31 Aralık 2009 Perşembe

Son dakika ve son hediyelerimiz

Aşağıdaki yazıyı yazdıktan 5 dakika sonra yukarıdaki şu harika hadiyeler geldi Seda' dan
canım çok teşekkürler Asya ve kendi adıma..
çok düşünceli ve tatlısın
çok şirin hediyene Asya geldiğinden buyana sarılıyor...
Uykusuz bir gece sonunda yeni yılın son hediyeleri de okulda sahiplerini buldu
Çerçeveler mukavvadan :0 tl
Üzerindeki eski kot pantolon parçaları :0 tl
Düğmeler eski giysilerden çıkarıldı :0tl
Kupalar,kahveler ve kurabiyeler :5tl
Hediye kutuları :0 tl
Ama ,sınflarına gönderdiğimdeki şaşırma ve sevinç çığlıkları ve güzel mesajlar herşeye değer:)
Herkese sürpriz hediyeler aldığınızdaki anlar kadar mutlu yıllar diliyorum.
çerçevelerin yapılışı şu yazıda
Aşağıdaki minik ellerle hazırlanan hediye kartlar ise sanırım şu dakikalarda sahiplerini buldu:)
Bu arada okulda yeni yıl ile ilgili tek etkinlik benimki yakında atılırsam şaşırmayın:)

30 Aralık 2009 Çarşamba

BEN SARHOŞ DEĞİLİM...

Ne dedin sen sarhoş musun mu dedin?
Ben sarhoş değilim hıkk!

Ben sarhoş değilim

azıcık,miniminnacık,küçücük,

tamam ya birazcık fazla kaçırdım hıkk! taksimi çağırsam acaba ?

29 Aralık 2009 Salı

Simleri Sürdüm Göz Kapaklarıma

Kapı kenarına sıkıştırdım iyi yeni yıl dileklerimi
Sağlığımı,huzurumu,mutluluğumu
dileyen tatlı naif yüreklere dokundu ellerim
Her zarf geldiğinde kocaman bir gülümseme ile karşıladım
Yırtmadan açtım ,çok değerliydi çünkü postacı çantası kokan hediyelerim.
fundam,tuğçem ve öyküsü,sevgim,ve arzum,gülcan'ım
Karların üzerindeki simleri göz kapaklarıma sürdüm
çocuk gibi kapaklarını açıp defalarca onunla birlikte
jingle bells jingle bells jingle all the way dedim:)bile
ve tek kapı kenarıda benim bu arada herkesin kapısı mahsun mahsun duruyor yerli yerinde...
Tekrar tekrar çok teşekkürler Asya ve benim sonsuz sevgimizle...

24 Aralık 2009 Perşembe

Mesai arkadaşlarım

İşte benim mesai arkadaşlarım.
Her sabah taaaa dış kapıda beni karşılayan,
ne giyersem giyeyim,ne kadar kötü oluursam olayım ''Çok güzel olmuşsunuz öğretmenim.'' diyerek güne güzel başlamamı sağlayan :P
kaç defa günaydın dediğimi unutacak kadar çok günaydın diyen,
çantamı taşımak ,
elimi tutmak isteyen,
evlilik progamı formatıyla sınıftan içeri girerken şarkı söyleyip beni oynatan ve benle oynayan,
bana mektuplar yazıp,
omuzlarıma masaj yapan,
elinde ne varsa benle paylaşan,
bazen bozuşup küssekte birbirimize en fazla bir teneffüs süren,
karşılıksız ,katıksız,yalansız dolansız,zararsız şekilde beni seven,
kuyumu kazma ,üstüme basıp yükselme hırsı olmayan,
arkadaşlarım...
Ve geçen haftadan yerli malı malları,
sınıfta yılbaşı çerçeveleri yapım anları...
not:fotoğrafların çekimi onlara ait:)

23 Aralık 2009 Çarşamba

Şişşşt...

