktu üçlü batak çevirirdik Mihri,Derya ve ben.
bir şu elektirikler kesilmeden ,kendi özgür romantik irademizle düğmeyi kapatıp,
mum ışığı muhabbetini yapamadık Mehmet ve ben:) :)
bu kadar anıyı hatırlamama neden olan elektirik sen.
dün yine yoktun ,iyiki de yoktun .
Yoksa dedesinin ve babasının yaptıgı gölgelere, büyük bir heyecanla bakan ve çok sevinen Asyanın bu hallerini nasıl anılarıma eklerdim ben...
ELEKTİRİK SEN YOK MUSUN SEN:) :)

17 Nisan 2009 Cuma

MAVİNİN EN ŞİRİN HALİ:)

Ne zaman göğsümü daraltan bir sıkıntıyla kaplansa içim,
herşeyi bırakıp ardımda,kaçıp gitme duygularım ayaklarıma dogru hareket geçer ve hızlı adımlarla o yerde bulurdum kendimi.
Uzanır,uzun uzun seyreder ,yavaş yavaş sakinleşirdim. Kulağımda tatlı ezgisiyle ,Ezginin Günlüğü ve mavinin rengini verdiği en güzel iki görüntüyle.
mavinin sıvı hali deniz, gaz hali gökyüzü...
mavinin en yakıştığı iki yer diye düşünürdüm taki dün akşam Asya 'nın kitabındaki mavi balonlara bakıp,
hergün okurken tekrarlamamın da etkisiyle MAMİ MAMİ :) diyene kadar..
Mavi;
ne gökyözü ,ne deniz
asıl şimdi en yakıştığın yerde ,Asya'nın dudaklarında mami olarak en şirin halindesin :) :)

13 Nisan 2009 Pazartesi

sarı saçlım mavi gözlüm nerdesin?

video

Asya bu videoyu izlediği dede dede diye seslendiği ,benim onu çağırdığını düşünüp duygulandığım ,ülkemin şimdi içinde bulunduğu duruma üzülüp, sarkıdaki gibi nerdesin dediğim anlarda ,kızımın şimdilik dede diye sevdiği tanıdığı Atasının ilkelerine sıkı sıkıya bağlı onun görüşlerini destekleyen,her hafta eğitici bir çok konferanslar,toplantılar ,okuma günleri ve şuan sayamadıgım bir çok etkinliğe ev sahibi olmuş,öğrencilere (bunlar arasında ben de varım) burslarıyla destek olan bir dernekte.ÇukurovaÜniversitesin'de okurken sık sık gittiğim Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Adana şubesinde aramalar yapılıyordu..neden mi?Çünkü bu derneğin yasadışı bir terör örgütüyle bağlantısı oldugu düşünülüyor du..Aslında göz korkutma politikasıyla öyle söyleniyordu..

Bu konuların asya nın blogunda ne işi var denırse eğer.

İlerde Asya bu blogu kendi okumaya başlayacak ve kızım sorup sorgulamaya başladıgında etrafındakı olayları ,1 yasındayken ülkesinde olanları yalan yanlış yanlı yazılarla öğenmesini engellemek için .Sadece güzellikler yoktu sen bir yaşındayken demek için.

Ne olur üç maymunu oynamasın çocuklarımız

gören

duyan

bilen

nesiller yetiştirelim..

aşagıda vereceğim adresten Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin çalışmalarını inceleyebilirsiniz..

http://www.cydd.org.tr/

12 Nisan 2009 Pazar

pazar-kozan-asya

Yine hafta sonu yine Asya'nın en gözde hobisi gezme ,gezme,gezme
Asya bugün ilk tarihi yer gezisini yaptı Kozan ın tarihi kalesine çıkıp gezdik.ekmek arası krem peynır ve domates:) :) öğrenciliğimde okula giderken önünden geçtiğim fırından pide ve krem peynır alırdım favori yemeğimdi..bu hava bu yemek hemen hatırlattı kendini:)
asıl konuya dönersek kozan tarihler boyu bir çok medenıyete ev sahipliği yapmış ,tarihi bir çok yeri olan küçük, yeşil ve şirin bir ilçe:)
belediye hoparlöründen parkta 1 milyar para bulunmuştur..
kaybedenlerin belediyeye başvurmaları rica olunur denilen kadar da bozulmamış bir yer...
Asya ve biz bir müddet daha bu vicdanlı ilçedeyiz:) :)

Oğuz Atay(Tehlikeli Oyunlar)

