8 Temmuz 2016 Cuma

Beş Şehir

Eski bir karavanın küçük penceresinden dışarı bakıp da göremediğim ama duyabildiğim çocuk kahkahalarının kolumdan tutup dışarı çıkarmasıyla kapı önündeki masanın yanında buldum kendimi.
Üzerinde uçmasın diye taş konulmuş sayfa sayfa el yazısıyla yazılmış hikayelere uzanıyordum ki tanıdık bir rüzgar savurdu eteğimle saçlarımı.Bir elimle etek uçlarımı toparlayıp bir elimle yüzüme gözüme bulaşan saçlarımı temizlerken, hem çocuk seslerine hem de hikayelere dokunamadan uyandım vakitsiz bahar uykumdan ,en olmak istediğim şehirlerdeyken, en olmak istemediğim şehirlerin ikindi güneşinin, içine girmeye çalıştığı gözlerimi inatla  açmayarak bir kolum uzandığım kanepeden yere sarkmış diğer kolum o açmak istemediğim gözlerimin üzerinde.
Ne kadar sonra bilmem kolumun kenarında kalan yüzümün kıyısından köşesinden öptü ''Hadi uyan anne çok komik bir şey yaptım''diyerek.Doğruldum isteksizce olduğum yerde aklım  hala dokunamadığım hikayelerde dolanıp dururken anlattı durdu bir sürü şeyi gülümseyerek ,sonra bana bulaştı gülümsemesi de dinlemeye başladım.
O gitti ben yine olduğum yere uzanıp kaldım,sonra baktığım o beyaz tavan üzerime örtülmek istedi de son anda kaldırıp kendimi ,spor ayakkabılarını da ayağına geçirip "hadi canım,hadii!"diyerek tutup kolundan dışarı attım.
Önce hızlı  hırslıydı adımlarım ,sağ yanımdaki bahçeden başını uzatıp boynuma dolan limon çiçeğinin kokusuyla bi yavaşladım,bir tane alıp koynuma koydum da  durdum sonra ,sonra başım önümde koklaya koklaya tekrar hızlandım.Koynumda bir limon çiçeği kokusu bitirecek kadar yürümüşüm eğdiğim başım o sarhoş eden koku bitip de  kitapçıdan gelen kitap kokusuna yönelince anladım.
Bir kaç dergi bakındım bu şehre ait olmayan ki  ''Buralarda okunmaz onlar bu yüzden getirmiyoruz''sözüyle zaten olamayanı aradığımı bir kez daha hatırlatmış oldu kız bana.
Ve ardından ''Ne kadar farklısınız ,buralara ait değilsiniz sanki ''dedi (Hay ağzını öptüğümün kızı ne de güzel dedi )gülümsedim.
Tam çıkacakken kibarca teşekkür edip, arka tarafta en alt rafta tek başına duran  bir kitaba takıldı gözlerim tanıdık geldi . Öyle yayılmış da rafa ,üstü başı toz içindeyken baktığımı görünce bi toparlandı ,silkindi de çırptı üstündeki tozu pisi sonra fiyakalı fiyakalı baktı şöyle bir saçını arkaya doğru sıvazlayarak atıp(ya da atamayıp bilemeyeceğim şimdi)
''Beni tanıdınız mı hanımefendiciğim'' dedi.
''Çıkaracağım sanki ama durun durun söylemeyin bulacağım ''derken bir öksürüp eli ağzında yumruk o hoş sesiyle
''Belki de aramak ve bütün kapıları çalmak kafidir''dedi de tanıdım hemen gülümseyerek açtım kollarımı
''Yav siz miydiniz Ahmet Hamdi Beyciğim,hadi toparlanın da bize gidelim''dedim
O toparlanırken  ,kız uzanıp elimden kaptı da "O kitap okundu sanırım yeni değil  yani ,sayfaları kıvrık sararmış belli''dedi.
Bir göz göze geldik de telaşla bir kıza bir bana bakan Ahmet Hamdi Beyciğim ile
''Şiiişt dedim sakin olun alacağım sizi" Sonra kıza dönüp ''Olsun ben almak istiyorum Beş Şehir'i dedim.
Çıktık yol boyunca bulunduğu şehirleri anlattı bana dinledim.
Bir ara o dalmış anlatırken,karşı caddedeki  öğrenci yurdunun penceresine takıldı gözlerim.
Bir genç çıkardı kafasını sağa sola bakıp kimse olmadığına emin olunca ''Çok seviyorum çook!''diye bağırıp telaşla  kapattı geri pencereyi. Güldüm ''Ah'' dedim ''bahar ,ah sen daha neler yaptıracaksın kimlere kim bilir?''
''Efendim?'' dedi 
''Hiç ''dedim "daldım bi an afedersiniz,anlatın siz ben dinlemedeyim''.
"Hah ,tamam o zaman ''dedi
''O sevdiğin şehirler var ya hani rüzgarları tanıdık,oralara da gittim ben .Size  kitapçıda söylediğim o cümle, işte o cümleyi oralarda birine en güzel cümlelerine başlamadan önce de hediye etmiştim
''Sustum ,başım önümde sonra
''Biliyorum ''dedim
''biliyorum o cümleden tanıdım zati sizi''
''Zati,zati ne kız?"'dedi de o altıncı şehirde kaybolunan  rüyaların ağırlığı bi hafifledi omuzlarımda, gülüşerek eve girdik.


bok!

Pazar ya da cumartesi ya da hafta içi  bilmiyorum şimdi ,ama bi çocuğun eğlenmek için haftasonunu beklemediği zamanlarda yaşandığını düşününce herhangi bir gün olabilir ya da her gündü bizim o yağ tenekesi tıngırtılı merasimimiz.
Zaman belirsiz, kapağı kesilmiş yağ tenekelerinin iki tarafına  baglanmış tel saplarından çıkan tıngırtıyi bir çocuk evden koşarak çıkıp başlatır,diğerleri o tıngırtı korosuna ellerinde demir soba maşaları ve kendi yağ tenekeleriyle katılırdı.
Ben yeniydim bu işlerde ,memur çocuğu ,yağ tenekem bile onlarınki gibi kapkara egiş büğüş değil, annem karam yağdan elimi kesmesin diye özenle kapağını kesmiş keskin yerlerini içe eğmişti (bu durumdan hoşlanmazdım onlardan daha temiz ya da daha düzenlı olmaktan. Büyüdügümde de yeni bir ayakkabı alınca eski görünsün diye önce çamura,toza,pise sürüşüm de sanırım hep bundan.) Alıp maşamla ,yağ tenekemi takılırdım peşlerine
Onlar kurumuş bokları eliyle koymuş gıbi bulurken ,benim uzaktan görüp koştur koştur yanına gittiğim şey ya at boku çıkardı (makbul olan inekti çünkü)ya çamur parçası.
Hepsi bir bir dolduruyordu  tenekelerini
Ben tıngır mıngır koştururken yine bir gün  oraya buraya traktör arkasındaki bir ineğin arkasından yere düşüp o an yumusak bi krep hamuru kadar güzel görünen boka takıldı gözlerim.
Sonra bir daha bir daha yaptı,yapışınısevdiğiminineği koşup gittiğimde ,kuruduğunda tenekemi agzına kadar dolduracak bi bok yığınına sahiptim.Ama cıvık ve yumusaktı tenekeme alamaz ama onu da öyle orada bırakamazdım
Bekledim...
inekler gittiteneke teneke boklar birbirlerine gösterilip gitti
çocukların koşuşturmaları gitti
tenekeler,maşalar gitti
traktör(bokun üzerinden geçmemesini tembihledim)gitti
ve güneş gitti
ama ben gitmedimmaşamla şöyle kenarından kaldırdığımda kalktığını gördüm ya dünyalar benim olduözenle tenekeme yerleştirdim ve ertesi günki bok toplama merasiminde köyün tüm çocuklarına gerine gerine gösterdim.Hayran kaldılar.
Sonra,sonra işte bi bok olmadı ,kıyamadım ama sobada yaktık gitti
yani diyorum ki ben bir parça bokla mutlu olan bir kız çocuğundan bir kadın büyütmüşüm
Üzmeyin beni!!