''Şişşşt okuyucu baksana! ''
...
''Annemin yeni yazısı oralarda mı?''
...
''Hımmm yok mu iyi gelebilirim o zaman. ''
...
''Çok kalamayacağım zaten zira bugün zıplamaktan çok yoruldum uyumalıyım
size hafta sonu erkek reyonundan aldığım boyfriend jeansımı gösterip annem uyanmadan kendi bloğuma döneceğim.
Nasıl ama yakışıklı olmuşum değil mi:)

22 Aralık 2009 Salı

Yeni Yıl Saçmalamacaları...Ve Hediyelerim-iz-

''Yılbaşı kartı var mı?Hani şu eski simli ,geyikli ,ağaçlı,noel babalı olanlardan.''
''Yok''
''Yılbaşı kartı var mı?Hani şu eski simli ,geyikli olanlardan.''
''Yok.''
''Yılbaşı kartı var mı?Hani şu simli olanlardan.''
''Yok''
''Yılbaşı kartı...''
''Yok ,bitti o kartlardan''
''Aaaa ne zaman geldi ne zaman bitti ya ?''
''Yok bitmedi yani hiç gelmedi,yani artık telefon bilgisayar varya kart nesli tükendi hi hi ha ha hooooo hooooooo,sizden başka kimse de sormadı hiç.
Şimdi yürü git kadın kapatma soru kitapçığı,yaprak test alacak müşterilerimin önünü.
Bak hala duruyor, sana hi hi ha ha hoooo hooo da dedim ya daha ne bekliyorsun?''
''Çağ dışı kadın, teknoloji özürlü yuhhh bu devirde hala kart soruyor hemde şu eski simli kartlardan diye de istekte bulunuyor manyak ,dememi de mi bekliyorsun?
''Sus gülme öyle kötü kötü ,kötü kırtasiyeci amca.'' bakışlarımı fırlatıp suratının tam ortasına çıktım girdiğim sekizinci kırtasiye kapısından dışarıya.
Nasıl olmaz ya nasıl kimse sormaz nasıl biter kelaynak mı bu nesli tükendi diyorsun bana ?
Bulamadım koca ilçede yılbaşı,yeni yıl her şekilde sorduğum halde hiç bir şeklini bulamadım bu kartların.
Müzikli,kapaklı olanları var ama ben ısrarla eskiden olanardan istedim.
Sonra babam Adana'dan alıp geldi oda bulamamış ara bir sokakta seyyar tezgahtan almış uzun aramaları sonucunda.
Yanınada şu eski ,liseli aşık zarflarından almış allı güllü ,benim tercihim beyaz olandan olsa da yeni yıl kartlarım bir nostalji daha yapıp bu kalpli güllü zarflarda ulaşacak sahiplerine:)
Gülünmesin şimdiden söyleyeyim:)
Bugün sevgili Fundamın yeni yıl kartı ulaştı bana ,eski bir adeti yerine getirip sıkıştırdım kapı kenarına:)
Canım teşekkürler ,tek kart benim bu arada kapı kenarında:)
Eskiden evde herkes kendine bir kapı kenarı seçerdi ve herkes kendisine gelen kartı o kapı kenarına sıkıştırarak dizerdi kapı kenarını en fazla dolduran en fazla sevilendi.
Tabi bunun için biz de oldukça çok kart gönderirdik yeni yılda kapı kenarı yarışını kazanmak için.
Blog çekişinden talihlim sevgili İlknur'da Asya için toka ve çorap benim içinde parfümden oluşan çok şirin hediyeler yollamış bize :)tekrar çok teşekkür ediyoruz bizde.
Ve bende geçte olsa hediye kutumu süsledim çam ağaçlarıyla ve minik hediyelerimi koydum bir kenarına yarın çıkacakları yolculuk için dinlenmedeler şimdi.Umarım beğenilirler.
Hediye edeceksen kitap hediye et,hediye alacaksan kitap hediye al demiş kim demiş unuttum:)
Ben mi uydurdum acaba bu sözü.
Onu da unuttum herneyse:)uydurduysam da iyi uydurmuşum.
Diyerek daha fazla saçmalamadan kalkayım bilgisayarın başından ve kartlarımı 2010'un en güzel dilekleriyle süsleyeyim yarın için.
SEVGİLER...

20 Aralık 2009 Pazar

Özledim...