Oğuz Atay'la ilk tanışmam yoğun depresif bir anımda Tehlikeli Oyunlar ile başladı,Tutunamayanlar la devam etti..
Tehlikeli Oyunlar daha önce okudugum hiç bir kitaba benzemiyordu.
Okudukça içimdeki sesle bağım dahada bir kuvvetlendi.
Dahada bir dinler oldum kendisini.Uzun zamandır bastırılmış olmanın etkisiyle özgür kalır kalmaz istediğim ve aslında isteyipte istemiyor gibi davrandığım yerlere alıp götürdü.oralara nasıl ve nerden geldiğimin bile farkına varamadan..
benim böyle anlatabildiğim yazım tarzını bilinç akışı tekniği diye adlandırılmışlar.
okurken okudugum sayfadakı konuyu işaretlerdim 1-2 diye 1.olayı anlatırken Oğuz Atay
siz farkına varamadan yaklaşık 10 sayfa içinde yaşattığı bir başkasıyla bambaşka yerlerde bulduruyordu kendinizi.
10.sayfa bittiğinde kaldığı yere geri dönüyor ve siz devam 1 :) diye işaret koyup devam ediyorsunuz..
yani ben öyle yaptım beni zorlayan ve heyecanlandıran bu teknıgı ve yazarı ve kitaplarını çok sevdim..
böyle anlatmakla olmuyor keşfetmek lazım diyorum:)Oğuz Atay'ı....
Tehlikeli Oyunlar 'dan bir alıntı
Sevgili Bilge, Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki; durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla. Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa, arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslına bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiç bir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve herşeyin olduğu günlerde böyle karar alınamazdı. Yaşamamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, bu satırı da neden yazdım? Diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görünüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçükte olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, Sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terkedinceye kadar gidipgelenazizvarlık masalına kimse inanmayacaktır. Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları tarafında okunmazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alınyazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da, ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır.

9 Nisan 2009 Perşembe

SARI SAÇLIM ,MAVİ GÖZLÜM NERDESİN?

Sana Hasret Sana Vurgun Gönlümüz
Neredesin Mavi Gözlüm Nerde Nerde Nerdesin Dost
Bu Gemi Bu Karadeniz
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost
Ararım İzini Dolmabahçeden
Bir Daha Dönmezmi
Bu Yola Giden
İçimde Sen ,Gözümde Sen
sarı Saçlım Mavi GözlümNerde Nerde Nerdesin Dost
Kurban Olam Yürüdüğün Yollara
Kara Peçe Yakışmıyor Kullara
Uyan Bak Bizim Hallara
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost
Bulutlar Terinden, Dağlar Kokundan
Sarhoştur Sevdiğim Mahsuni Bundan
Bir Daha Gel, Gel Samsundan
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost
Kaynak: Asik Mahzuni Serif
30 mart ,29 Mart seçimleri sonrası sabah
Bir gün öncesinde 15 saat calışmamış ve yorulmamış gibi saat 07:00 de sonuçlar için tv yi açıp ardından akılalmaz tercihlerini görüp elden bişey gelmememzliğin verdiği çaresizlik ve kızgınlık duygularımızın tavan yaptıgı anda art de çalan bu parça daha önce defalarca dinlesemde o gün içim ezilerek ağlamama neden olmuştu...
Şimdi Asya bu parçaya bayılıyor sıkılmadan 4 defa üst üste dinliyor ve dede dede diye bilgisayar ekranına ,televizyondaysa televizyon ekranına öpmek için yapışmasına,bittiğinde ıııhhhhh dedeee diye ağlamasıne neden oluyor..Ata demesi için çalışsamda henüz kızım Atasını dede diye tanıyor ve seviyor beni üzen şarkı kızımı cok mutlu ediyor.
Kitaplardan sonra atasını da sevdirdim kızıma ne mutlu bana :)

8 Nisan 2009 Çarşamba

Teşekkürler Azracık :)

Asya ilk arkadaş hediyesini aldı bugün sevgili Azra göndermiş raimond lap cd si ve bu güzel doğum günü kartını..

Azracığım ve canım arkadaşım Arzu çok teşekkürler..

5 Nisan 2009 Pazar

ANNE OBJEKTİFİNDEN 2 :)

papatyaları çooooooooook seviyoruz anne ve kız:)

hafta sonum

hafta sonu anlarım..
cumartesi park ,pazar dağ gezintisi:) :)

enerji,deha küreleri

içindekiler:
1 su bardağı ceviz
1 su bardağı fındık
1 su bardağı antepfıstığı
1/2kabak çekirdeği
1/2 dut kurusu
2 bardak siyah üzüm
hepsi kavrulmamış olarak rondoda çektim. her gün yatmadan önce yada yemekten sonra yarım çay kaşığı veriyorum Asya ya herşeyin çoğu zarar diyerek az az başladık..kızımın enerji kürelerine :)

4 Nisan 2009 Cumartesi

1 yaşında ilk günüm

bu gün 1 yaşında kocaman bir kız olarak hayata başladım...
ama dünkü tantanaya ragmen yaptıklarım hala niye aynı ? ?
yine parka gittim ve yine babonları çoook seviyorum :) :)
video

dogum günü pastam:)

ANNE PASTASI:
Pandispanya için :
5 yumurta
1 su bardagı şeker
1 kabartma tozu
1 vanılya
2.5 bardak un
Yapılışı
5 yumurtayı yarım çay kaşıgı tuz ıle beyazlasana kadar çırp.
ardından şeker ile çırp.
vanılya ve unu ekle en son kabartma tozunu ekle.
150 derecelık fırında pişir
kreması için
3 su bardagı süt
tepeleme 1 yemek kasıgı kakao
2 kasık un
1 kasık nişasta
yapılışı
süte kakaoyu ekle tum malzemelerıde ekle ateste karıstırarak pişir göz göz olana kadar..
daha sonra vanılyasını sekerını yarım paket margarının yarısını ekle pişir..
pişen kekı ıkıye ayır
süt ile ıslat.içine istediğim meyveyi koy biz muz koyduk.
üzeri için çilekli kremşanti
geri kalanı yaratıcılıgınıza kalmış :)
afıyet olsun

doğum günü anları

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...