30 Mayıs 2016 Pazartesi

dağınık

Yarım saat,
tam yarım saattir oturduğum pencere kenarının altındaki  kaldırımı süpürüyor sert kıllı fırçasıyla.
O fırçanın kaldırıma sürtünürken çıkardığı sese gıcık oluyorum.Dişlerimi al, kaldırımda sürüm sürüm süründür daha iyi diyeceğim adama , saçımı tutup fırçayla boya süren adam yüzünden bişey söyleyemiyor saçımı tutana da gıcık oluyorum.
O da tam süprüntüyü kaldırım kenarına toplamışken üzerine basa basa geçip dağıtan şişman kadına gıcık oluyor.
Ben ,artık saçımı  boyayan adama da
bekliyorum
bekliyorum
bekliyorum
ben beklemeye gıcık oluyorum
o hâlâ kaldırımı süpürüyor... "Arkaya eğin boyununuzu" diyor.
Boynum koptu kopacak kadar yıkayıp saçlarımı "kaldırın"diyor da kaldıramadıgım boynuma sebep adama bir daha gıcık oluyorum.
O hâlâ kaldırım süpürüyor .
Bebekli bir kadın geliyor, adam süpürmeyi bırakıyor toz gitmesin çocuğa diye,
adama gıcık oluşumdan utanıyorum.
Süpürgenin sesini de duymuyorum artık, çünkü fön sesi bastırıyor.
Adam bu defa da süprüntüyü dağıtan genç kızlara söyleniyor, ama tekrar topluyor
"ahh "diyorum "boynum!" fön boynumu yakıyor.
Kulagında telefon,kaldırımdan bir adam geçiyor elini kolunu sallayarak telefonun diğer ucundakine
Süprüntüye bakıyorum, dağılmış.
Gülücem utanıyorum
Fön sesinden duymasam da anlıyorum "Toplamıyom a..na koyum,dağınık kalsın!"diyip süpürgeyi küregi bi kenara atıp karşı kaldırımda sigara içmeye başlıyor. "Ahh! "fön boynumu yakıyor
ters ters bakıyorum adama da o sırıtarak "Abla "diyor "örgü yapayım mı saçına,toplayalım şöyle?"
"Yok!diyorum "toplama(a..na koyum-demeyi çok istesem de diyemeyerek-) dağınık kalsın!!!"


28 Mayıs 2016 Cumartesi

uğurböcüü

saçıma ,başıma cır cır olmuş bir kuşun yeşilli sarılı vıcıklığının
akıl ve kalp çizgim arasına da  uğur böceğinin konduğu bir ögle arası


görgüsüz!

Kahveden babanı çağır gel! dönemi,
bakkaldan ekmek al gel! dönemine de denk geliyor olmalı ama annem ekmeği bazlama yapıp buzdolabının sebzeligınde sakladığından evin en küçüğü olarak,
bakkaldan ekmek al geli değil,kahveden babanı çağır  geliydim.
"Kahveden babanı çağır gel!"
dedi,annem yine ve ben yine oflaya puflaya evin yanındaki kahveye gidip
kapı kenarından kafamı uzatıp,okey oynayan babamla göz göze gelmeye çalıştım,zira yanına gidip "annem seni çağırıyor"demiştim de birgün fırçayı yemiştim.
Göz göze gelip de babamın"gelmiyorum,çabuk eve git!"bakışıyla ikiletmeden doğru eve gidip "babam gelmiyormuş"dedim kolumdan tuttu da annem söylene söylene meydandaki minübüse gittik.
İlçeye varıp postaneden teyze arama rutinimizden sonra yanıbaşındaki eski bir apartmanın ikinci katındaki kuaföre girdik.
Adam,annemin saçına geniz yakan bişey sürüp,bugidilere sarıp,kazan gibi bir şeye sokarken kendimden bir kaç yaş küçük bir kızla tanıştım adı hatrımda diil "hadi"dedi evimiz yukarda annemden yiyecek bişeyler isteyelim" annemin kafası hâlâ kazanın içinde arkasını dönüp de beni farkedemezdi,karanlık merdiven dairesinden çıkıp evin kapısına geldik.Kapı açıldı anne suratsızın teki bana ,ama kızına "Ne istiyorsun güzel kızım " dedi.
Kız "hiiç "diyip koşarak içeri girdi.
Salon görünüyordu kapı aralığından,koltuklar vardı aslan pençeli kolluklu,kocaman da bir avize ,ha avize dendigini sonra ögrendim tabii ışıltılı,parlak taşlı bi lambaydı adı benim için.
Kız tam elinde koca bi kase kayısı,erik,çilekle geri gelirken kapı kenarında duvara çakılı dantel örtülü tahta rafın üzerindekı telefon çaldı. "aa"dedim"ev telefonunuz da var"
Annesi telefonla konuşurken ben kapı eşiğinde kızın getirdiği erikten bi tane alıp yerken,ikinci eriğe uzanıyordum ki kadın telefonu kapatıp bana ters ters bakıp kızına yine yumuşakca "aaa kızım,görgüsüzlük(bu kelime benim içindi)etmeyin,yeter birazı da abine kalsın"diyordu ki kız "ama anne abim yokki benim"dedi
elimdeki eriği bırakıp agzımdakini de boğazıma dizip,aşağı inip anneme sordum "görgüsüz kime denir?"az çok anlamıştım ama annem anlatınca ağlamaya başladım
"ama"dedim"bahçemizde kocaman bi erik ağacı var bizim,ben görgüsüz değilim!"


17 Mayıs 2016 Salı

neşem kaçtı!

neşem kaçtı!
nereye mi?
çook eski zamanlarda neşenin ciğerlere kaçtığı  rivayet edilir
bilmem ben görmedim hiç ,siyah beyaz film sahnelerinin yalancılarının yalancısıyım
ha ,hatta bir tek öksüre öksüre çıkarılan neşe ,dert olup mendilleri de kan kırmızısına boyarmış ,boyarmış da neşesi ciğerine kaçan iflah olmazmış derler
Benim?
yok canım :) benimki kalbime kaçtı içime çektiğim acı bir dumanla,
varmış olmalı çoktan
duyuyorum sıkı sıkı  kapatıyor şu an tüm kapakcıkları bir bir,zira çığlık seslerinin şiddeti azaldı.
Önüne gelenin ciğerlerine kaçıp,yırtıp, mendillerini kan kırmızıya boyuyormuş iflah olmayan olmayayım diye.
nereden mi biliyorum?
bilmiyorum aslında, kaçarken dudak kenarıma bi not bırakmış orda yazıyor olmalı ya da yazmamış da olabilir ,son anda eline tutuşturduğum kağıda, ben yazdırmış olmalıyım
evet evet ben yazdırdım
ne yazdırmıştııım
hah ,hatırladım !
yaz !
"kapat tüm kapakcıkları ve bulduğunun yak ciğerini!"yak mı dedim,sil onu ,yırt olmalı o
düzelt!


banyo

Teninde zamklaşmış ter biraz,biraz toz,biraz is,pis biraz
biraz hırs,öfke biraz
inceden bir ağıt belki biraz
yutulamayan ama çıkarılamayan kılçıklı sesler biraz,gözlerinden ,yanaklarına,dudak kenarlarından boynuna
sonra
sonra ,belinden
bacaklarından parmak uçlarına kadar süzülen suya karışıp bunlar ,kıvrılarak o karadelikten akar biraz
birazı da durur ayak uçlarında ,birikir de her defasında, ama her defasında utanmadan, suyun yüzüne çıkar biraz
da aldırmaz çıkarsın
Tenin,
arınmış terden,isten,pisten,hırstan,öfkeden ,ha bir de yanında sevgiden
zerresi kalmayıp da tam ohh mis gibi, derken ,avuç içiyle silinen buğulu camdan akan rimel  bulaşır parmak uçlarına biraz
tenin,
tenin, adım atılmaya çekinilen,yeni yıkanmış bakondan serin ve  tehlikelidir artık biraz..