Gitmek mi? kalmak mı?
Bu kararı vermek mi?
Bu karara boyun eğmek ,kabullenmek mi?
Sırtını döndüğünde bir daha asla dokunamayacaklarına,kokusunu içine çekemeyeceklerine,sesini duyamayacaklarına içinden''kal de,ne olur kal de kalacağım ''demek mi?
''Kal desem de kalmaz ki''diyecek kadar ümitsiz-umutsuz olmak mı?
Hangisi oldunuz hayatınızda giden mi-kalan mı?
Bu sorunun cevabını her aradığımda cam kenarına başını yaslayan,
sarı far ışıklarının önce yolu sonra yüzünü anlık aydınlatmasına izin veren,
bu sırada cama yansıyan bakışlarıyla gözgöze gelmekten korkan,
geride bıraktığı sesi duymamak için kulaklarındaki ezgiyi en yüksek sesiyle dinleyen,
ellerini asla bir araya getiremeyen,getirsede nereye koyacağını bilemeyen,
en sonunda gözündeki yaşları kulağındaki ezgiyle birleştiren olurdum.
Uzun uzun mesafeli yollar alırdım bir daha asla geri dönülemeyecekli...
Giden değildim kalanda yoktu ardımda bugün ama ben yinede uzuuun uzuuuun yollar almak istedim.
Parmaklarım dizlerimde, eşlik ederken dilimdeki
ezgisine
,ben camdan yansıyan yüzümü izledim.
Ve özledim uzun yolculuklarımı ,gidenli kalanlı olmayan yolculuklarımı
el sallamadığım,el sallanılmayan yolculuklarımı.
Kitabımı fazla okuyamadan(miğdem bulanır hep:) koltuk filelerine sıkıştırdığım,
bilmem kaç defa otobüste izlediğim Taşıyıcı film replikleriyle uykuya daldığım
burnuma gelen kahve kokularıyla uyandığım,
inince ilk işimin yatağıma uzanıp uyumak olduğunu düşündüğüm,
ama bunu hiç yapmadığım
tutulan boynum ,ağrıyan sırtıma rağmen ,
koltukta saat sekiz uyanışlarımı ,toparlanışlarımı,
eksi 40 lara inişlerimi,
''Hoşgeldin hocahanım''sözleriyle minübüsçünün elimden valizlerimi alışını,
minübüsün dolmasını mavi tahta kapılı köy kahvesinde bir bardak kaşıksız kırtlama şekerli çay ve sigarayla beklemeyi,
özledim bugün hem de çok özledim...

17 Aralık 2009 Perşembe

Barıştık:)

--İyi geceler.
--Ben senle konuşmuyorum,ne iyi geceleri
--Senden bir ricam vardı ama
--Ne ricası ya konuşmuyorum dedim anlamıyor musun?
--Aaa naz yapma ama şimdi zaten uzun zaman oldu senle yakın temasa geçmeyeli:)
--I ıhhh konuşmuyorum dedim.
--Bir şans ?Bir kez daha deneyemez miyiz?
--Hayır defalarca denedik olmuyor işte ,ne sen üzül ne ben.
--Lütfen...
--........???
--Son bir kez...
--Sana ihtiyacım var
--E hadi çok ısrar ettin deneyelim bakalım.Ama baştan söyleyeyim olmazsa beni bir kenarafırlatıp atmak yok.Küsmek yok ,hakaret etmek yok
--Tamam söz seni herhangi bir kenara fırlatıp atmayacağım,
--ı ıhhh
--Ya tamam küsmeyeceğim de hakarette etmeyeceğim edermiyim hiç
--Geçen seferkini unuttun sanırım.''Allah kahretmesin seni neden neden artık eskisi gibi uyuşamıyoruz ''diye beni ayakları altında ezen sen değilmiydin?
--Ya unutsak artık o günleri özürdilerim bir daha olmayacak söz
--...... Tamam hadi dene o zaman.
Ve 8 aydır giyilemeyen pantolon ve selda tekrar buluşur.
Sonuç:Kaldıkları yerden devam etmeye karar verirler:)Rejim iki eski dostun arasını tekrar yapmayı başarmıştır.
:)THE END MUTLU SON:)

16 Aralık 2009 Çarşamba

El emeği, yeni yıl hediye alternatifi

Malum yeni yıl yaklaşıyor.Renkli ışıl ışıl çam ağaçları altı minik hediye paketleriyle dolacak. Ben kendi hediyemi kendim yapmak istiyorum diyorsanız eğer mukavva ve kumaşla yapabileceğiniz basit bir çerçeve ağaç süsü olarakta kullanılabilir:) yapılışı; mukavva alıp istediğiniz şekili verebilirsiniz ben kalbi tercih ettim.Mukavvaya çizip kesiyorsunuz daha sonra orta kısmını resmin nasıl görünmesini istiyorsanız o şekilde kesip çıkartıyorsunuz. aynı şekilde kesmiş olduğunuz poları yada istediğiniz herhangi bir kumaşı mukavva ile yaptığınız şekile yapıştırıyorsunuz.orta kısmınıda kesip fazlalıkları arkaya doğru katlayıp yapıştırıyorsunuz.
Arka kısmında ise yine aynı şekilde mukavvayı kesip mukavvanın üstüne istediğiniz renk kartonu kesip yapıştırıyorsunuz .Ben kırmızıyı tercih ettim kalp olduğu için.Polarla kapladığımız diğer kalbin arkasına yapıştırıyorsunuz.Ben arkalarına mıknatıs aldım buzdolabı süsü olarakta kullanılsın diye:)
ve işte kendi el emeğinizle yaptığınız minik kalpli çerçeve süsleriniz:)
Dikdörtgen şeklinde ve daha büyük siyah ve krem polarlarla yaptığınızda da çok şık duruyor.Onlar annemde daha sonra fotolarını eklerim:)
mutlu yıllar:)

15 Aralık 2009 Salı

Aaaaa bukız sana hiç benzemiyoraynı babası.Benziyor , benziyor dış organları değil ama iç organları bana benziyor:)

Pazartesilerin ayrı bir önemi vardı benim için

öğlen aralarında zil çaldığında herkesten önce koşardım eve

yemeğimi yemeden açardım trt'yi

heyecanla beklerdim TRT Ankara Çocuk Korosunun son tekrarını.

Pür dikkat dinler,onlarla tekrarlardım şarkıyı.

Saçları iki örgülü şişko kızı kıskanırdım hep ,keşke onun yerine beni alsalardı diye:)

Yemekte son tekrarımı yapar öyle giderdim müzik dersine

Herkes bugün hangi şarkı diye beklerdi

Kara tahtalı sahneme çıkıp herşeyi unutup başlardım söylemeye

Bitince alkış kıyamet selamımı verip geçerdim gururla yerime:)

Sonra küçük biryerde büyümenin verdiği talihsizlikle kaydolamadım konservatuara çok istesemde.

Sonrası malum körelen bir ses ,körelen hayaller.

Asya'nın müziğe ilgisi olsun çok isterdim dış görünüşü bana benzemedi en azından kulağı yada sesi benzesin diye,sanata müziğe ilgili olsun derdim ki eşimle bu konuda tam anlamıyla farklı dünyaların insanıyız:)

ve benzedi sanırım, geçen haftalarda beraber Demet Tuncer'in Dur Bakalım şarkısını söylüyorduk ki Asya benim durduğum yerde aynı tondan alıp devam ettirdi şarkıyı:)

Bugün de markete gittiğimizde kendisine kitap ve meyve suyu aldı.

Marketten eve dönerkende kendi uydurduğu şarkıyı söylemeye başlamasıyla tamamdır bu iş dedim:)

''makete dittik kipat aldık

makete dittik şeptali aldık

makete dittik kipat aldık

makete dittik şeptali aldık''

sözleri ve kendine özgü bestesiyle bir harikaydı şarkıyı söylerken popsunuda bir sağa bir sola kıvırıyordu

hem söylerim hem oynarım modundaydı :)

Aşağıdaki videoda beraber seslendirdiğimiz Durbakalım şarkısı:)

Orjinali için şuraya bir tık yapabilirsinz ama orjinali bundan şirin değil benden söylemesi:)

video

14 Aralık 2009 Pazartesi

Ben şu an...