13 Mayıs 2016 Cuma

papatya♡

Dışarıdan eve dönerken  kızlarını ceplerine doldurduğu bir hüpletimlik çikolatalarla değil,bi üflemelik karahindibalarla,kendini de bir avuç papatyayla mutlu eden anne♡♡♡


gelincikler

"Unuturuz sonra alıp başını gitmeyi de
Yeter ki iki dukdak arasına konsun gelincikler
İpince bir ıslığa yerleştirilsin
Türküler süzsün tüveylerinden" demiş şair gelincik tarlalarına uzaktan baktıkça . Ha böyle alıp başını gitmelerin ağrısı hafiflemiş,unutulmuşken tam, sert ve buz gibi çakıllar arasına sıkışmış ama hâlâ güzelliğinden birşey kaybetmemiş görünce de işte böyle durup durup hüzünlenirsin çalınamayan o  her ıslıkta ben gibi,sen gibi ,bilmem daha kimler gibi.


"okunmuş kitap servettir"

"Büyük bir okuyucu olan Molla Bey için kitap da kadın gibi bir şeydi;yani okunduktan sonra başından atılırdı. Yalnız ,biri diğeri gibi rahatsız edici olmadığı için,-kitap unutulmaya razıdır,fakat kadın razı olmaz-bir köşede kendi kendine durmasında bir mahzur yoktu.Ev genişti;okunmuş kitap bir servetti"

Molla Bey'e  kısmen katılmakla birlikte baştan atmalar biraz ağır bi kelime benim için :) Ama öyle okunmuş kitap servetler,köşede durmalarında mahzur olmamalar,hah,onlara bişey diyemem.
Dolaplardakiler mesela,sıkış tıkıştır bir nizam intizam yok ,ne renk ,ne yazar,ne yayınevine göre dizilidir
Ha, buradakiler de öyle ama başımdan atamadıklarımdır bunlar otururken bi esneyip,bi uzanıp ,çekip ,alıp okuyup tekrar yerine koyduklarımdır. Sayfalarında patyalar,karanfiller kuruttuklarımdır.Yenilerin de ilk durağıdır sayfalarına  kızların not yazıp ,resim yapabilmeleri için bekledikleri.
Bugün yeni kitapları dizerken #alazkızım "Nereden alıyorsun bunları?" dedi.
"O elindekini internetten aldım"dedim.
Acıp ilk sayfasına bir şeyler karalayıp burnuna göturüp gözlerini kapayıp kokladı ve "ohh mis gibi internet kokuyor bu kitap"dedi :)
Ne koktuğu konusunda ufak bir yanlış anlama olsada , o kokuyu aldı bir kere,sevdi de  belli:)
#ahmethamditanpınar
#mahurbeste


9 Nisan 2016 Cumartesi

Karanfil Kokulu Tahsin Yücel♡

Gün ,o soğuk kütüphane raflarına dönme günüyse eğer,
onu  bekleyen papatya kokulu Sait Faik 'e karanfil kokmasa mıydı yani Tahsin Yücel ?


8 Nisan 2016 Cuma

...

"Uyku ile uyanıklık arasındaki o belirsiz zamanlarda,bedenimdeki bütün gözlerimle uyanıyorum,
...ve o bütün gözleri olduğu yerde kapatıp,başka bir yerde açmayı düşünüyorum.
Ama o yerin neresi oldugunu bilemiyorum."
#içeriyebakankim #mehmetgünsür


4 Nisan 2016 Pazartesi

O artık bir dokuz♡

#asyakızım #iyikidogdun
Seni bir kitap kahramanına benzeticek olsam bu polyanna olurdu sanırım.
Şiire,ezgiye,doğaya,renklere aşık kızım benim.
Bir pastane pastasının üzerine aldığı tşörtün etiketini kesip yerleştirerek hayalindeki elsalıannalı pastaya sahip olan kızım.
Komşu kızı, hediye almasınlar diye son anda çagırmamıza ragmen ,muhtemelen mahçup olmamak için evden  aldığı iki sayfası yazılmış kullanılmış günlügü getirdiginde,o arkadaşı mahçup olmasın diye "Çok güzel,buna ne güzel şeyler yazarım"diyip öpen kızım.
Şişirilen üç,bes balon ve odaya kapanıp dinlenilen müzik ve ardından bahçede oynanılan oyunla "Bugün yaşadığım en güzel gündü,çok eglendim "diyen kızım.
Mumu üflerken "Allah'ım küçük bahçeli bi evde, küçük bi ağaç evim olsun"...
"ha bir de kardeşimin de o bahçede oynadığı ,küçük bi kedisi olsun." diye dilek tutacagım diyen,küçük hayallerle mutlu olan kızım...
"Arkadaşım günde beş test çözüyormuş o da ne ki ben bütün şairlerin,yazarların adını biliyorum mesela Edip Cansever,
Cemal Süreya,Turgut Uyar,Pablo Neruda,Sait Faik,Hasan Ali Toptaş... Beş tane testi herkes çözer,ama bunları kimse bilmiyo sınıfta"  diye heyecanla anlatan kızım.
Öyle aşkla bakıyorsun ya hayata.
Büyüdügün her yıl,böyle aşkla bakmayı ögretilen, ögrenen çocuklarla kesişsin hep yolların.
Merhametli ,iyi yürekli insanlarla dolsun dört bir yanın.
Seni seviyorum
iyi ki benimsin,başkasının olsan çok kıskanırdım♡♡♡
(Hep söylüyorum yine söyleyecegim,cocuklar ufak şeylerle mutlu olur.Onları kıymet bilmez doyumsuz yapan bizleriz.Bırakın hayal edip ulaşmak isteyecekleri birşeyleri kalsın.Tüm hayallerini önüne sermeyin.)
#not :)) fotograftan #asyakız ve #alazkız ın karakter analizini rahatça yapabilirsiniz :)))


2 Nisan 2016 Cumartesi

Papatya♡

Çalışanları,sandalyeleri ,masaları ,rafları soğuk olabilir şu kütüphanelerin.
Ama kitapları mis gibi sıcak olacak şimdi.
Aldığım her kitabın sayfalarına, yerine koymadan önce bir çiçek gizledim.
Kim bilir kimi,belki de yıllar sonra  alıp,okudugunda kurumuş bir papatyayla gülümsetebileceğim.