Şu an şu güzellik uykuda
ben ise şunun yanıbaşında minderin üzerinde kıvrılmış
şu halde çıtır çıtır yanarken
üzerinden şunların kokusu gelip şu fıkır fıkır kaynarken
elimde şu
ben şu halde
şunu izliyorun
şunun için değil hayran olamadım hiç kendisine tipim değil:)
ama şunun için izliyorum
Şu an tam bu haldeyim işte
Dizi sevmem ben dizi izlemiyorum demek için değil .
Hikayenin devamı için haftayı beklemek sıkar beni film gibi hemen izlensin bitsin isterim.
Hem bu yüzden hem vakitsizlikten dizi takip edemedim Köprü'den sonra
Ama annemlerde kaldığımız zamanda Ezele takıldım önce Tuncel Kurtiz'in sesi
çekti beni ki çekmemesi mümkün değil Çetin Tekindor'dan sonra en sevdiğim ses tonu ona aittir..
Sonra müziği ve her an şimdi ne olacak dedirten konusu
diğer diziler gibi sıkmadı beni bilindik repliklerle karşılaşmadım önceden
tahmin etmedim ne olacağını ve bu yüzden sevdim Köprü'den sonra tekrar bir diziyi.
Bir de şu Cansu Dere'nin hep aynı ifadedeki yüzü olmasa .
Sahi kim yakışırdı bu role ondan başka ?
Siz düşüne durun ben tekrar televizyonun başına dönmeliyim
zira(zira nedir?:):):):):)demek gelir her zira sözcüğünü kullandığımda ) benimde bir dizim var artık:)
Tadını çıkarmalıyım :)

12 Aralık 2009 Cumartesi

''Tevir tevir insan var ciğerim''

_Aaa napıyorsun Selda hocam?
_Hiçç eşleştirme kartı
_Çocuklara mı?
_Yok Asya'ya
_Amannn zamanı gelince öğrenir kasmaya gerek yok ki
_Kasmıyorum zaten,eşleştirme öğrensin diye zorlamıyorum da
amaç eve eli boş gitmemek ,amaç öğlen aralarını boş geçirmemek ,amaç kızım için birşeyler yapmak,amaç hergün farklı bir uyarıcıyla karşılaştırmak
_Ne oluyorki uyarıcıyla karşılaşırsa
_Ya hem eğlenmiş oluyoruz,Asya görmediği şekil,nesne yada oyuncakla oynamış oluyor ,sıkılmadan vakit geçiriyoruz hemde farklı uyarıcılarla karşılaşması beyin gelişimi açısından iyi
_Hııı benim kız çok zeki maşallah hiç gerek kalmıyor böyle şeylere
_Yaa maşallah derken dışımdan gülerek
içimden ;
_ Asya gerizekalı ya napayım bende bunlarla geliştirmeye çalışıyorum dedim
ve bunu söylediğimi Özlem anladı gözlerimden ve gülmeye başladık
vardır hani böyle insanlar hayatınızda bakışlarınızdan anlar ne söylemek istediğinizi
bir kahve içimlik sohbetimiz bile olmadı onunla oysa
hangi yemeği ,en çok hangi rengi sevdiğini bile bilmem
hiç omuzlarımda ağlamadı yada ilk beni aramadı mutlu olduğunda
hatta o güne kadar telefonunu bile bilmiyordum :)
Ama ikimizde herkesin bir kafadan konuştuğu yüksek kahkahaların kelimelerin anlamalrını gölgede bıraktığı anlamsız öğretmen odası sohbetleri içinde yalnız hissediyoruz kendimizi
nefes alamıyorum dediğimde anlıyor beni
ben nefes alamazken biliyorum ki oda alamıyor
ve başlıyoruz bir şarkı tututurmaya
''takalar geçiyor allı yeşilli
takalar geçiyor dümenleri Lazlı
takalar geçiyor takalar'' diye gülerek
ve yemekhanedeki Zeynep ablanın meşur sözü takılıveriyor dilimize şarkıdan sonra
ikili koro halinde
''Amannn ciğerim tevir tevir insan var şu dünyada'':)

10 Aralık 2009 Perşembe

Köreltmeyin!

video
Küçük çocuk okula başlamış,pek te akıllıymış
Okulu da çok büyükmüş.Ama akıllı çocuk sınıfa kestirme bir kapıya çıkan bir yol bulmuş.Buna çok sevinmiş artık okul kocaman görünmüyormuş.
Bir sabah öğretmen demiş ki;
''Bugün resim yapacağız''
Ne güzel!demiş çocuk.Resim yapmayıda çok severmiş
Tam boyalarını çıkarmış tren,çiçek,böcek,güneş yapacakmış ki
Öğretmen''durun!''demiş ''Çiçek çizmesini öğreneceğiz''
''İyi''demiş çocuk çiçek yapmayı da severmiş başlamış yapmaya mavi,turuncu,sarı,yeşil boyalarıyla...
Ama öğretmen ''Durun!'demiş,''Size çiçek nasıl yapılır göstereceğim''Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş ''İşte böyle çizeceksiniz,şimdi çizmeye başlayabilirsiniz''
Çocuk bir kendi çiçeğine bakmış bir de öğretmeninkine kendininkini daha çok sevmiş ama söyleyememiş.
Çevirmiş kağıdın diğer yüzünü başlamış yeşil saplı kırmızı çiçeği yapmaya.
Başka bir gün sınıfa çıkan kapıyı tek başına açmayı becerdiğinde şöyle demiş öğretmen
''Bugün çamurdan birşeyler yapacağız''
İyi demiş çocuk çamurla oynamaya bayılırmış yılanlar,kardan adamlar ,filler,arabalar...başlamış çamurdan birşeyler yapmaya.
Ama öğretmen ''Durun daha başlamayın''demiş. ''Şimdi bir çanak yapacağız''.
''Güzel '' demiş çocuk pek severmiş çanak yapmayıda başlamış boy boy şekil şekil çanakları yapmaya.
Ama öğretmen ''Durun!'' demiş ve başlamış bir çanak yapmaya ''İşte böyle yapacaksınız.Şimdi başlayabilirsiniz''.
Küçük kendininkilere bakmış,öğretmenin çanağına bakmış.Kendininkini daha çok sevmiş ama toprağını tekrar yuvarlayıp başlamış öğretmeninki gibi derin ve büyük bir çanak yapmaya.
Ve çok geçmeden küçük çocuk öğrenmiş beklemeyi,izlemeyi ve her şeyi öğretmen gibi yapmayı.
Ve çok geçmeden başlamış kendiliğinden hiç birşey yapamamaya.
Ama birden küçük çocuk ve ailesi taşınıvermiş başka bir şehre,başka bir eve ve çocukta gitmiş başka bir okula.
Bu okul daha da büyükmüş diğerinden kestirme yoluda yokmuş.
Dik merdivenleri ve uzun koridorları geçmesi gerekiyormuş sınıfa kadar.
Ve daha ilk gün öğretmen demişki
''şimdi resim yapacağız!''
''Güzel'' demiş çocuk ve beklemiş öğretmenin ne yapacağını söylemesini.Ancak öğretmen birşey söylemeden başlamış dolaşmaya.
Küçük çocuğun yanına gelince sormuş
''Resim yapmak istemiyormusun?''
''İstiyorum''demiş çocuk.
''Ne yapacağız?''
''Ne istersen''demiş öğretmen.
''Herkes aynı resmi yaparsa ve aynı rengi kullanırsa kimin ne yaptığını ve neyin nasıl olduğunu nasıl anlarım ben?
''Bilmem''demiş çocuk ve başlamış
''YEŞİL SAPLI KIRMIZI ÇİÇEĞİ ''çizmeye...
(Baba destek programına gidiyor Asya'nın babası ve onun programından bir hikaye,alıntı)

8 Aralık 2009 Salı

Sussss-ma

Kozan'a geldiğimden bu yana bu kaçıncı şehit cenazesi görüşüm,duyuşum hatırlamıyorum.
Küçücük bir ilçe bile bu kadar şehit vermişken???
Salı günüde yüzlerce insan varmış cenazede
Bir kişi çıkmış bağırmış,ağlamış;
''Kahrolsun pkk kahrolsun açılımınız diye''
Kimseden ses çıkmamış
Adam bakmış acıyan gözlerle etrafına ''Susun siz daha susun,biraz daha susun''diye tekrar tekrar bağırarak uzaklaşmış ordan.
Bu saatten sonra verilen tavizlerden sonra ileriye gider geriye gitmez'' demişti.
T-Ü-R-K -harflerinin onun soyadında olduğu için utandığı adam da
doğru gitmiyor hep daha fazlası hep daha fazlası isteniyor ve istenecek ve üzgünüm ama bu gidişle verilecek...
Daha da karışacak ortalık sadece türkü kürdü kavga etmeyecek yakında bu ikili savaş üçe beşe çıkacak her ırk her mezhep birbirine düşecek.
Çok mu felaket tellalı gibi oldum.
Değil, yıllar önce yazılan senaryo hayata geçiriliyor
yönetmenler senaristler yaslanmışlar koltuklarına 3.2.1 motor diyorlar sadece
Başroldekiler ve hangi rolü oynadığının farkında olmayan figüranlar var üç kuruşa oynuyorlar.
ve herkes sadece izliyor bu filmi
sadece izliyor
Bu film kötü diyenler ise bir bir atılıyor salondan
Daha kötü olacak çok daha kötü...
ÜZGÜNÜM AMA ÜZGÜN OLMAKTAN BAŞKA BİŞEYLER DE GELMELİ ELİMİZDEN BİZİM İÇİN ÇOCUKLARIMIZ İÇİN...