27 Mart 2016 Pazar

Sardunya kokularına karışan portakal çiçekleri ♡

"Bugünün aklında kalan en güzel karesi neydi?"dedim "Gül fidesi,defterime yazdıklarım  ve sardunyalar" dedi.
Muhtemelen, sadece15 dakikasını ayırdığımız zamanımızın hepsini,hızlı hızlı yer değiştirerek plastik bir kartı ekrana tutmak dışında bir eyleme gerek duyulmayan ,o oyun salonunda süslü arabalar üzerinde sağa sola sallanarak geçirseydi.
Ne aklında böyle  kareler kalacaktı,ne anları arasına gizlenip yıllar sonra burnuna gelen her sardunya kokusunda tekrar hatırlayacağı,yapraklarını okşayarak parmak uçlarına bulaştıra bulaştıra kokladığı sardunya kokulu bu gün.
ne de kitaplar arasında geçirdiği o uzun zaman diliminde ,okurken gözleri parlayıp parmagıyla aranıp da bulunca heyecanla "Şurayı diyorum,şurayı bi okusana anne ,çok güzel.Burayı yazmalıyım defterime"diyip
defterine düştüğü "Başkalarının mutluluğu sana geçer.İnan ki bu eşyalarını kutulara koyup sonra da onları unutmaktan daha hoştur." satırları
ve çıkışta boynu bükülmüş bir gül fidanını uzun çim yaprakları ve bir çalı parçasıyla sarıp sarmalayışları.

Hayatın tam ortasında gezindikçe her bir an ,bir en güzel kare olup kalıyor işte akkıllarında.
Hasan Ali'm de diyor ya hani "hayat dediğimiz şu muhteşem dağınıklık" iste bu dağıklıktaki güzellikleri farketmeden ,içinde kaybolan insanları mutfak penceresinden izlerken sayıyordu ki bugünün aklında kalan en güzel karelerini ,durup beni kendi sorumla vurdu;
"ya sen ,senin aklında kalan en güzel kare neydi?"
"Söylemeyeyim de göstereyim "dedim ve kaldırımda telaşla ve hızla bi o yana bi bu yana yürüyen adamlar ,kadınlar ,gençler arasında dakikalardır durup dinlene dinlene kaldırım kenarındaki portakal ağaçlarındaki o mis kokulu portakal çiçeklerini iki avcunun arasına alıp alıp koklayan yaşlı kadını gösterdim.
"İşte bu !"dedim "Görüyor musun ?Portakal çiçeklerinin o büyüleyici kokusunu hayat dediğimiz şu muhteşem  dağınıklıkta bir o yaşlı kadın avuçlarına dolduruyor "
Kurduğum cümleden ne anladı bilmem,ama  anlarının her yanını portakal çiçeği kokutan o kadına hayran hayran  baktı ya o bakıştan sonra ben anladim ki bugünün aklında kalan en güzel karelerisine yayılan o sardunya kokusuna ,portakal çiçeği kokuları da karıştı şimdi.


Bu Hikâye Benim♡

"Zaman zaman bazı hikâyeleri,diğerlerine göre daha çok severiz...
Bizim bütün tellerimize değil de,o an hangi telimiz gerginse ,sadece o telin en hassas noktasına dokunan hikâyeler...
Yirmi yıl,otuz yıl önce okumuş olsak da unutamayız onları.
Hatırladıkça varlığımızın temel taşlarını titreten,hatırladıkça gözlerimizdeki ışıltıları çoğaltıp yüreğimizi genişleten...
Başkaları nasıl bakarsa baksın ve ne derse desin,onlar bizim hikâyelerimizdir. Aramıza ne başka hikâyeler girebilir,ne başka insanlar,ne de başka zamanlar.
Doğrusunu söylemek gerekirse,hayalî damarlarla ruhumuzu bu hikâyelere nasıl ve neden bağlandığını da bilemeyiz aslında.
Biri kalkıp,bunlar benim hikâyelerim diyorsa orada zınk diye durmak gerekir zaten;ötesine gitmemek,ayrıntılarını bilmemek nedenini sormamak gerekir."

Benim  hikâyem; Sabahattin Ali'nin Kırlangıçlar'ıydı bir zamanlar
O kırlangıçlar uçup gitti de , giderken  avuçlarima yeni bir hikayeyi,Dut Yaprakları'nı tutuşturdu.
Şimdi zınk diye durmak,ötesine gitmemek,ayrıntılarını bilmemek,nedenini sormamak gerekir.
Zira bu hikâye benim artık.
Bu hikâye,benim...

#hasanalitoptaş #harflervenotalar #sabahattinali


7 Mart 2016 Pazartesi

Lezzetli...

"Okumadım yedim bu kitabı yedim"diye okumustum...
Aynen ne lezzetli bi kitaptı.
"Hepimizın vücudunda fosfor elde edecek elementler mevcuttur. Hepimiz,içimizde bir kutu kibritle doğarız. Ama tek başımıza bunu yakamayız.Oksijen ve mum alevine ihtiyacımız vardır.
Örneğin,oksijen sevdiğimiz insanın nefesinden gelebilir. Mum aleviyse güzel bir yemek,müzik,okşamalar ya da güzel sözlerdir.
Bunlardan biri parlamaya neden olur ve içimizdeki kibritlerden birini yakar.
Bir an yoğun bir heyecan hissederiz.Içimize çok hoş bir sıcaklik yayılır. Bu sıcaklik zamanla yavaş yavaş yok olur.
Sonra yeni bir parlama olur ve içimizde bir kibrit daha yanar.
Bu duyguyu yaşamak isteyen herkes,kendi içindeki patlayıcıları keşfetmek zorundadır.
Bunlar yanarak ruhumuzun beslenmesine yardımcı olur.
Bir kisi eğer kendi tutuşturucularını zaman içinde keşfedemezse,içindeki kibrit nemlenir,hiçbir şekilde yanmaz olur"


5 Mart 2016 Cumartesi

Asyakızımm♡♡♡

Uyandığımda başucumdaydı.
"Hadi"dedi "o en sevdiğin kitaba bakma günü bugün"
Taa Ocak ayında en sevdiğim kitabı sormuştu da bi süprizim var sana diye söyleyip bakmamam için sıkı sıkı tembihlemişti.Ben de kitaplara yaptıkları resimlerdendir yine diye üzerinde durmamış,hatta unutmuştum daha sonra.
Bugün anladım o aylar öncesi gizeminin sebebini. "Kaldığın yerde seni eğlenceli şeyler bekliyor anneciğim "yazılı bi kitap ayracı ve kocaman süpriz pastam,kalbim...
Kaldığım satırlarda eglenceli şeyler bekler mi beni bilmem ama bu aşk dolu kızla rast makamı tadında yıllar beni bekliyor  işte buna eminim. ♡♡♡


Hoşgeldin♡♡♡

O sarı ışığın içinde beyaz beyaz çiçek açmış erik ağacının dalları arasından yağmurun akıp aydınlattığı çatıyı sırılsıklam eden bir geceyle geldin ya.
Hesaplarla kitaplarla,öyle uzun uzun masaya yatırmalarla,musibetlerin ögrettiği nasihatlarla,uğraşamayacagım.
Çok güzel geldin,ne de güzel geldin ,hoşgeldin 36'mm seni gelmiş gecmiş en güzel yaşım ilan ediyorum.


1 Mart 2016 Salı

Ne güzel seni okumak...


Sayfalarının arasından süzülüp,içime dolan huzur kaçmasın diye kaparım gözlerimi.
En güzel cümlelerin ,daha önce hiç okunmamışcasına utana sıkıla gelip aralar da dudaklarımı  gülümserim ,ama gülmem.
Dudaklarımdan dökülmesin,dolanıp dursun da,kalbimdeki ılık sızın hep kalsın bende diye.
#benokurkenben
#kitap


28 Şubat 2016 Pazar

♡♡♡

Keşke o fotoğrafı ben çeksem yada fotograftaki ben olsam dediğiniz fotograflar vardır yada yaşadıgınız o anın fotograflanmış haline rastlayınca bir yerde eski bir tanıdık görmüş gibi bagrınıza bastıgınız.
Hah,işte öyle bir fotoğraftı ,nette  görüp çok sevdigim  buna benzer o fotograf.
Ben çekmedim,biz de olmadık o fotograftaki ama  Asyakız çekti vee o fotograftan bizim de var şimdi. ^-^ ♡♡♡
#4Ekim2015


"Kimilerinin zebani dediği şey bizim tamamlanmamış hayatımızdır"

"Vakit tamam olunca insanın gövdesi bile terk ediyor insanı.
Akıl dediğimiz şey de,uzak ve mahcup bir ışıltı halinde,işte öyle gövdenin arkasından bakakalıyor...
Hayatımı yeniden yaşayacak olsaydım daha çok hata yapardım...

Hatta,laf aramızda ,öldükten sonra bu hayat yakama yapışıp benden hesap soracak mı acaba diye korkuyorum.
Ne dersin böyle bir şey olur mu sence?
Yani hayat tamamlanınca,artık ben tamamlandım diye gelip adamın karşısına dikilir mi?
Belki de dikilir,nereden biliyoruz ki... Belki de,kimilerinin zebani dediği şey bizim tamamlanmamış hayatımızdır...
Bizi sorguya çekecek olan melekler de öyledir belki..."

Kitaplar hakkında soru soruldugunda yorum yapmayı sevemedim hiç.Çünkü bir kitabı oluşturan cümlelere okuyan kişinin o anki ruh haline baglı olarak farklı anlamlar yüklediğini düşündüm.Hatta bir kitap bir kez okunmamalı gibi de gelir , farklı yaşlarda tekrar tekrar okunmalı,her yaşta yüregimize,dokunan cümleler de değişecek gibi sanki.
#hasanalitoptaş'ın bu cümleleri dokundu mesela bana 35'imde ,bakalım başka bi zaman,kimbilir nerde,hangi kelimeler birleşip de degecek yüregimin kimbilir neresine.


27 Şubat 2016 Cumartesi

Benim ögrencilerim

Son dakikalarda okuduğum kitaba sulanan
Kitaba sulanacak kadar okuma bilmediğinden yanıma sokulan
Kendi kitabını uzattığım ayaklarıma oturup okuyan
ve yer kapamadığı için kenarda "Biri kalksa da otursam "diye bekleyen ''Telefonunu verir misin, ögretmenim? Maç yapanları çekecegim"diyerek telefonumu alıp  o sırada bizi de böyle kareleyerek
şimdi baktıgım galeride karşıma  sürpriz sekilde çıkmasına sebep olup ,beni gülümseten çocuklarımla ögretmenim ben.
Öyle karşımda çıt çıkaramayan
Yanaklarımı istedigınde sıkıp,öpemeyen
korkulu saygı duyan çocuklarla değil♡♡♡


Annemin Öğretmediği Şarkılar

Günün en sevdiğim saatleri bunlar ♡
"Annemin Ögretmediği Şarkılar"aldığım günün gecesi son 60 sayfasına kadar okuyup sonra araya 2 kitap sıkıştırıp elime bir türlü geri alamadıgım bir kitap oldu.
Ama bu sıkıldıgımdan degil  kitabın çanta kitabı olmayışındandı.Bu 1-2-3 tıp kitaplarındandı benim algım için en azından :D öyle ortalıkta,durakta,okulda,parkta,çocuklar ayagimin dibinde oynarken anlasılamayan.
Şimdi bu fırsatı buldugumda ve bittiginde  keşke bitmeseydi dedigim oldu ,çok sevdim.
Paranntez içi kelime oyunlarını da ("Yüz(e)mediğim için mi denizi sayarım?Yagmur veya kar ko(r)kusu yoksa iskeleye dek yürürüm")
ayrı bir sevdim iki ayrı film sonu gibi:) onu söylemeden geçemeyecegim.
Ve kitap adından öyle tatlı türk filmi gibi bişey beklemeyin zira içinden sıradışı besmeleli bir seri katil çıkabilir:)

#iyigeceler
#selçukaltun


4 Bardak!

"Çok susadıım!"dedi #alazkız
"E susadıysan git mutfaktan iç bir bardak "dedim
"Yok "dedi "çok susadım ben dört bardak içicem "İyi "dedim "hadi kaç bardak istiyorsan o kadar  iç ordan "
kalkıp mutfağa geldim de harbiden de dört bardak su içmiş a ha ha :)))


26 Şubat 2016 Cuma

Allahsonunuzuaşkeylesin

O zaman tüm Raif Bey olabilenlere saygı ve sevgilerimle...

#allahsonunuzuaşkeylesin
#25şubatiyikidoğdun
#sabahattinali


22 Şubat 2016 Pazartesi

Komşu Kızları

Evi temizleyip,ağacı süsleyip arkadaşlarını topladılar kapı kapı dolaşıp apartmanda.
"Komşu çocuklarını niye topluyorsun eve"diye kızıyorlar bir de bana.
Eve neşe getiriyorlar ,cıvıl cıvıl oynuyorlar hep birlikte oysa.
En fazla makarna yapıyorum lokantamda"Buyrun efendim siparişleriniz"diyerek de kagıt paraları topluyorum sonra.
Hatta teşekkür bile etmeliyim aslında,
çünkü olmasalar elimi atamayacaktım çekmecedeki 2006 Kasım basımı K'lara.
Ve rastlamayacaktım çok severek okudugum Stefan Zweig'in o zamanlar atlayarak okumadıgım,ya da okuyup anımsamadıgım, kahverengı pantolonu ,gri gömlegiyle karısı Lotte ile odalarında sarılmış halde ölü bulunuşuna ve ona otuz bine yakın mektup yazmış olduguna dair satırlar bulunan hayatını anlatan o yazıya.


İyi ki...

#4Ekim2015
Aglayan kardeşinin koridorda gözyaşlarını silerkenkine benzer anlarda tekrar tekrar diyorumki
♡iyi ki
♡iyi ki
♡iyi ki  doğmuş Alazkız ve böylece dünyanın en tatlı ablası yapmış Asyakız'ı
#kızkardeşler
#asyakızım #alazkızım


Bisküvi,çay,sıcak,kitap,dergi=♡=ben

Görse,annemin "Altına bi tepsi al ,ya da bi tabak!"diye söylenecegi bisküvim ve çayım(35 oldum hala peçete arası kıyıntılarla evde dolaşma alışkanlıgimı bırakamadım,bu yüzden kızlar yaptıgında söylenmeye yüzümün olmayışı )onun altında geçmiş hayatımda bir kedi oldugumu düşündürecek kadar sevdiğim sıcagım,
üstünde mühürlü,sayılı kütüphane kitaplarım,yan odada uyuyan kızlarım ,
kucagımda beni  ifade eden ,