6 Aralık 2009 Pazar

Çok mu fena yav:)

Neden bu sıkılmışlık bu değişim isteği bilmem,artık evi değiştiremeyecek halde olduğum için kendimi değiştirdim.
Ama eve geldiğimde annem;
''Allah seni deli saçının arkası yok koyun gibi kırpmışlar''
babam;
''Amannnn ne bu hal ,öğrencilerinin karşısına böylemi çıkacaksın''?
eşim;
sadece güldü
kardeşimden ise öldürücü darbe geldi
''aaaaa abla iğrenç olmuş bu ne???''dedi
Aslında alışık olmaları gerekir diye düşünmüştüm bu tarz farklılıklara ki saçlarım pembe,uçları yeşil halde yaşadılar benimle ve sevdiler
öğretmen olmadan önce ve yazları öğretmen kimliğimi okulda bıraktığım zamanlarda .
Yine de ailecek beni tepkileriyle çökerttiler
SAHİ O KADAR KÖTÜ MÜ???
burada yurttayız Asya ile ve saçlarımın eski hali sıradan bir saç işte bağla çık. Bu da tepkilere yol açan hali:)

5 Aralık 2009 Cumartesi

Biber dolması günlerimden kaçıncısı bilmiyorum

Babam acelecidir birazda telaşlı
bu yüzden ayakkbılarımız bile kapı önünde hemen giyilecek şekilde

Koli koli eşya evin içinde

sabah kapıya dayanacak kamyona yüklenmeye hazır
sadece yatacak yerlerimiz ayarlı
13 yada 14 daha ozamanlar çok olmamış yani
bu seneki taşınmamızın 28.olduğunu düşünürsek
Ben hastayım tüm çocukluğumda olduğu gibi
şimdiki vücudumun tam tersi narin ve zayıf olduğum için
Annem bir yandan eşya toparlarken bir yandan bana ne yerim diye soruyor
hiç birşey yiyemeyen ben usulca ve zahmet vereceğimi bilmenin çekingenliğiyle dolma diyorum
saat 22:00 ve ben dolma istiyorum
kolilerden tencere
marketlerden dolmalık prinç ve biber bulunuyor
pişiyor ben bir lokma alıp;
''Miğdem bulanıyor yiyemiyeceğim'' diyip kenara itiyorum tabağı
E ne yapmalı şimdi kızmalı,sinirlenmeli,gece yarısı bu kargaşada dolma yaptım yesene demeli
hay Allah seni kahretmesin iki arada bir derede dolma istedin onuda yemedin demeli
demeli de annem beni dahada utandırarak hiç bir şey demedi.
Aldı tabağı ve ''dinlen biraz daha birazdan yine denersin yemeyi''dedi ve gitti.
Her hastalığımda böyleydi.
Bu sabahta bir elinde çay termosu , bir elinde kahvaltılıklar(ya eksik bişey varsa diye) koltuğunun altında sıcak pide çıkageldi.
Hastaydım ,hasta olduğumuda bilmiyordu oysa
sabahı zor etmiştim ateş,ağrı ve Asyayla
Sofrayı kurdu,her hasta olduğumda yaptığı gibi ne yersin diye sordu.
29 umdayım eskisi gibi narinde değilim evet ama hala hastayken özel isteklerim olur.
dolma dedim:)
Yaptı,evimi bir güzel temizledi,toparladı,
sobamı kurdu ,tütüyordu bacasını temizledi
yorganımı yastığımı getirdi sobayı yaktı
nane limon yapıp zorla içirdi
ilaçlarımıda baş ucuma koyup
sen dilen bu gece diyip Asyayı da alıp gitti.
Düşündüm onun yaptığı gibi karşılıksız,tüm iyi niyetiyle başka kim sevebilir beni,
kim onun yaptıklarını bir üf demeden yapabilir.
ve ben ondan uzakta olsam ne yapardım?
Kimsesiz kalsam
Alışırdım belki insan neye alışmıyorki
Yada Sarıkamışta yaptığım gibi her hasta olduğumda ağlardım...
ŞU DİLEĞİMİ YİNELİYORUM KİMSE YALNIZ HASTA OLMASIN...