İFADEMDİR /Evliyim 
İki çocukluyum
Ozanım
Düzeltirim
Çocuklarımdır 
Bütün çocukları dünyanın 
Evet kaygılıyım 
Çocuklarım için 
Korkmasınlar isterim 
Çalınışından kapının 
Saygılıyım kurallara 
Bu yüzden kurallar 
Saygılı olsun isterim 
İnsana 
Evet ozanım
Çocuklarımdır 
Bütün çocukları dünyanın 
İnsanın insandan
korkmasına karşıyım 
İşte bunun içindir 
Bütün yazıp 
Altına imza attıklarım/

ile #sennursezer'li #pulbiber im e o zaman daha ne isterim


Derya

Ben kitapların içine yazı yazmayı,çizmeyi,hatta küçük notlar düşmeyi çok severim ve hatta boş son sayfalarına kızların resim cizmesine,yazmasına izin veririm.
Her çizgı,her kelime ,her resim ya da içindeki bir kağıt nasıl da mutlu eder beni gülümseyerek o ana giderim.
Geçen gün kütúphaneyi düzenlerken 4.sınıf kitaplarının birinin içınden düştü bu mektup yazan 2 sene önce mezun ettigim Derya.
Çok konuşmazdı Derya,hatta iki kelimeyi biraraya getirip düzgün cümle kurup yazamazdı.
Utanır hemen gözlerini kaçırır basını öne eğerdi.
Kimbilir ne zaman koydu bu mektubu okuyup bana verdigi bu kitabın arasına bulup okuyayim sonra da göz göze gelip ,sarılıp,öpeyim diye teşekkür ederek.
Ama ben hiç bulmadım bu mektubu ,hiç okumadım düne kadar. Ama hiç sebepsiz o kadar çok öpup sarıldım ki mezun olana kadar arkadaşlarına ve ona eminim o mektubu buldugumu düşündü her öpüp sarıldıgımda.


21 Şubat 2016 Pazar

Elveda Alyoşa

"İki bira,bir de çay!Çay neşeli olsun!"
Pişpirik kağıtları,köpüklü biralar,tavşan kanı çay. Dışarda soğuk ,ince,kamçı gibi bir yağmur.
Üstü muşamba kaplı tahta masanın üzerinde arzu... Adamla kadın sevişir gibi iskambil oynuyorlar.
O ,geçmişte kalmış yumuşacık bir hüzün,havayı ağırlaştıran yıpranmış bir nakarat,masanın kenarına ilişmiş,tahta iskemlenin arkalığına asılmış eski bir çanta,
damlarla valelerin uluorta çılgın sevişmesinin tanığı bir yabancı..." #oyabaydar
#elvedaalyoşa


Kız Selda Kaşların Nerede?

#sene1998
"Kız!" dedi "bizim mahallede bi Fevzi abi var berber, tlfnunu vereyim mi?"
"Niye be?Bana ne senin Fevzi'nden" diye berberi bana ayarlamaya çalıştığını düşündüm,yandan iki örgü saçım ,ortası ha birleşti birleşecek kaşlarım ve aşağı dogru inen terlemiş bıyıklarımı aklıma dahi getirmemiş olmamın ,hatta o zamana kadar farkında bile olmamamın da etkisiyle.

Kahkahalarla gülerken o ,ben kalktığımda arkamdan
"Gerizekalı,
Ben ondan hoşlanıyorum  o Fevzi diyor,berber diyor bana birde" derken çantamı unutugumu farkedip geri  döndügümde ,hem gülüp hem olmayan bıyıklarını buruyormuş gibi yaparken görünce anladım aslında bıyıklarım ve kalın kaşlarımdan bahsettiğini
ve utancımdan yerin dibine girip girip çıktığım o gün gittim ilk kuaföre.
Ama görüp ,acır diye cesaret edemeyince sıram gelmeden çıkıp doğru eve gidip falım sakızla ve annemin çekmeyen cımbızıyla almaya çalıştım kaşımı gözümü.

Ertesi gün gidince dershaneye
hemen kantine çıkıp kaşımı gözümü göstereyım derken görüp
yine gülmeye başladı
Kız!dedi ,Selda kız ,kaşların nerde?
Hah işte o yerin dibinden hiç cıkamadığım o haftadan beri incecikti kaşlarım benim ve düzeltememiştim ama artık yavaş yavaş 16 sene sonra da olsa  berber Fevzilik kıvama geliyor mu ne? :D


...

"Herkesin,
Bir umudu vardır.
Bir savaşı,
Bir kaybedişi,
Bir acısı , 
Bir yalnızlığı,
Bir hüznü…
Çünkü; 
Herkesin bir gideni vardır,
İçinden bir türlü uğurlayamadığı…"


Vücudumun Yarısıyla İlgili Ciddi Problemlerim Var

#12eylül2015
Vücudumun diğer yarısıyla ciddi problemlerim olduğunu düşünmeye başladım.
Bir gözümü açsam , diğeri ;
"Kapat şu kapağı !"diyor araladıgı öbür kirpik aralarımdan.
Bir kolum kalksa, diğeri ;"N'olur beş dk daha."
Saçımın sağ tarafını kulak arkama atsam ,diğeri; " Sıkıştırma beni buralara daralıyorum"diyip alıp başını dağılıyor yüzümün diğer yarısına.

Bir yanım "Hadi kalk elini yüzünü yıka,bi filme git ya da ne bileyim bi müzik aç "diyor da
sol yanım aşırıp pikeyi kafasından "Hiç canım istemiyor, takıl sen ,bakma bana..."


Günlerin Köpüğü

#mayıs2015
"Anı yoktur. Anıların kendisinden kaynaklanan, başka bir kişilikle yaşanmış, bir başka hayat vardır.Gerçek zaman, eşit saatlere bölünmüş, mekanik bir yapı değildir. Tüm bunların sonunda burnunuza gelen şey, "Katmerli papatyaların ateşte yanan kalplerinin kokusu” olacaktır"demiş Ferhan Şensoy gırdiginde hayatınıza sözler ya da cümleler arasında o kadar çok yazar,şarkı ve filmle tanışıyorsunuz ki işte o tanıştıklarımdan sadece bir tanesi olan #borisvian
"...ve ona bir şeyler söylediğim her seferinde o da: Ben de diye cevap veriyordu...
ve tabii karşılıklı olarak...
Sonun da sırf varoluşçu bir deney yapmak için ona:
Sizi çok seviyorum dedim ve o da:
O o dedi!
Deney başarısız oldu...
:):):)


20 Şubat 2016 Cumartesi

Ben de seni

#16eylül2015
Sarıldık her gece oldugu gibi kolu bacagı üzerimde bir koala misali.

Sohbet ettik her gece oldugu gibi sevimli sevimli.
"Seni seviyorum "dedim yine her gece oldugu gibi ve yine sesimiz incele incele devam ettik
"Ben de seni"
"Ben de senii"
"Ben de seniii"

Derken gözleri kapandı her zamanki gibi
"Oyy kuzum benim"diyip öperken kıpırdadı dudakları ,gözler kapalı
"Ben de senii"
"Sen balımsın benim"dedim.
yine
"Ben de senii"
"Seni ısırırım kız bak şimdi"dedim,
yine yeniden aynı tonda "Ben de senii"

ve devam etti her sevgi cümlesine karşılık "Ben de senii"

Gülmeye başladım bu defa her gece olmadıgı gibi
"Hay beni eşekler kovalasın kız"dedim

cevap???
:D :D
"Ben de senii"


Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü

"Bir sahaftan başka bir sahafa düşmeden katledeceğim hikayenizi.Siz,ölülerinizi değil,kendinizi yıkayın"

Aiyy , bir deli-sıradışı-yazar daha bulmanın heyecanındayım.
Asya uyurken "Gel yanımda oku"dediydi de öyle rastgele elime aldım dı bırakamadım da yarıladım.
Ters çekilmiş fotografları evirip çevirip dogru yönünü bulup da öyle anlarsin ya aslında ne oldugunu hah işte öyle :)))
Size iyı geceler ben beynimi evirip çevirip ne anlattıgını anlamaya çalışayım


Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

#kasım2015
Yüzyıl öncesi aşkları iyi ki böyle tatlı,böyle naif yaşanmışsınız ve fakat bunu nasıl başardınız :/
Nasıl iyi geldin bir bilsen #bilinmeyenbirkadınınmektubu
"Bir tel gibi gergindim ve varlığının ona her dokunuşuyla tınlıyordum.
Hep senin etrafındaydım, hep gergin ve hareketliydim; ama sen beni ancak cebinde taşıdığın ve karanlıkta sabırla senin saatlerini sayıp ölçen, yollarında sana duyulmayan nabız atışlarıyla eşlik eden ve senin acele bakışlarının saniyelerin tik taklarının ancak milyonda birinde yöneldiği saatin yayının gerginliğini hissettiğin kadar hissedebiliyordun."


19 Şubat 2016 Cuma

Adımlar

Boyalı Kuş'unu 20'li yaslarımın ortasına yakın biyerlerde son sayfasına kadar ensemden ince ince dökülen kaynar su eşliginde saplanan bir bıçagın ara ara çevrile çevrile, yavaş yavaş ve  aniden sertçe sokulduğu hissiyle okuyup bitirdiğimde
"Manyak bu adam !"demiştim."manyak!"
Bir süre sonra hayatını okuyunca da "Az bile yazmış"
Ve baktım da kitaplığıma,dedim ki
Eski yazarlardan okuduklarım içinde ,eceliyle ölen aklı başında yazar ne kadarda azmış.
Sonra da amaan aklı başında adamdan da yazar mı olurmuş  ya !:))

#jerzykosinski
#adimlar
#boyalıkuş
#thepaintedbird


Ruhuna Git!

Sıklıkla yaptığım birşeydir aslında başka birşeyle ilgilenirken kitaplık yanında oturuyorsam eger elime gelen ilk kitaptan herhangi bi sayfayı açıp birkaç cümle,yada öyküyse eger bu kitap rastgele bir öykü okuyup okuduklarımı üzerime alınıp geri yerine koymak.
Bugün de Asya'yı beklerken Alaz'ın yaptgi resme dergiden devekuşu kesip ,aldım elime daha önce okumuş oldugum Elif'i ve okuyup altını maviledim gözüme ilk çarpan şu cümleleri;
"Insanın belleginden yakasını kurtarması büyük emek ister,
ama bunu başardıgında sınırlarının zannettiğinden çok daha geniş oldugunu görürsün.
Adına Kainat denen,bütünün icindesin. Geçmişine değil,ruhuna git.
Kainat pek çok değişimden geçerek tazelenir. Bu degişimlerın her birine hayat deriz.
Fakat nasıl hücrelerin değiştiği halde sen aynı kalıyorsan zaman da geçip gitmez,sadece değişir."
#07aralık2015


Dünyan Nerede?

#28Aralik2015
"Neden serçe parmağına bakıyorsun,dedim ve o da bana,
yalan dünya dediğimiz şu dünyanın nerede birikeceği belli olmuyor ki dedi.
Şimdi dünya senin serçe parmağında mı birikti ,diye sordum.
O da ,zaten dünya büyük bir şey  değildir Hasanım Ali,
kimi zaman sevdiğimiz insanın yüzü,kimi zaman hayal edilen
bir dokunuşun büyüsü,kimi zaman da kapıldıgımız hevesin genişliği kadardır."
diyen sayfayı okurken geldi #alazkızım anne uyuyalım mı ,diye.
Yatakta aklımda dönüp duruyordu hala satırlar da birden Alaz'a sordum.
Alaz senin dünyan nerende?
Eli gögsümdeydi .
Anlamadı muhtemelen ama eliyle dokunup,işte ,dedi.Burada!
Benim kalbim mi?derken burnunun ucunu yaklaştırdı dudaklarıma .Hı hı kalbin ,diyerek.
Güldüm öptüm burnunun ucunu
"Işte benim dünyamda şimdi senin burnunun ucunda ."
Uyudu ,tam üzerini örterken Asya geldi sonra.
Iki kaşının ortasını gösterip,aglayarak anne başım ağrıyor,diye.
Kalktım sarıldım iki kaşının arasından öptüm.Masaj yaptım alnına.

Dünyam mı?
Şimdi Asya kızımın agrıyan iki kaşının tam ortasında.

#hasanalitoptaş


Aşkın Metafiziği

Şu ayracı arıyordum Aşkın Metafizigi kitabının şu sayfasının arasından çıktı sonra,ve
"Öznel bir ihtiyaç olan cinsel dürtü,çok akıllı bir tarzda nesnel bir hayranlık maskesini takmayı ve bu yoldan bilinci aldatmasını
iyi bilir.Çünkü doga bu amaç ve hedefleri için bu savaş hilesine muhtaçtır.
Ne var ki bu hayranlık isteği ne kadar nesnel ve kendisini yüce gösteren bir badananın arkasına
saklanırsa saklansın,her aşık
olma durumunda,belli bileşim niteliklerine sahip bir bireyin üretilmesini amaç olarak kovalar.
Burada tayin edici etmen bir çocugun dünyaya getirilmesi.
Taraflar bilincinde olmasalar da ,bütün o aşk hikayesinin gerçek amaç ve hedefidir.
Bu amaç ve hedefe hangi yol ve tarzdan ulaşılacagı işin önemsiz yanıdır"diye daha uzuuun uzuun bi kitap boyu anlatmış da anlatmış. #arthurschopenhauer de ben özetleyeyim daha mezun olamamış bir Felsefe öğrencisi olarak ;
"Aşk bir vişne ye ye kişne. Aşk bir sudur iç iç kudur. Aşk bir sabun köpürt beni Pakize"diyor kısaca kendisi.
Al sana aşkınfelsefesi #arthurschopenhauer ciğim :D :D


Rüküşler

"Nasıl olmuşuuzuz" ,dedi
Ay,dedim ne ara giydiniz bunları
çok güzel olmuşsunuz (Töbe Allah günah yazmasın ne çirkin ve rüküş  olmuşlar :D :D :D)
"Hıh!" dedi
"yemek yapacagına bize baksaydın görürdün güzelligimizi şekerim!!!"


Çocuk Doyumsuz Dogmaz!

Asya'ya yine de abartı olmamakla birlikte durduk yere kıyafet ve ayakkabı almaları evet ben de yaptım ilk zamanlarda.
Ta ki Asya 3.5  4yaşlarındaydı sanırım, yeni aldıgım bi elbiseye burun kıvırana kadar.
O zaman "Napıyorum ben!"dedim
Alaz'la birlikte Alaz Asyanınkilerle büyümeye başladı ve kıyafet alımı bayramdan bayramaya ve ihtiyaç oldugunda olmaya basladı.
Artık yırtılmadan,eskimeden bir yenisi alınmıyor.
Ve böylece günlerce yeni ayakkabı hayalı kurulup magazaya giderken
"Ay çok heyecanlıyım anne"cümlesi kuruluyor.
Ve ayakkabı ayakkabılığa konulmaya kıyılamıyor.
Çocuklar doyumsuz,memnuniyetsiz dogmuyor oysa
Onları biz kıymet bilmemeye,yetinmemeye alıştırıyoruz .
Çıtayı her defasında yükselterek ve
istemeden,ya da her istedigınde kıyafetlere,ayakkabılara ,oyuncaklara boğarak.