30 Kasım 2009 Pazartesi

Zihni sinir Selda 2 ve kapak projesi:)

Kız çocuklarının gözdesidir rengarenk bebekler
çay takımları,süslü çantalar ,peluş oyuncaklar,
evet bende öyle biliyordum ama değilmiş ya Asya kız değil ya da kızların
oynadığı oyuncak erkelerin oynadığı oyuncak diye birşey yok.
Farkında olmadan çocuklarımızı biz yönlendiriyoruz,
kızlar bebekle oynar erkekler topla arabayla oynar diye.
Asya'ya oyuncak konusunda hiç karışmadım ne isterse onunla oynadı.Kitap konusunda yoğun çabalarım dışında:)
Bebeklerle doldurmadım evi yada araba top almamazlık yapmadım.
Aslında çok fazla oyuncağıda yok Asyanın oluklu kartonlar kutular sağolsun genellikle oyuncaklarını ,yapbozlarını,arabalarını,hatta kitaplarını bile ben yaptım.Şuradan bakabilirsiniz.
Varı yoğu kalemlikleri kalemleri kaç tane eskittiğini artık sayamayacağım defterleri,topu,ve vida çekiç,tornavida tarzı çevirmeli,açmalı kapamalı oyunları.
Uğraştıran şeyleri seviyor,çeksin ,taksın, delsin,kapatsın açsın...
Bu oyuncağıda o uyurken yaptım ,uyandığında yeni bir şeyle karşılaşması,
ufak pratik oyunlar hazırlamak hoşuma gidiyor.
Okulda öğlen aralarında,o uyurken ufakta olsa bişeyler yapıp getiriyorum.
Onun her gün mutlaka diğer günlerde karşılaşmadığı yeni bir şeyle karşılaştırmaya gelişimi açısından da özen gösteriyorum.
Bu mutlaka yaptığım bir oyuncak olmuyor hiç görmediği bir resim ,benden hiç duymadığı bir şarkı gibi basit şeylerde olsa uyuduğunda karşılaştığı yeni şeyleri rüyasında görüyor ,öğreniyor diye düşünüyorum.
ve her gece yatmadan şu soruyu soruyorum kendime
Asya için bugün ne yaptım:)
Bunun cevabını verebiliyorsam kendime rahat uykuya dalıyorum.
Oyuncağın ayrıntısına gelirsek, ayrıntı mayrıntı yok işte :)bildiğin kapak:)
Asya kapak açıp kapamayı seviyor elinde su şişeleri krem kutuları sürekli açıp kapıyordu.
Bu sırada ya su dökülüyor ya krem bulaşıyordu her yere.
Bende yapma,etme kızım dememek için etrafta ne kapağı bulduysam kestim (su şişesi,meyve suyu şişesi,tonik,kutu süt)ve kutu kapağına yerleştirdim
Kapağın iç kısmına açıp kaparken içe gitmesin diye poşetle doldurdum ve arka kısmına karton kesip yapıştırdım kapalı bir kutu gibi oldu.
Kapakları fotoda yok daha sonra ip ile takıldıkları yere bağladım böylece kapakların kaybolma durumuda ortadan kalkmış oldu.
Şimdilerde en favori oyuncağı bu
Kapaklarla küçük kasları gelişiyor,eğleniyor,uğraşıyor aynı zamanda renkleri de ayırt etmiş oluyor, kırmızıyı tak kızım yada maviyi tak gibi sözlerle.
Her açma kapamada ise defalarca aynı replikler
açtıkkkk
kapattıııkkk:):):):)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...