Bir Gülümsemeyle Başlar Tüm İyi Şeyler

Damlalarımla kalbimdeki küçücük su birikintime her gün yeni damlalar bırakıp bulanıklaşmasına izin vermemeye çabalarken #damladakiokyanus a da düşsem diye düşündüm.
Biriktirdiklerimi de boşaltıp okyanusuma
Ilk önce "Günaydın!"dedim evi sular içinde kalmış bir miniğe, o farkında değildi ,aslında umrunda da değildi annesine bıraktıklarımın,uykudan yeni uyanıp rengarenk onlarca balonu ellerinde görmek yetmişti ona.
Sonra,dedim iyilik yapmak için iyi olmalı önce insan
iyi olmak için de herşeyden önce gülümsemeyi bilmeli ve sarılmanın gücünü.
Kücücük gülümseme kartlarımızı ve son cümlesi
"Daha parlak,neşeli bir güne ve güçlü bir kalbe ulasmak için kollarınızı açmaya hazır mısınız " olan bildirilerimizi♡ aldık elimize okul dönüşü #alazkız ile  ve bisikletle dolaşırken bıraktık
geçtiğimiz ,durup dinlendiğimiz yerlere ve döndügumuzde asansöre

Şimdi bu kartları tesadüfen bulup görenlerin ,gülümseyip,sımsıkı sarılmak için sevdiklerine hiçbir bahaneleri kalmamıstır.
Ya da "Hangi manyak bırakmış bunu buraya"diyip buruşturup atmışlardır.
Olsun o gülümseyip,sıkı sıkı sarılmanın gücünü göz ucuyla da okudu ya onlar iflah olmazlar artık :)))


Bil Ki Hayat Virane


"Konuşmadan yürüdük bilmiyorum.Bir yerden sonra artık yürümenin ahengini yakaladık.Yürümenin kendisi olduk.Bizim beraber yürümemizden başka bir şey yoktu sanki dünyada.Ne desek olmayacaktı sanki.Ben ne diyecegimi bilmediğimden ,o tek bir laf etse beni ortadan ikiye biçecekmiş gibi hissettiğinden konuşmadık.
Hiç konuşmadık.Fakat konuşmamanın rahatsızlığını hiç duymadık.
O beraber yürüme ,söyleyeceklerimizin yerini almış,her bir adımımız birer kelime olmuş,birlikte denize,sonra birbirimize bakmamız birer cümle sonu gibi gelmişti bize."
diyor
Sonra "Sabah ,içine sedef ışıkların dolduğu bembeyaz,ılık bir yatakta onunla uyanmak..." 

Sonra ,sonra da bu naif cümleler öyle tatlı tatlı gezinirken içimde ağız dolusu edilen ağır küfürler bile bir hafif geliyor da şaşırıp
Bu nasıl polisiye, lan!!! diyorum kendi kendime .
Sonra; Ahh ,ah bu nasıl bir polisiyeydi laan...
Ve sonra son sayfaya dokunup kapattığımda
Vaay bee bu nasıl bir polisiyeydi böyle  ulan!
#bilkihayatvirane #ilyasbarut
#kdergi #bukowski
#iletişimyayinlari


13 Şubat 2016 Cumartesi

Ruhu Var Her Varlığın

#1990
Üzerini örterdim çatal kaşıkların gece üşümesin diye.
Terlikleri tekinden ayrı koyamazdım üzülürler diye
Dalını kırsam ağacın sarardım kırık  çok acır diye
Ve akan reçineyi gözyaşı sanıp  ağlardım ağrıdan ağlıyor diye
Ormanda bulup kibrit kutusunda eve getirdiğim yağmur böceğinin
o zamanların Küçük Ceylan'ının "Geceler çok soğuk ,sessiz ve karanlık
Üşüdüm üstümü örtsene anneeem"
şarkısını söylediğini iddaa edip ertesi gün erkenden babama aldığım yere geri bıraktırdım,annesi çok özlemiştir şimdi diye.
Ve bu anıları arkama alarak
Bu ağaç bu şarkıyı söylüyordu desem
düşünmeyeceğinizi ümit ediyorum bu kız deli mi ne diye

#çalanşarkıysaefkanşeşen ve demisken aklıma geldi birden
#1999 Üniversitedeyken  konsere gelmişti konser bitip  bi çorba içmek için şehre inerken bizim arkadaşlarla. bi grup kız durdurmuş arabayı ve sormuş Efkan Şeşen'e "Paaardın buralarda bi anfi varmış ,Efkan Şeşen'in konseri varmış bize gösterir misiniz acaba nerede?"diye
ve göstermiş Efkan Şeşen
Yolu takip edin, duragın arkasındaki bina,benim yerime de dinleyin,diye

Bu anı da yazarları,kitapları internette dolaşan birkaç cümleden ibaret sanan ve o cümlelerle tanıyan şimdiki bağzı gençlere gelsin benden.
Şimdiki gençler mi dedim been:/
Aman Allah'ım bu ninemin  başlangıç cümlesiydi ya benim :/ :/
#okulyoluvideosu


Hay Benim Geçmişime!

#14ocak2016
Ben yine böyle tatlı tatlı anlatırken
ve oynarken kızlarla çocukluğumun gaz lambası loşluğundaki oyunlarını
Anneee! dedi
Ben senin geçmisini de geleceğini dee

Bende bi bet beniz attı
gözler büyüdü
bıraktım oyunu
kalbimin çarpımı karekökünü de alıp ekleyip üzerine, o hızla aldı başını gitti de nefes alamadım
A ha dedim küfür edecek
Senin geçmişini de,geleceğini de yeter be kadın!
Bi rahat bırak da çağımıza ayak uyduralım töbe töbee
diyecek herhalde şimdi ,diye düşünürken o bir saniyelik esde

Görmeyi çok isterdim. Öyle güzel anlatıyorsun ki film gibi seyretmek istiyor canım, diye devam etti söze paraları atış için dizdiğinde
Ohh dedim bi
ohhh
ve
betimi benzimi de
gözümü de
kalp ritmimi de oyun başındaki hallerine geri yollayıp
Haydi ,dedim Alaz
Haydi kaleci olma sırası sende. :)


Can Bulan Çizimler

Sahip olmasındansa başkalarının kusursuz  90-60-90  hayallerine ,kendi hayalleri can bulsun ellerinde dedim.
Çizimleri pamuk pamuk ellerinde şimdi.♡♡♡


Bir Sokak Gibi Düşünmek Hayatı

#18aralık2015

Babası ve Asyakızım'ı kazandıkları voleybol 1.liği sarhoşluguyla başbaşa bırakıp salonda.
Sıkılan Alazkızımla yürümeye basladık eve doğru sokak aralarinda.
Sıkıldı "uff "dedi "yürümek ne zor"
"Biz "dedim "çocukken her yere yürüyerek giderdik.Bak gör şimdi yürürken ne güzel şeylerle karşılaşacagız"
Önce plastik bi şişeyi top niyetine kullanıp, paslaşarak yolu yarıladık.
Agaç üstüne tünemiş tavukları görünce bıraktık
Zira çok şaşırdı "Aa !" dedi "tavukların ağaç evi varmiş"
Plastik şişeyi yolda buldugumuz bi posete koyup aldık.Çöp degilmiş o atıkmış. Okula atık götürürse yapboz kazanacakmış.
"Bak "dedim "yürümek istemiyordun sokakta ne çok şeyle karşılaştık"
"Aa !"dedi "bak sokakta bakkal varmış.Tüplü çikolata da alalım mı?" Şimdi tüplü çikolatasını yemek için çorbanın pismesini bekliyor.
Ben beklerken bi sayfa açtım yine rastgele her zamanki gibi ve
ilk satır;
"Bir sokak gibi düşünmek hayatı..."
diye başlıyor.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...